Buraya kanatlarıyla gelmiş birisi var mı?

Sen bir insan arıyorsun. Yüreğin sızısını ve varoluşun ürpertisini yüklenecek bir arkadaş. Ruhun uçurumundan aşağı birlikte kendini boşluğa bırakacak bir yaren. Istırap meyhanesinde kalp tokuşturacak bir sarhoş. Aynı hamurdan ve aynı çamurdan yoğrulduğun parçanı arıyorsun.

06.11.2017 18:13
Kemal-Sayar

kemalsayar@gmail.com

 

Buraya senden önce gelmiş birisi vardı. Eleğimsağmanın altından geçen, derelerde yıkanan çocukların neşesinden bir toz sen gelmeden önce serpilmişti buraya. Sen geldiğinde içine çektiğin ıhlamur kokusu, o başka ruhun sen onu izleyebilesin diye bıraktığı işaretten başka bir şey değildi. Sen buraya geldiğinde, sakallarına ak düşmüş bir ihtiyar olarak kıvrılmış uyuyordu zaman. Onu ölümle hayatın birbirinin içine geçtiği bir rüyadan uyandırabilmek için, senin gelişin gerekti. Melankolinin koynunda büyütülmüş ve günlük hayatın basit sevinçlerinden titizlikle saklanmış bir ömür, üzerine güneşin kokusu sinmiş bu gelişle aydınlandı da yüzünü ışığa döndü. Mağaradaki gölge kımıldadı. Seninle gelen iyilik, insanın kanat takmadan da uçabileceğini düşündürdü taşlaşmış kalplere, uzaklardaki bir yağmurun serinliğini duyabileceğini insanın, çok uzak bir rüzgarın da çok uzak bir geçmişin dölleriyle zamanı bereketlendirebileceğini duyurdu. Ama buraya senden önce gelmiş birisi vardı. O da seni, senden önce bu dağ başındaki mağarada arıyordu. Sen onu, o seni arıyordunuz aslında. Arada özleyişin yarattığı titreşimler olmasa ruhlarınız birbirinin kıyısından bile geçemezdi ama ne çare ki şimdi hep birbirinizin kıyılarından yürüyor ama birbirinize varamıyordunuz. Ne sen onun seni aradığının farkındaydın, ne de o senin onu aradığını biliyordu. Ama bir ümit işte: Belki iyiliğin izlerini takip eden birileri çıkar.  Dilinize güneşin çekildiği ve yalnızlığın ayaza vurduğu zamanlarda pelesenk olan mağlupların şarkısı olmasaydı, bu inilti yaşadığınız evrenin boşluklarına sızarak bütün varlığı hüzne bulamasaydı, bilemezdiniz birbirinizin yöresinde dolaştığınızı. Biliyordunuz da ne oluyordu Allah aşkına? Varlığı gölgelerden ve kokulardan izlemek hünerli avcıların işiydi, sizin hüneriniz ise bulmakta değil kaybolmaktaydı. Kaybolmakta usta olmanız bulunmayı ne kadar da keskin bir arzuyla istediğinizin deliliydi sadece. Kendini arayanların bazen en uzaklara gitmesi bundan olmalı. Kendi ruhunun uçurumlarından aşağı düşmekte olan kişi, bunu bir şölene çevirmişse eğer, hangi faninin eli ona uzanabilir? Istırabıyla sarhoş olmuş kişiyi, hangi el o esriklikten çekip çıkarabilir?

 

Dünya birbirini arayan ruhlarla dolu. İki satır konuşabileceğimiz, gülüşün ve hüznün kıvrımlarında birlikte kaybolacağımız sahici insana susamış durumdayız. Göğe aynı aşkla bakabileceğimiz, etten ve kemikten olduğu kadar acıdan ve gerçekten yapılma soylu ruh arkadaşları. Onunla yürürken ve ona yürürken kaybolmaktan korkmadığımız, kalplerini kendimize pusula bellediğimiz, maceramızı yüzlerinde seyrettiğimiz, hayatlarını birbirimize tanık kıldığımız dostlar. Şu kalabalık dünyada ancak birbirimize iltica etmekle serinlediğimiz yol ehli. Kalbini dosta açan, mucizelere de açar.

 

Buraya senden önce gelmiş birisi vardı. Özü sözü bir, olduğu gibi görünen halis bir insan. Buralarda daha önce görmediğimiz bir kumaştan elbisesi, dünyaya fazla sokulmaktan haya eder bir hali vardı. Biz o vakit senin onu, onun da seni aradığı bilgisine agah değildik. Doğrusu, bir insanın başka bir insan için yola düşebileceğini hayal  dahi edememiştik. Göz bebeklerinin içine doğrudan baktığımızda ancak,  onun başka bir alemde başka ruhlarla baştan çıkmış dünya sürgünlerinden birisi olduğunu fark edebildik. Sürgünler o vadiden bu vadiye, saralı bir keşiş gibi düşüp kalkarak salınır. Elemde bir lezzet varsa eğer, bu en çok ayrılık eleminden yorgun düşmüşlere yakışır. Vuslatta değil aramaktadır o lezzet, bulmakta değil kaybolmaktadır. Aramayan kaybolmaz, kaybolmayan bulunmaz.

 

Sen bir insan arıyorsun. Yüreğin sızısını ve varoluşun ürpertisini yüklenecek bir arkadaş. Ruhun uçurumundan aşağı birlikte kendini boşluğa bırakacak bir yaren. Istırap meyhanesinde kalp tokuşturacak bir sarhoş. Aynı hamurdan ve aynı çamurdan yoğrulduğun parçanı arıyorsun.

 

Hayır, bir öteki aramıyorsun. Öteki biziz. Her birimiz maceramızı anlatacağımız ve macerasını dinleyeceğimiz, gönlünü gönlümüze, kulağını kalbimize, yarasını yaramıza bitiştireceğimiz halden bilir bir kimse arıyoruz. O kutlu mağara arkadaşını arıyoruz. Sen gönlü kırıkların türküsünü çığırmakla onları çağırıyor, yağmur almış ağaçlara tüneyen kuşların şarkısını şakımakla onlara varlığını duyuruyorsun. Dünya bir ezgiyle dönüyor ve vardığın her yerde soruyorsun : ‘Buraya kanatlarıyla gelmiş birisi var mı?’

 

Sonra, senin dilinden artık bizim dilimize geçen o büyülü sözcükle dengini toplayıp daha da uzaklara gidiyorsun. Sadece senden onu öğrendiğimiz için bile aradığını bulamadığına bizi sevindiren o sözcük :  Dilimize katıldığında bizi de yola çağıran, uçsuz bucaksız bir insanlığı, sınır çizilemez iyiliği aramayı bize vazife kılan o tılsımlı bilinç. Allahaısmarladık.

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Yorumlar(10)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

Hilmi06.11.2017 20:31:13
İyi ki varsınız sayın üstat...
Okre Neoktee 06.11.2017 22:32:07
O sözcük nedir? Allahısmarladık?
08.11.2017 23:04:29
Ayrılanların kalanlara söylediği iyi bir dilek sunma sözü bir nevi hoşçakal mahiyetinde kullanılan
Faik Güleçyüz07.11.2017 06:48:19
Muhteşem!
selma Kutlu07.11.2017 16:53:46
kendi icimizde yolculuğa çıkardınız yine bizi.. yüreğiniz dert görmesin.
Mervediyebiri07.11.2017 20:28:30
Kendimi okudum. Allaha ısmarladık lakin ''biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız'' Kendi ruhunun uçurumlarından aşağı düşmekte olan kişi, bunu bir şölene çevirmişse eğer, hangi faninin eli ona uzanabilir? Istırabıyla sarhoş olmuş kişiyi, hangi el o esriklikten çekip çıkarabilir?
Kemal07.11.2017 22:02:34
İçimdeki kaybolanı hastalık sanmıştım oysaki bulmak in bir arayış imiş. Gönlünüze sağlık hocam. Sizin gibilerine ihtiyacımız var . Eskiden büyüklerin dizinin dibinde öğrenilirdi hayat. Şimdi ise bir dizin dibini aıyor olmuşuz. Bu kanalla sizi öyle görüyorum. Dizinizin dibinde ders alır gibiyim
Sumru08.11.2017 01:08:34
Bazen mağaraya çekilmek gerekir. Arşa giden güzergah kimi zaman da mağaradan başlar. Kalpleri göklerden pekiştirilmiş olan mağaradakiler, medeniyet denilen dayatmaları ellerinin tersiyle itebilecek güçteler çünkü onlar tılsımı keşfetmiş olanlar; Allahaısmarladık.
Gönül Nart08.11.2017 01:16:23
Her satırını okurken ruhumu doyuran ve beni farklı düşünce alemlerinden en son ''en sevgili''ye götüren sözler.Bu sözlerin çok derin inanış ve kayboluşlarla yazıldiğını hissettim.Kaleminize kalbinize kuvvet
Nur11.11.2017 13:37:50
Sadece Tesekkur edebiliyorum..ama KOCAMAN...her satiri hazine degerinde..devamini dilerim ..saglikla..