48.yıl: Mamak Cezaevi’nde bir karar anı...

O gün, "kapıyı açma" soğukkanlılığını göstermeseydik, acaba neler yaşanırdı bilemiyorum. 12 Mart askeri cuntası fırsat buldukça 68 kuşağının etkili isimlerin birer ikişer imha ediyordu. Cesaret mi, soğukkanlı hareket etmek mi daha hayati, bunu değerlendirmek her zaman kolay değildir.

20.11.2019 11:18
Oral-Çalışlar

oralcalislar@gmail.com

 

12 Mart 1971 askeri darbesi sonrası. Mamak Askeri Cezaevi’ndeyiz. Cezaevi müdürü Albay Kemal Saldıraner bizi “asker kişi” saydırmak için değişik metotlara başvuruyor.

 

Sonunda saçlarımızı kesmeye kalkacağını ve “askeri kişi” uygulamasına başlayacağını anlayınca iki büyük koğuş, direnişe karar verdik. Koğuş kapılarının arkasına demirleri dayadık ve marşlar söylemeye başladık. 1971'in Kasım ayıydı. Deniz Gezmişler de bitişikteki koğuşlarda kalıyorlardı.

 

Onlar da destek için kapıları kapattılar. Bu bir isyandı. İki taraf da bir bekleme içindeydi. Beşinci ya da altıncı gündü. Birden cezaevinde hareketlenme başladı. Ellerinde tüfeklerle askerler çatılara tırmanıyorlar, silahlarını bizlere doğrultuyorlardı. Telaşlı bir halleri vardı.

 

Yakından tanıdığımız 228. Piyade Alay Komutanı Sabri Demirbağ kapıya dayandı ve beş dakika içinde kapıları açmamızı söyledi. “Yoksa zorla gireceğiz” dedi.

 

Karar anı

 

Durum ciddiydi. Bir karar vermek zorundaydık. Koğuşta değişik örgütlere mensup insanlar vardı. Üç temsilci karar vermek için bir araya geldik.

 

Herkesin gözükara olduğu bir dönem. "Haydi direniyoruz" desek, hazır bir ruh hali var. Ancak, askerlerin telaşı da işin ciddi olduğunu gösteriyor. Bir saldırıya hazır gibiler. Durum vahimdi. Diğer iki temsilci arkadaşıma, "Kapıları açmalıyız, belli ki direniş olursa başımıza büyük işler gelebilir" dedim. Onlar "direnelim" dediler.

 

Askerler kaynak makineleriyle kapıya dayanmış, silahların namlusu pencerelerden içeriye yöneltilmişti. Direniş kararı değişti. Kapıları açtık. Üst rütbeli subaylar koşarak içeri girdiler. Koğuş köşelerini incelemeye koyuldular. “Deniz Gezmişlerin kaçtığı”ndan endişe ediyorlardı.

 

Sonradan öğrendik ki, İstanbul Maltepe Cezaevi’nden Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Cihan Alptekin, Ziya Yılmaz, Ömer Ayna tünel kazıp kaçmıştı. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının da Mamak'tan kaçmış olabilecekleri ihtimali askerleri zıplatmıştı.( Oral Çalışlar12 Mart'tan 12 Eylül'e MAMAK, Everest yayınları) Aradan tam 48 yıl geçti.

 

O gün, "kapıyı açma" soğukkanlılığını göstermeseydik, acaba neler yaşanırdı bilemiyorum. 12 Mart askeri cuntası fırsat buldukça 68 kuşağının etkili isimlerin birer ikişer imha ediyordu. Cesaret mi, soğukkanlı hareket etmek mi daha hayati, bunu değerlendirmek her zaman kolay değildir.

 

Bu olayın benim üzerimdeki derin etkisi, dönüm noktalarında soğukkanlılıkla verilen kritik kararlardır. 48. yılında bugün hayatta olmayan 68'li arkadaşlarımı, sevgiyle anıyorum. O günkü direnişçilerden biri de Fahri Doğu. Halen bir pıhtı atması sonucu bir aydan fazla bir süredir şuuru kapalı yaşam savaşı veriyor. Ona da acil şifalar diliyorum.

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.