Uçtu, uçtu…

Samsun’da her şey havada uçtu. Uçanlara bakmaktan, toplanmamıza vesile olan zeminde oynanan futbola dikkat kesilemedik. Maytaplar, meşaleler havada uçtu… O da yetmedi kelebek bıçak fırlatıldı. ‘’Ya o bıçak bir futbolcuya değseydi’’ diye aklımdan bile geçirmiyorum bile. Yetmedi, en son taraftarlar sahaya uçtu…

09.08.2017 10:08
Tuncer-Köseoğlu
DAHA DA YAZMAM
tuncerkoseoglu@gmail.com

 

Bir futbol dilencisi için en sıkıcı ay nedir diye sorsanız, futbolsuz geçen iki yaz ayı derim.  12 aya göre çok kısa sayılan bu iki ay o kadar uzun gelir ki günleri say say bitmez.  Bu yaz öyle olmadı ama; futbolun içinde mi dışında mı olduğu tartışılır öyle bir iki ay yaşadık ki her şey havada uçuştu. Uçanlar hızını alamamış olacak ki en sonunda Süper Kupa maçında sahaya ‘kelebek’ tabir edilen bıçak uçtu. Kelebek özgürlüğün timsali bir kanatlı; finale de sahaya bıçak atılacaksa ‘kelebek’ yakışırdı, o da kalktı tribünden yeşil zemine uçtu…

 

Çok acayip, heyecanlı olaylar yaşadık bu yaz; milli takım kaptanı Arda Turan, uçakta gazeteci  Bilal Meşe’ye “Ulannn Bilal Meşe…” diyerek uçtu. Sonra kaptanı olduğu milli takımdan uçtu…

 

Kaptan böyle yapar, onu yöneten teknik direktör durur mu? Fatih Terim damadına yanlış yapan kebapçıya ‘haddini bildirmek için’ adamlarıyla Bodrum’dan Alaçatı’ya uçtu. Bu ‘had bildirme’ başarısızlıkla sonuçlanınca o da Milli Takım’dan ve Türk Futbolunun başından uçtu. Oysa biz imparatoru ilelebet başımızda görmek isterdik!   

 

Önce Galatasaray’ın kasasından olmayan paraları uçtu. Bir milyarın üzerinde borç kaldı geriye. Kimse bu uçan paraların hesabını sormadı.  Sonra, Riva, Florya gibi değerli mal varlıkları uçtu. Kulüp Başkanı uçan mal varlıklarından duyduğu heyecanla “ Siz hiç merak etmeyin uçaklar inip kalkacak” dedi…  Dediği gibi de oldu uçaklar bir yerlerden bir yerlere uçtu. Yüksek maliyetlerle futbolcular indi Atatürk Havalimanına, omuzlarda karşılandı. Sonra, adını ilk kez duyduğum bir İsveç takımıyla eleme maçı oynandı, tur uçtu… Galatasaraylılar, yeni alınan bir futbolcunun maliyeti kadar takıma elenme  şokunu yaşarken, onlar turla İstanbul semalarından uçtu…

 

Galatasaray da bu yaz uçmalar bir türlü durmadı, gelenler olduğu kadar gidenlerde oldu. İstenmeyen adam edilen Wesley Sneijder mecburen uçtu.  Sneijder’in uçuşundan geriye yönetime duyulan öfke,  kalbi kırık ve en ufak bir başarısızlıkta yönetime karşı öfke duyacak patlamaya hazır taraftar kaldı… Yaz boyunca bolca uçan Galatasaray, elinde saatli bombayla sezona girecek. Uçtu, uçtu uçamadı; ne olur bilinmez…

 

Galatasaray böyle de diğer takımlar farklı mı? Geçmişin kaliteli oyuncuları, son kullanma tarihini büyük ikramiyeyle taçlandırmak için Türkiye’nin değişik kulüplerine uçtu. Türkiyeli emeklilerin tekaüt aylığı enflasyondan uçarken, kulüplerimizin kasalarındaki olmayan paralar bu emekliliği gelmiş futbolcuların ve menajerlerinin ceplerine uçtu. Biz  ‘ihtiyarlara yer var’ derken, izlemekten büyük keyif aldığımız 20 yaşındaki Cengiz Ünder Roma’ya uçtu. 

 

Bol uçuşlu yazda en çok ‘euro’ uçtu. Uçuş piyasasında ‘euro’ o kadar çok telaffuz edildi ki, nefret geldi bu para biriminden. Her şeyin satın alınabildiği günümüzde, çok sevdiğimiz futbol da ‘euro’ ile birlikte uçtu…

 

Haftaya ligler başlıyor. Galası Samsun’da Beşiktaş ile Konyaspor arasında yapıldı. Pazar gecesi yaşananlar, bu yazın hatta futbolumuzun özeti gibiydi… Son yıllarda çok güzel spor tesisleri yapıldı. Betona verdiğimiz önemi, yeşile vermediğimiz için olmalı ki, yeşil zemin futbolcuların kramponların altından uçtu. Bu kadar güzel ve pahalı tesisleri yapıp, futbolun olmazsa olmazı çimlerin zemine oturmaması,uçmayla bağlantılı olsa gerek. Kendimizi olduğumuzdan yüksekte görme alışkanlığından bir türlü zemine inemiyoruz, krampon altından uçan çimler gibi…

 

Samsun’da her şey havada uçtu. Uçanlara bakmaktan, toplanmamıza vesile olan zeminde oynanan futbola dikkat kesilemedik. Maytaplar, meşaleler havada uçtu… Yetmedi, kelebek bıçak fırlatıldı. ‘’Ya o bıçak bir futbolcuya değseydi’’ diye aklımdan bile geçirmiyorum bile. O da yetmedi en son taraftarlar sahaya uçtu…

 

Bol uçuşlu bir lige merhaba diyeceğiz bu hafta sonu. Açıkçası geçmiş yıllarda duyduğum heyecanın birazını dahi duymuyorum. Başlasa da olur başlamasa da… Yazın uçmaları, kışın hakemleri konuştuğumuz bir ligin kazananı olsan ne, kaybedeni olsan ne, şeklinde düşünüyorum.  Birçokları gibi içimde duyduğum futbol aşkı ve heyecanı giderek azalıyor, asıl kaybedilen o…  Bizlere de Bulutsuzluk Özlemi’nden ‘Uçtu, uçtu’yu dinleyip elimizden uçup giden futbola hüzünlenmek kaldı…   

Yazarın Tüm Yazıları

Yorumlar(1)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

Adnanoflu09.08.2017 12:12:11
Vallahi az bile yazdin kalemie sağlık