Maçka vadisi

Maçka Parkı bir tünel girişine kurban edilecekmiş. İktidardakiler Maçka vadisi ve Taksim’in modern İstanbul’un işleyişindeki kritik rolü anlamamakta ısrarlı. Tekrar deneyelim:

30.01.2017 15:25
İhsan-Bilgin

serbestiyet.bilgin@gmail.com

 

3.köprü ve çevreyolu gibi fuzuli yatırımlar, kaynak israfı olmakla kalmıyor; ardçı hasarları da sonradan çıkıyor ortaya. Son kötü haber dün düştü gündeme; Maçka Parkı bir tünel grişine kurban edilecekmiş.

 

Maçka vadisini kapatacak proje diye medyada dolaşan harita.

 

Taksim ve Maçka’nın İstanbul için önemini anlatamadık bir türlü iktidardakilere, üşenmeyip bir daha deneyeyim. Modern Türkiye tarihinin en kitlesel hareketi Gezi’yi sindiremeyip iktidarlarını riske etme pahasına uluslararası komplo sanmışlardı. İnandırıcılıktan uzaktı çünkü 7’den 70’e Çekmece’den Pendik’e herkes kendinin, çoluk-çocuğunun, eşi-dostu, konu-komşusunun uzaktan kumandayla ilişkili olamayacak şekilde nasıl oraya çekildiğinin tanığı olmuştu bir kere.

“Üç-beş ağaç” değildi tabii ki mesele. İstanbul’un can-damarına dokunulduğu için bütün sinir uçları birden uyarılmıştı.

Neden can-damarı olduğunu anlamak için 20.yüzyıl ortasında mevcut işleyişi sınırına dayanıp tıkanmış İstanbul’un önünü açıp günümüz İstanbul’unu mümkün kılan Prost planını anlamak gerekiyor.

 

Prost planı

 

Deneyelim: Prost’un 1930’larda masaya yatırdığı İstanbul, büyük oranda hala Tarihi Yarımada[Fatih, Eminönü]’dan ibaret tek yakalı bir kentti. Beyoğlu yakasının gelişimi Pera’dan Şişli’ye uzanan bir eksen üzerinde iskân görmüş alanla sınırlıydı. Asya yakası Üsküdar ve demiryolu banliyösü sayfiyeleriyle diğerlerinden kopuk ayrı bir dünyaydı. Prost  planının öncelikli hedefi, ayrı kapalı sistemler halinde çalışan iki yakayı birleştirip yekpare bir kente dönüştürmekti. Bunun da yolu trafiğin akışını bütünleştirmekten geçiyordu. Plan resmine dikkat edilirse Yarımada trafiğinin iki Haliç köprüsüyle karşı sahile atıldığı farkedilecek: Trafiği köprülere yönlendiren iki araç var, ilki iskan alanları içini kestirmeden emip köprülere bağlayan  sahil yolları; diğeri de dokuyu yarıp geçen bulvarlar, Cağaloğlu yokuşu Bab-ı Ali yolu zaten mevcuttu. Ona paralel Bozdoğan kemeri altından geçecek Unkapanı-Atatürk Bulvarı, Beyazıt-Aksaray düğümünü kestirmeden Unkapanı köprüsüne atmakla planın Yarımada’ya müdahalesinin belirleyici hamlesini oluşturuyordu.  Son bir hamle trafği kestirmeden sur dışına atacak, imar görmemiş seyrek bostan arazilerinden geçen Vatan ve Millet bulvarlarıydı.

 

Unkapanı Atatürk Bulvarı, arka planda bağlandığı Unkapanı Köprüsü.

Resmin sağ kenarından gelip Yenikapı’ya giden Unkapanı Atatürk Bulvarı, dairesel Aksaray kavşağı ve üst kenara giden Vatan, Millet Bulvarları.

 

Beyoğlu yakasına gelince: Yarımada’dan köprülerle Karaköy-Unkapanı arası Haliç kıyısına boşaltılmış trafik, Boğaz kıyısından Dolmabahçe yoluyla ve Pera dokusu içinden açılacak Tarlabaşı bulvarı aracılığıyla büyük ringin nihai noktası olarak Maçka vadisi çevresinde toplanıp iki yakalı yeni İstanbul’un yeni merkezinde buluşturacaktı.

 

Maçka vadisi, geri planda Hilton.

 

Planın gerektirdiği müdahaleler 80’lerde Dalan tarafından açılıp tamamlanacak Tarlabaşı bulvarı haricinde 40’larda Lütfü Kırdar ile 50’lerde Adnan Menderes tarafından gerçekleşti ve İstanbul; merkezi, Maçka vadisi uzantısı Taksim boşluğu  olmak üzere akışkan bir işleyişe kavuştu. Benim kuşağımın çocukluğu ve gençliği Taksim-Maçka odaklı bu İstanbul’da geçmiştir. Şöyle de anlatılabilir: O İstanbul’da herhangi bir otonun şöförü Fatih, Eminönü veya Beyoğlu’nun neresinde olursa olsun, direksiyonu trafğin akışına bıraktığında sonuçta kendini Taksim’de bulurdu... Zaten Prost’un plan resminde de kırmızı yolların düğümlendiği Taksim’le bütünleşmiş Maçka vadisi yeşili hemen göze çarpan bir belirleyici odak olarak belirgindir.

 

Saray+kışlalar (siyah lekeler) Taksim ve Teşvikiye ile kuşatılmış Maçka vadisi.

Maçka vadisine gömülmüş Dolmabahçe stadı sahilinde rıhtımı ve saat kulesi.

Maçka vadisine teğet, Dolmabahçe’ye inen Bayıldım yokuşu, sağda gömük stad, karşıda arka planda Saat Kulesi.

 

Peki Maçka vadisi Prost’dan önce neydi? 19. Yüzyılın yeni sarayları Yıldız ve Dolmabahçe; Maçka vadisini kentin geri kalanıyla aralarına mesafe koyup tecrit edecek doğal hendek boşluğu olarak kullanmış, hatta etrafını da kışlalarla çevirerek tahkim etmişlerdi. Ayrıca sarayla alışverişi yoğun devlet elitinin de Maçka’ya teğet eski av arazisi Levent çiftliği yeni Teşvikiye’ye taşınması teşvik edilerek saray-kışlalar ve devlet erkânı birbirine yaklaştırılıp aynı bölgede kümelendirilmişti.

 

Sağda Maçka Kışlası (İTÜ), karşısında Maçka vadisi.

Sağında Beşikaş, ardında Teşvikiye ile yalı sarayı Dolmabahçe.

 

Modern bir plancı olarak dikkatini sarayın tecridi ve devletin kentteki görkemiyle meşgul Barok duyarlılıktan kentin işleyişine çeviren Henri Prost yapılaşmamış bu yeşil vadide zaten hareketli kamusal aktiviteleri çoktan Pera’yla Beyoğlu yakasına taşınmış kentin yeni merkezinin potansiyelini görecek; vadiyi stadyum, kapalı spor salonu ve açık hava tiyatro/konser alanı gibi modern kitlesel aktivitelerle beslerken esintili konumuyla mesire yeri diye kullanılan Taksim’i de bütün kenti kateden bir ringe dönüştürdüğü trafik akışının odağı haline getirecekti. 19.yüzyıl modern kentlerinin gözde işlevlerinden Opera Binası da sonra AKM olarak bu boşluğun kıyısında yer bulacaktı kendine. Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi kahramanı Kemal, Füsun öncesi izdivacı kendi fabrikatör ailesi dengi ailenin kızı Sibel ile nişanlanacağı Hilton’a da yer olarak bu vadi uygun görülmüş, burjuva sınıfı özel hayatından dışarı, kamusal hayata adımını attığı anda yöneleceği adres olarak vadinin modern kamusal donatısı tamamlanmıştı.

Taksim tercihini doğrulayan sadece yeni kitlesel kamu aktivitelerinin odağı vadinin trafiğini emme kapasitesi değildi, 19.yüzyıl modern kamu hayatının merkezi Grand Rue Pera (İstiklal Cadesi)’ni sonlandıran bir röper noktası olması da kararın yerindeliğini pekiştiriyordu... Yeni İstanbul’un her yerinden Taksim’e sürüklenmekle sadece spor müsabakası, konser opera gibi yeni kamusal aktivitelere değil, Beyoğlu’nun sinema, tiyatro, lokanta-cafe, gazino ve alışveriş cazibelerine de yaklaşılmış oluyordu.

 

Geri planda avlusu futbol sahası çizgileriyle Taksim kışlası ile Taksim meydanı. Merkezindeki anıtla daire şeklindeki refüj, İstiklal Caddesi ve Cumhuriyet Bulvarı arasında konumlanıyor.

 

İstanbul Üniversitesi’nin canlılığını yitirmiş Yarımada’nın ortası Beyazıt’ta konumlanmakla oraya yeniden hayat vermesi gibi, Haliç’in ücra köşesindeki yeni üniversite İTÜ’nün 40’larda Maçka vadisini kuşatan kışlalara taşınmasıyla kentin yeni kamusal enerji odağı Taksim-Maçka’nın hareketliliği kalıcılaşmış oldu. Maçka vadisi eksenli bir yazıda şunu da söylemek gerekir: Prost planı ve sonrası bu yapılaşmamış boşluktan kentsel sirkülasyonu düzenleyecek azami fayda ve değeri üretmişti, ama 90’lardaki demokrasi parkı denemesi de dahil, vadi kendisini kentlinin etkin bir rekreasyon alanı olarak kullanabileceği parka dönüştürecek peyzaj projesi ve girişiminden plandan yarım yüzyıl sonra hala yoksundur.

 

Köprüler ve çevre yolları sonrası Taksim odaklı trafik sirkülasyonu. Grafik: Elif Simge Fettahoğlu.

 

Kent planlama gibi kalabalık bir nüfusun tamamını ilgilendiren çok parametreli bir işte taşlar genellikle böyle yerli-yerine yerine oturmaz, geçmişin hafızasıyla gelecek varsayımları bu kadar birbirini doğrulamaz. Tıkanan kentsel gelişimin önünün Maçka-Taksim manivelası kullanılarak açılması bu anlamda planlama tarihine geçecek önemde kritik bir karardı. Zaten sadece önceki ve haldeki değil sonraki gelişmelerce de doğrulandı.  İstanbul’un Prost’dan sonraki kritik dönüm noktası 3.yaka Asya’yı da diğer ikisiyle bütünleştirecek 1973’deki ilk çevreyolu ve Boğaz köprüsüydü. İstanbul’un coğrafyasını değiştirecek bu girişim Asya’da Acıbadem, Söğütlüçeşme, Kozyatağı gibi yeni merkezler ve düğümler yaratırken, Beyoğlu yakasını da etkileyip, Mecidiyeköy’ü yeni bir trafik ve transfer merkezi haline getirdi. Ama o da sonuçta  Taksim’in kuzey ekseniydi ve Taksim’in rolünü çalmak bir yana çevreyolunu da etki alanına katıp daha büyük bir ringin merkezi olmaya zorladı. Hatta Maçka-Taksim’in hareketliliği ikinci köprü ve çevreyolu mahsulü Zincirlikuyu-Levent’ten sonra bile zayıflamadı. Tâ ki Gezi sonrasının çölüne dönüşene ve bir metro hattı tabelasına indirgenene kadar. İki köprüden sonra Prost planınının kapsadığı tek sistem halinde işleyen iki yakanın tamamı merkeze dönüştü. Taksim ise yine o genişlemiş merkezin de merkezi olduğu için oraya müdahale metropolün tamamını ilgilendirir hale geliyor.

 

 

Çözüm belli: En basitinden en karmaşığına işi projecilik olan herkes bilir, daha masaya oturulduğunda ortaya konan öncelikler vardır; 3. Köprü ile ilgili çözülecek sorun her ne ise, Maçka gibi İstanbul’un günlük işleyişinde belirleyici bir manivelayı kurcalamadan çözmek önceliklerden biri olunca, tatminkâr makul bir çözüme nasıl varıldığı zaten görülecektir. Sonra herkesi küresel komploya inandırmaktan daha zahmetsiz değil mi bu yol? “İnatlaşmadan iktidar olunmaz!” diye bir kural varsa onu bilmem…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.