Fethullah Gülen, Humeyni gibi gelemezdi

Gülen'in, Humeyni ile kıyaslanabilecek bir halk desteği, hiçbir zaman olmadı. Zaten, Gülen, kendi küçük krallığında oturduğu oranda güç biriktiren, "meydana çıktığı" oranda da eriyiveren bir kişilik. Bu anlamda, Humeyni'nin tam tersi bir profil... Ama daha önemlisi şu: Dindar kitlelerin ana omurgası, Gülen'i, hiçbir zaman tam olarak benimsemedi.

24.07.2016 10:31
Reşat-Çalışlar



"15 Temmuz başarıya ulaşsaydı, Fethullah Gülen, Humeyni gibi Türkiye'ye gelecekti" söylemleri artıyor. Gülen'in neden "Humeyni gibi" gelemeyeceğini açıklamaya yönelik birkaç soru sordum, birkaç değerlendirme yapmaya çalıştım. Umarım ilginizi çeker...

 

1. Darbe sonrasında, cuntacılar ile Fethullah Gülen arasında, nasıl bir iktidar paylaşım mücadelesi oluşacaktı? Subayların büyük bir kısmı (bazı "Fethullahçı" subaylar da buna dahil olabilirdi) "esas riski alan biziz, iktidar da bizde olmalı; Fethullah Gülen daha az risk aldı, daha küçük bir rolü hak ediyor" diyerek, Gülen'i sembolik bir konuma hapsetmeye çalışamazlar mıydı? (Bu noktada, TSK'nın genetik yapısının da ağırılıklı olarak seküler-kemalist olduğunu,yani Gülen'in, TSK'tın tabanında, sadece bir noktaya kadar benimsenebileceğini, hesaba katalım.)

 

2. 15 Temmuz başarıya ulaşsaydı; devlet içinde, "çocukluktan itibaren Gülenci olarak yetişmiş kadrolar"(kökten ve ideolojik Gülenciler) ile, oportünist şekilde cuntayla işbirliği yapan (büyük ağırlığı seküler kökenli) kadrolar (sonradan Gülenciler) arasında da, rekabet ve gerilim oluşmaz mıydı? Bence oluşurdu. Uzun vadede, ikinci grubun üstün gelmesine, yani "sonradan Gülen"lerin daha iyi gülmesine, kesin gözüyle bakılabilir. "Kökten Gülenci" kadroların esneklikten ve gerçekçilikten uzaklığı, gücün adım adım ikinci grubun eline geçmesine sebep olurdu.

 

3.15 Temmuz darbecileri sadece Fetö'cülerden oluşmuyor, "laik" subaylar da var. Darbe başarıya ulaşsaydı, "laik" subaylar ile Fetöcü subaylar arasında oluşacak güç paylaşım mücadelesinin boyutlarını, hayal bile edemiyorum... Cunta içindeki gerilimler, medyaya da yansıyacaktı... Türkiye'deki ana akım medyanın uluslararası bileşen ve ortaklarını hesaba katarak düşünelim... Bu çapta bir "uluslarası koalisyon"un, kendini kainat lideri zanneden, mistik/ezoterik eğilimli,narsist bir "tip"e biat edeceğine ihtimal veriyor musunuz? Ben vermiyorum. Evet elbette bir süre birlikte yürünürdü; ama çıkarlar değiştiğinde, tavırlar da aniden değişir, işlevini yitiren "kült figür", hızla tasfiye olabilirdi. Büyük ihtimalle, yarı seküler-yarı Gülenci, karma bir medya yapısı oluşacak; o yapı içinde de, uzun vadede, "kökten Gülenciler" (ve "Gülen kültü") rahatsız edici(ve medya sektörünün ekonomisine de aykırı) algılanıp, güç kaybedecekti.

 

4.Gülen'in, Humeyni ile kıyaslanabilecek bir halk desteği, hiçbir zaman olmadı. Zaten, Gülen, kendi küçük krallığında oturduğu oranda güç biriktiren, "meydana çıktığı" oranda da eriyiveren bir kişilik. Bu anlamda, Humeyni'nin tam tersi bir profil... Ama daha önemlisi şu: Dindar kitlelerin ana omurgası, Gülen'i, hiçbir zaman tam olarak benimsemedi. Halkta sağlam bir tabanı olmayan bir "İslami(?) önderlik projesi"ni, yani "dindarlara rağmen dini rejim" inşasını, şahsen mümkün görmüyorum. Sonuçta, 15 Temmuz darbesine en çok direnç gösteren kitleler de,dindar kitleler. (Gülen'in aniden rüzgarı tersine çevirip dindar kitleleri kendi tarafına çekebileceğini düşünenler olabilir belki; ama bu, Gülen'in karizmasını/etki gücünü abartan, AK Parti geleneğini de hafife alan bir algı olur bence.) Halkta %50'lik karşılığı olan Erdoğan bile bugün Türkiye'yi "tamamen kendi kafasına göre yeniden tanımlayabilecek" bir "mutlak güç"e sahip değil. Halkta %1'lik karşılığı olan Gülen mi bu güce erişecek yani? Buna gerçekten inananınız var mı?

 

5.Fethullah Gülen, Humeyni değil de bir nevi Kenan Evren gibi gelebilir, "İslami(?)" değil de "otoriter, militarist, kısmen Türk-İslam sentezci, kısmen batıcı, kısmen neoliberal-kapitalist" bir yapının orkestra şefi olabilir miydi? Bu, "Humeyni gibi gelmesinden" daha akla yatkın bir senaryo olsa da, bunu da çok kolay görmüyorum. 1980'in koşulları ile 2016'nın koşulları, her açıdan çok farklı. Teknoloji, medya, ekonomi, özgürlük kavramı, dünya dengeleri... Her şey çok farklı... 2016'nın yeni bir "1980" gibi şekillendiği bir senaryoda bile, (Kenan Evren'in 1980'de sahip olduğu düzeyde bir toplumsal onaya bile sahip olduğunu düşünmediğim; ayrıca Kenan Evren'den farklı olarak, askeri güce doğrudan kumanda da etmeyen) Fethullah Gülen'in gücü eninde sonunda bir duvara dayanıp dağılmaz mıydı?

 

6.Bence, 15 Temmuz "hareket"i; "başarı"ya ulaşabildiği oranda, orta ve uzun vadede (hatta belki tahmin edebileceğimizden çok daha kısa bir sürede) Fethullah Gülen'i de harcayabilirdi. Gülen'e karşı, "Sen belki bize fikirsel ilham vermiş olabilirsin, ama kumanda, silah ve icraat bizim elimizde" yaklaşımı oluşması halinde; Gülen, belki 15 Temmuz öncesindeki gücünü/konumunu bile koruyamazdı.

 

7.Peki nasıl bir devlet/iktidar modeli oluşabilirdi? Kısmen Anapvari, kısmen Sisivari, kısmen Esadvari, kısa vadede dindar söylemli, uzun vadede dindar söylemden merkez sağ-popülist söyleme savrulmaya eğilimli, "batıyla uyumlu" bir grafik beklenebilirdi gibime geliyor...(15 Temmuz'un askeri olarak başarıya ulaşması, elbette, bu cuntanın uzun vadede iktidar oluşturmasının garantisini de yaratmazdı. Belki halk ayaklanması olur, eskiye dönülür, belki daha kaotik şeyler olurdu. )Belki şu ankinden biraz daha muhafazakar, belki biraz daha az muhafazakar(ki bu daha yüksek olasılık gibime geliyor) bir model...(Buradan, "darbecilerin modern bir Türkiye'yi temsil ediyor olabileceği" gibi bir sonuç da çıkmasın. Modernite, darbeyle gelmez.) İmkansıza yakın gördüğüm tek senaryo ise, "Gülen parmağını şıklattığında her şeyin onun istediği gibi olduğu bir devlet-toplum modeli"...

 

8."Başarıya ulaşmış" bir 15 Temmuz darbesi sonrasında; Gülen'in, 2010-2011 döneminde eriştiği(o dönem herhalde Gülen'in gücünün zirvesiydi) boyutta bir güce yeniden ulaşmasını bile imkansıza yakın görüyorum.

 

9.Başlardaki değerlendirmeye dönersem: 15 Temmuz'un başarıya ulaşması halinde, devlet içinde derinleşmesini kaçınılmaz gördüğüm "kökten Gülenciler"-"sonradan Gülenciler" çatışmasında; sonradan Gülenciler, kökten Gülenciler'i tasfiye etmekle kalmaz, belki vatan haini dahi ilan edebilirlerdi. Evet, "sonradan gülenler" büyük ihtimal daha iyi güler; 15 Temmuz cuntası, uzun vadede, Fethullah Gülen'i vatan haini ilan edebilir, şu ankinden de yoğun bir "Fethullah Gülen karşıtlığı" oluşabilirdi. Gülen, 1-2 yıl içinde, "keşke bu darbe başarıya ulaşmasaymış" diyecek noktaya gelebilirdi. Çok mu abarttım, çok mu kurguladım? Sanmıyorum.

 

10.Son olarak şunu ekleyeyim: Fethullah Gülen'i; bir Bin Ladin, bir Hitler, bir Humeyni, bir Stalin, bir Kenan Evren düzeyinde değerlendirip, "negatif yönde büyütmeyi"; "tersten Gülencilik" olarak görüyorum. Türkiye'deki(hatta bazı abartılı yaklaşımlarda) ABD'deki/dünyadaki tüm kötülüğü tek bir kişinin üstüne yıkmak, o kişiyi(belki istemeyerek de olsa)"tersten yüceltmek"tir... Fethullah Gülen'i "kainat imamı" olarak, Mehdi olarak vb. görmek ne kadar tehlikeli ve gülünçse; onu "kainatın en büyük laneti" olarak, her an tüm dünyayı kana bulayabilecek güce sahip bir tür "tek kişilik kötülük ordusu" olarak düşünmek de, aynı oranda tehlikeli olabilecek bir abartıdır. Vasat ve yavan bir "kötü"den, "metafizik ve benzeri görülmedik şeytan figürü" çıkartarak, "vasat ve yavan kötü"yü "tersten parlatmak"tan artık vazgeçsek iyi olabilir.

Yazarın Tüm Yazıları

Yorumlar(1)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

Kayahan UYGUR25.07.2016 01:21:01
Darbeye katılan subayların yüzde yüzü FETÖ örgütü mensubu teröristlerdir.Kemalist darbe iftirası FETÖ darbesine yardımcı olan liberallerin uydurmasıdır ve açıkça FETÖ''ye hizmettir.