Venezuela: ‘Ya ABD! Ya diktatörlük’ mü?

Latin Amerika’da sol rüzgar esti. Birçoğunda sol ve sosyalist adaylar seçimleri kazandı. Ne yazık ki, solcu parti ve liderler de, kıtanın kaderini değiştiremediler. Bu kez solcu diktatörlükler kuruldu. ‘ABD’ye karşı’lar diye, Maduro ve benzeri diktatörleri, masum mu sayacağız? ABD karşıtı söylem üzerinden kendi halkına zulmü meşrulaştırmaya çalışmalarını mazur mu göreceğiz?

29.01.2019 09:55
Oral-Çalışlar

oralcalislar@gmail.com

 

İki anıyla başlamak istiyorum. 2003 yılında farklı geleneklerden bir grup aydın, “Doğu Konferansı” heyetiyle İran’daydık. ABD’nin Irak’ı işgaline karşı, komşu ülkelerdeki aydınlarla bir dayanışma kurmak istiyorduk.

 

İran’da o yıllarda reformcu Hatemi Cumhurbaşkanı’ydı. Merkeze tutucu mollalar hakim olsa da, bir yumuşama yaşanıyordu. Önde gelen birçok siyasi tutuklu bırakılmıştı.

 

Görüştüğümüz isimler “ABD işgaline karşı işbirliği” önerimize çarpıcı bir cevap verdi: “ABD işgaline, bölgeye müdahalesine karşıyız. Ancak emperyalizmle mücadele demokrasi talebiyle birlikte yürütülmeli. Örneğin, İran’daki baskıcı rejim, ABD müdahelelerini bahane ediyor. ABD aleyhtarlığı despotik sistemin malzemesi olarak kullanılıyor.”

 

Türkeş ve Arjantin

 

Bir başka anım, Alparslan Türkeş’le. Bülent Ecevit’le 12 Eylül’den sonra Merkez Komutanlığı tutukevinin havalandırmasında yürüyorduk. Yerler çamurdu, ayakkabısını otlara silen Alparslan Türkeş bize katıldı ve gülerek bir sohbet başlattı: “Falkland adaları krizi yüzünden bizim parti yönetimi ikiye bölündü.

 

Örneğin Sadi (Somuncuoğlu) Bey, İngiliz empeyalizmine karşı Arjantin yönetimini destekliyor” dedi. “Ya siz?” diye sorduğumuzda, “Ben İngiltere’yi destekliyorum. Bu yolla Arjantin’deki Videla faşist dikatörlüğü yıkılabilir” diye cevap verdi.

 

Ecevit’le birbirimize baktık. O günlerde, Arjantin yakınlarındaki Falkland Adaları’nda Videla diktatörlüğüyle İngiliz hükümeti arasında, savaşa gidebilecek bir kriz yaşanmıştı.

 

Emperyalizm ve diktatörler

 

ABD, uzun yıllar Latin Amerika’ya kan kusturdu. Darbeler yaptı, diktatörlükler kurdu. Özellikle solu ezmek için elinden geleni ardına koymadı. ABD yanlısı diktatörlükler, 90’lı yıllarda birer ikişer yıkıldı.

 

Latin Amerika’da sol rüzgar esti. Birçoğunda sol ve sosyalist adaylar seçimleri kazandı. Ne yazık ki, solcu parti ve liderler de, kıtanın kaderini değiştiremediler. Bu kez solcu diktatörlükler kuruldu.

 

‘ABD’ye karşı’lar diye, Maduro ve benzeri diktatörleri, masum mu sayacağız? ABD karşıtı söylem üzerinden kendi halkına zulmü meşrulaştırmaya çalışmalarını mazur mu göreceğiz?

 

ABD darbesine ve Venezuela’da oluşabilecek iç savaş tehlikesine elbette hayır. Herkesi susturmaya çalışan diktatörlere, “Amerika’ya karşılar” diye destek veremeyiz.

 

Seçilmeden, değişik siyasi oyunlarla iktidarı elde tutmalarına, destek olamayız. Bu açmazları, sosyalist ülkelerde her zaman yaşadık, yaşıyoruz. Kahrolsun ABD emperyalizmi, yaşasın despotlar mı dememiz gerekiyor?

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.