Osmanlı'dan Cumhuriyet Türkiye'sine intikal eden milliyetçi bakiye

Cumhuriyet rejiminin inşa etmeye çalıştığı tek bir etnik temele dayalı Türk modern ulus-devlet projesinin oluşturulmasında Türk Yurdu'nda ortaya konulan milliyetçi ideolojinin içeriğini teşkil eden birçok unsurun o dönemde işlevsel bir şekilde kullanıldığını görüyoruz.

25.08.2016 09:21
Ümit-Kurt

umit105@gmail.com

 

Özellikle erken dönem modern Türk milliyetçiliğinin ideolojik öncüllerinin ve temel parametrelerinin şekillenmesi bakımından Türk Yurdu ve Türk Ocağı gibi süreli yayınların son derece önemli bir işlev gördüğünü söyleyebiliriz.

 

20. yüzyılın ilk çeyreğinde bilhassa Rusya doğumlu, Batılı anlamda modern eğitim almış ve kendini "Türkçü" olarak tanımlayan "münevverlerin" teşkil ettiği en başta Türk Yurdu ve diğer süreli yayınların dil ve edebiyat alanında palazlanmaya başlayan Türk milliyetçiliği ideolojisine siyasi de bir ton katarak sistematik bir fikriyat haline getirdiğini görüyoruz.

 

Akçuraoğlu, Türk Yurdu'nun Türk ırkının menfaatini her daim muhafaza etmek; çeşitli Türk halkları arasında dostluk bağlarını kurmak saikiyle kurulduğunu ifade ediyor. Yalnız burada Akçuraoğlu'nun yine altını çizdiği bir nokta daha var ki bu derginin kuruluşundaki esas motivasyonu bize gösteriyor. O da şu: "Türk Yurdu, Osmanlı İmparatorluğu'nun merkezinde, Türk unsurunun siyasi ve iktisadi haklarını savunacak, Türk milliyetçiliğini yaymaya bağlı kalacaktır."

 

Akçuraoğlu'nun bir ırk ve kavmiyet olarak Türklüğe yaptığı bu vurgunun Osmanlı İmparatorluğu gibi çok etnisiteli ve dinli bir yapının 1911'den sonra nasıl bir noktaya geldiğini düşünmemiz açısından önemli olduğunu kanaatindeyim.

 

Daha önce de zikrettiğim gibi dergide mesai harcayan aydınların önemli bir kısmının Cumhuriyetin kurucu elitleri tarafından da kabul gördüğünü biliyoruz. Cumhuriyet rejiminin inşa etmeye çalıştığı tek bir etnik temele dayalı Türk modern ulus-devlet projesinin oluşturulmasında Türk Yurdu'nda ortaya konulan milliyetçi ideolojinin içeriğini teşkil eden birçok unsurun o dönemde işlevsel bir şekilde kullanıldığını görüyoruz.

 

Bu minvalde belirgin bir düşünsel ve fikirsel süreklilikten söz etmek mümkün. Ancak tabii ki burada göz ardı edemeyeceğimiz kopuşlar da var. Özellikle Cumhuriyet elitlerinin siyasi projelerine ideolojik destek ve meşruiyet sağlamaya girişen "eski" Türk Yurdu aydınlarının bu yeni dönemde gerek Türkçülük ve İslamiyet gerekse de ırk ve Panturanizm ile ilgili düşüncelerinde bariz farklılıklar var.

 

Cumhuriyet'e geçişle birlikte Türk milliyetçiliğinin Kemalist varyantıyla karşılaştırmak bakımında örneğin şöyle bir iddiada bulunabilirim: Benim Türk Yurdu ekseninde ve 1911-1916 arası dönem özelinde gözlemlediğim dergide yazan Türkçü aydınların laiklik anlayışının çok daha dünyevi ve seküler bir temele oturduğu ve dinin hiçbir biçimde devletin kontrolünde olmaması gerektiği yönünde fikirler öne sürmeleri. Bunun Kemalist Türk milliyetçiliğinin laiklik perspektifinden ciddi derecede farklılık arz ettiğini söyleyebilirim.

 

Son bir nokta: derginin kendisinden ziyade Cumhuriyet elitlerinin zihin dünyasının aslında Türk Yurdu'nda oluşturulmaya çalışılan milliyetçi ideolojiyi etkilediğini görüyoruz. Zira, Cumhuriyet dönemindeki Türk milliyetçiliği hem Panturanizm hem de Panİslamizmi dışlıyor. Oysa ki Türk Yurdu'nda her iki fikriyat da ciddi ciddi benimseniyor.

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.