Yeni siyasal arayışlar ve Kürtler (2) aktörler (*)

Katılımcıların nerdeyse tamamı, daha güçlü bir siyasi alternatif oluşturulabilmesi için bu iki grubun birlikte hareket etmesinin şart olduğunu ifade ediyor. Çoğunlukla aynı kaynaktan beslenecek olan bu iki grubun birleşmemesi halinde, iki farklı partinin etkisinin sınırlı kalacağını belirtiyorlar. Bütün kapıların zorlanmasına rağmen eğer iki grup ortaklaşmaz ise, Gül-Babacan merkezli oluşumun başarı şansı daha fazla bulunuyor.

03.06.2019 08:51
Vahap-Coşkun

vahapcoskun@gmail.com

 

Rawest Araştırma Merkezi’nin çalışması, yeni bir siyasi parti için adı geçen üç aktörün halk nezdinde nasıl bir izlenim bıraktığına dair değerli bulguları da ihtiva ediyor. Her üç aktörün bundan sonraki siyasi kariyerine tesir edecek müspet ve menfi özellikler şu şekilde özetlenebilir:



Gül: Mevcut AK Parti’nin zıt kutbu

 

Abdullah Gül’ün en güçlü tarafı, AK Parti’nin bugün temsil ettiği kutbun zıddı olarak görülmesi. Hem AK Parti’ye hem de HDP’ye oy veren Kürt seçmenlerin zihninde Gül, genel olarak, AK Parti ve Erdoğan’ın mevcut siyasi duruşuna karşı AB normlarını, demokrasi değerlerini, ılımlılığı ve ekonomik refahı anımsatıyor. 

 

Nitekim 24 Haziran seçimleri döneminde Rawest’in yaptığı araştırmalar da bunun teyit ediyordu. Söz konusu araştırmalar, Gül’ün seçimlere girip ikinci tura kalması halinde, bölgedeki dört büyükşehirde (Diyarbakır, Mardin, Urfa, Van) Demirtaş’ın ilk turda aldığı oydan daha yüksek oy alacağını gösteriyordu. 

 

Buna mukabil insiyatif alamaması ve zamanında harekete geçememesi Gül’ün zayıf tarafı olarak sayılıyor. Gül, hem vaktinde Erdoğan’a karşı tavrını gereği gibi ortaya koyamadığı hem de yeni bir siyasal hareket başlatmakta geciktiği için eleştiriliyor. Harekete geçmekte geciktikçe yeni bir siyasi heyecan yaratma şansını da kaybedeceği ifade ediliyor. 



Davutoğlu: Hoca 

Araştırma, Ahmet Davutoğlu’nun üç önemli artısının olduğunu vurguluyor:

  • Bölgede çalışan, kadro ve fikir üreten neredeyse bütün İslami grup ve cemaatlerin üzerinde Davutoğlu’nun müspet bir algısının olması; 
  • Sahada görünürlüğü ve teşkilât/taban düzeyinde yol kat etmesi;
  • Yakın dönemdeki başbakanlık hafızasının olumlu etkilerini kullanabilme olanağı. 

Davutoğlu’nun eksileri de üç başlık altında toplanabilir:

  • HDP tabanında Davutoğlu’na yönelik ciddi bir önyargı var. Davutoğlu ismi, bu kesimde çözüm sürecini ya da müzakereyi değil, hendekleri ve çatışmaları çağrıştırıyor. 
  • Suriye’de gelinen nokta Davutoğlu’nun eseri olarak görülüyor. Suriye iç savaşından kaynaklı sorunların müsebbibi olarak Davutoğlu’nun dış politikası gösteriliyor. 
  • İki yıllık başbakanlık deneyimine rağmen Davutoğlu hâlâ bir politikacıdan ziyade bir teorisyen portresi çiziyor. 


Babacan: Ekip adamı 

 

Ali Babacan’ın elini güçlendiren üç özellik var: 

  • Hem AK Parti hem de HDP tabanında, Babacan’a nötr bir yaklaşım söz konusu. Ekonominin krize girdiği bir dönemde, Babacan’ın iyi bir ekonomik öyküye sahip olması ve adının güçlü ekonomik geçmişle özdeşleştirilmesi, ona olan ilgiyi artırıyor. 
  • Merkez siyasetçi kimliğinin Müslüman/dindar kimliğine baskın olması, Babacan’ın daha geniş kesimler tarafından benimsenmesini kolaylaştırıyor. 
  • Erdoğan gibi tek adama dayalı ve sert yönetim tarzına duyulan tepkinin artması, Babacan gibi yumuşak, tek adam iddiası olmayan ve bir ekiple çalışan siyasetçilere duyulan sempatiyi yükseltiyor.  

Elini zayıflatan özellikler babında ise şunlara değinilebilir:  

  • Babacan, Gül ve Davutoğlu gibi bir “lider” görüntüsü vermiyor. Onlar kadar tanınmıyor, tek başına liderlik yapabileceği ve bir siyasi kavga verebileceği konusunda onlar kadar güven telkin etmiyor. 
  • Babacan’ın Davutoğlu gibi teşkilât ve düşünsel alt yapı oluşturamayacağı belirtiliyor.  
  • Erdoğan’ın karşısında Babacan tipi bir liderliğin tutunmasının daha zor olacağı düşünülüyor. 
  • İç politikada ve ekonomide bir rahatlama yaratacağı düşünülse de, Babacan’ın dış politikadaki becerileri ve yapabilecekleri konusunda bir belirsizlik, kararsızlık dillendiriliyor. 
  •  

Birlikte daha güçlü

 

Katılımcıların nerdeyse tamamı, daha güçlü bir siyasi alternatif oluşturulabilmesi için bu iki grubun birlikte hareket etmesinin şart olduğunu ifade ediyor. Çoğunlukla aynı kaynaktan beslenen/beslenecek olan bu iki grubun birleşmemesi halinde, iki farklı partinin etkisinin sınırlı kalacağını belirtiyorlar. Her iki grup da bunun farkında olsa gerek; her ne kadar birlikte hareket etme ihtimalleri düşük görünse de kapıyı tamamen kapatmıyorlar. Kendilerini destekleyen tabandan tazyik gelmesi halinde birlikte olabilme ihtimalini de göz önünde bulunduruyorlar. Onun için de birbirleri aleyhinde konuşmuyorlar. 

 

Bütün kapıların zorlanmasına rağmen eğer iki grup ortaklaşmaz ise, Gül-Babacan merkezli oluşumun başarı şansı daha fazla bulunuyor. Bununla beraber araştırmada, Davutoğlu görece “daha hırslı ve aceleci,” Gül ise “fazla yavaş ve rahat” olarak nitelendiriliyor. Dolayısıyla Davutoğlu’nun daha erken ortaya çıkıp bir rüzgar estirmesi halinde, Gül-Babacan’ın yerleşmesi beklenen alanı kapması da güçlü bir ihtimal olarak zikrediliyor.   



Öyle ya da böyle, görünen o ki yaz sıcak geçecek. 

 

(*) Independent Türkçe, 31.05.2019

https://www.independentturkish.com/node/37491/t%C3%BCrkiyeden-sesler/yeni-siyasi-aray%C4%B1%C5%9Flar-ve-k%C3%BCrtler-2-akt%C3%B6rler

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.