Çözüm

Birkaç atıl araba vapuruyla İstanbul’un orta yerine konan akılcı bir hat, trilyonluk köprülerin yapamadığını başarıp İstanbullu’nun trafik endişesinin hiç değilse zihin takıntısı kısmını hafifletmeye yetip ferahlattı…

11.09.2017 11:28
İhsan-Bilgin

serbestiyet.bilgin@gmail.com

 

1-Köprülere bedel hat                    

 

 

Memnun olmak ve etmek bazan ne kadar da kolay, hatta zehir etmek kadar kolay. Nasıl ki Boğaz’ın orta yeri Hidiv’e yuvalanıp davulcu zurnacıyla Paşabahçe’den Çengelköy’e hayat bütün ahaliye zehir edilebiliyorsa, yine yerel yönetim bürokratlarının aldıkları akıllı, rasyonel kararla sırf Boğaz sakinlerini değil, iki yakadaki ahali trilyonluk 3. Köprünün rahatlatamadığı kadar ferahlatılıveriyor. İstanbul’un içinde hareket edenler için çevreyolu köprüleri gece çok geç ve sabah çok erken olduğu gibi tenha ve yüksekçe hız garantili zaman dilimlerinde rasyonel. 2-3 çeyrek saatte hedefe ulaşıveriliyor… Yoksa “köprü geçmek” İstanbullu dilinde çileli serüven demek. Uğruna ormanlar feda edilen 3. Köprü için iki taraflı o kadar uzun yollar katetmek gerekiyor ki, sıkıştığımızda dahi alternatif diye yer etmedi zihinlerimizde hala. Oysa 2. Köprü civarına denk gelen İstinye-Çubuklu arasına eldeki atıl araba vapurlarıyla çeyrek saat periyotlu konan düzenli sefer bütün İstanbullu’nun dilinde. Arabalı arabasız, Boğaz’ın orta yerinden kapağı karşıya atıverme garantisi müjdeli haber olarak zihinlerin/hayatların dokusuna nüfus ediverdi hemen. Yol-yordamı belirsiz bir metropolde mucizevi bir beceriyle çalıştırılan navigasyon sisteminin de güvencesiyle (http://serbestiyet.com/yazarlar/ihsan-bilgin/navigator-727332) Avrupa’da İstinye, Asya’da Çubuklu’ya ulaşmak yetiyor 10 dakikada karşıya kapağı atma garantisi için. İstanbullu olmayan zor anlar: Bulunmaz nimet…

 

 

2-İstanbul’un uzayıp giden kıyıları      

 

İstanbul makroformunda çevreyolları ve köprüler.

Karşılıklı gidip gelmekte araba da şart değil. İstanbul’un Marmara-Boğaz ve Haliç kıyı şeritleri hem çok uzun hem de üç yakanın da alt-merkezleriyle irtibatlı yakın iskele altyapıları mevcut. İstanbul’un toplam bütçesi içinde adı bile anılmayacak meblağlarla İstanbul’un sembolü de olmuş iç hat vapurlarından birkaç düzinesi iskelelere uğrayarak aralıksız daha sık seferler yapsa; kent içi hareket çevreyolları ve köprülerle kıyaslanmayacak bütçelerle huzurlu bir keyif deneyimi haline gelebilir.

 

3-Venedik lagünü             

 

Merkezindeki balık şekilli Venedik adasıyla Venedik adalar kümesi.

Solda gar, sağda otoparkıyla Venedik’in antresi Piazale Roma.

Venedik: solda demiryolu nihayeti; gar. Karşısındaki Piazzale Roma boşluğunda otopark, S biçimindeki Canal Grande başlangıcındaki meydan: Piazza San Marco.

 Vaporetto.

Vaporetto hatları.

Venedik İstanbul’dan çok küçük ve çok parçalı bir kent.  Adalara yayılmış. Motorlu taşıtlar lagündeki adalar kümesinin merkezindeki en büyük adanın karşısındaki garla birlikte antresi niteliğindeki meydanın iri otoparkında istifleniyor. İçeride hiç araç yok. Tıpkı ayakkabıların antrede çıkarılıp bırakıldığı evler gibi.  En büyük ada kıyıları ile küçük adaları arasında kamu taşımacılığı oraya has vaporetto’larla oluyor. Gondol ve deniz taksi özel ve seri seçenekler. Zaten adaların nüfusu da çok az ve turistik mevsimler dışında kitlesel akışlar olmuyor. Bizim vapurların belki üçte bir kapasitelisi vaporettolar yetip artıyor bile sirkülasyona.   

 

İstanbul vapurları.  

Vapurları da İstanbul kadar kozmopolitti.

Zamanında mobilya hassasiyetiyle yapılıp kullanılmış bir vapur.

Beşiktaş-Üsküdar motoru.

İstanbul çok büyük ve kalabalık ama insanlar arabalara tıkışmaktansa vapurlara doluşmaya razı ki Beşiktaş-Üsküdar, Kadıköy-Eminönü arasının vaporetto ölçülü özel motor seferleri hiç boş kalmıyor. Denizcilik işletmesinin minyon tekneleri de düzenli Yeniköy-Beykoz seferi yapar. Mesele Boğaz’da ara sıra ve birkaç tane olan lineer ve çapraz seferleri etkinleştirmekte... Vapur seferi yok değil elbette ama özlemimiz denizyolu trafiğini tıkayacak yoğunlukta olması. 

 

Venedik-Canal Grande olağan trafiği.

Ama asıl konuyu unutmayalım, kıyıların tamamına yayılan alternatif konforlu çözüm olmadan da, iyi seçilmiş yerler arası araba takviyeli karşılıklı bir sefer bile İstanbul’un günlük konforunu artırıveriyor. Beyoğlu yakasında İstinye, Asya’da çubuklu şimdiden İstanbullu’nun rutininde tıpkı Beşiktaş, Kadıköy veya Üsküdar gibi karşıya zıplama tahtası işlevli birer merkez olarak yer tuttular bile.  

 

 

İzmit körfezinin kestirme geçişin yükünü Eskihisar ile Topçular arasında yıllarca kuyruğa dizdikleri Doğu Marmaralılarla paylaştıktan sonra o yükü anlaşılır yatırım, körfez köprüsüne terk eden araba vapurları, tecrübelerini İstanbul Boğazı’na onyılların çözümsüzlüğüne alternatif olarak taşımış oldu.

 

 

4-Vapurda şenlik              

 

Vapur yolculuğu İstanbullu’nun yaratıcı enerjisini de hareketlendiren bir ilham kaynağıdır. Geçen yıl dostumuz bir genç çift, hem de zorla[n]mayan bir senaryoyla, vapuru nikah töreni salonu gibi kullandılar. Önce işletmeden etkinlik izni alıp, nikah memuru ve davetlilerini Beşiktaş-Kadıköy vapurunun tarifeli seferine çağırdılar. Davetli olmadan vapura binenler de bir sürprizle karşılaşarak katıldılar tanımadıkları çiftin törenine. Hiçbir özel masraf, düzenleme, mevzuat, angarya, vs. olmaksızın hayal edip tasarladıkları gibi gerçekleşip hafızalarda yerini aldı tören. Sonra efsaneleşerek rutine binip işletme yönetimini zorlayacak taleple de sonuçlanmadı...

 

 

Yıllar önce Bilgi üniversitesinin ilk bahar festivallerinden birini kiraladığımız araba vapurunda hareket halinde bir tür seyirlik parti olarak yapıp, gece sahillerden seyredilen hareketli bir disco gösterisine dönüştürmüştük. İzleyicilerinden o sesli geçidi hala hatırlayanlar var. Tarifeli seferin nikah salonluğu rutine bağlanmasa da eldeki eldeki âtıl arabalılar pekala da kiralık şenlik yeri işlevi görebilir. Mesela gösterişli düğün! Hidiv gibi adapsızlıklarla (şu edepsizlik dediğimiz) metropolün ortasında dere-tepe çalgısı davul-zurna çalınmadıkça neden olmasın?..  http://www.serbestiyet.com/yazarlar/ihsan-bilgin/bel-to-806314  Havadar mimarisi ve geniş pistiyle düğün bütçelerinin garantili ciro imkanı yüzünden İstanbul’un korusuyla da en nadide Art nouveau binsını huzursuzluk kaynağına çevirip orta halli kentlilere kapatıp bir de gençlerin en umutlu başlangıçlarının beddualarla gölgelenmesine tercih edilmez mi?

 

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.