Böyle bir inşa etmek görülmemiştir: Topkapı ve kanal

Cumhuriyeti değil, Osmanlı ve spekülasyonu ihlal ettiklerinin farkındalar mı?

17.10.2017 16:53
İhsan-Bilgin

serbestiyet.bilgin@gmail.com

 

 

 

1- Cumhurbaşkanı Selâtin olur mu?                  

 

 

Sit alanının iki parametresi var: özgün bir tarihi değer olması ve yeniden-üreme ihtimali olmaması. Topkapı ikisine de uyuyor. Yüzyıllarca Osmanlı elitini barındırmış eşsiz bir yerleşme; Pekin’in sarayı yasak şehir gibi. Yani değeri koruma prosedürü dereceleriyle ölçülecek cinsten değil. Hilafına karar, kurul üyelerini tek tek töhmet altında bırakıp, tarihe karşı sorumlu yapar. Siyasi iktidarı da futbolun bulunmadığı devir olan Osmanlı angajmanını Osmanlıspor’a indirgetme riski taşır.

 

 

Topkapı’ya rezidans yapamayacaklarına göre sanırım şöyle düşünülüyor: Fatih’ten başlayarak sultanlar Topkapı’ya ekler yaptırmamış mı? Yüzyılın en popüler politikacısı olarak Erdoğan da bir ek yapsa ne olur? Başka hiçbir şey olmuyorsa adaba aykırı olur. Gülru Necipoğlu’nun pek güzel ve ayrıntılı anlattığı gibi Osmanlı’da her aklına gelen, bırakalım uluorta inşaatı, istediği hayırı bile yapamazdı. Sultan külliyeleri programlarının kapsamı yanı sıra “Selâtin” adıyla ayrışırlardı. Sokollu’nun Kadırga’daki eğime yerleşme dehası külliyesi bile o kategoride değildi.

Buna Atatürk bile yapmadı, Dolmabahçe’de kaldı diye tepki vermeyeceğim. Çünkü zaten Dolmabahçe gibi Versailles ardılı sarayların konumuyla en eşsizi bir yalı saray dururken niye bozkırın ortasına rüküş mimarili saray yaptırıldığını hiç anlamayacağım.  

 

Dolmabahçe sahil bandında Dolmabahçe-Çırağan 

 

2- Doğa taklidinden spekülasyon olur mu?                  

 

 

Kanal-İstanbul’u niye konu etmediğim okurlarım ve yakın çevremce merak ediliyor… Nedeni basit, üstteki global ticari emtia akışı haritasının bile göstermeye yettiği gibi kanallar akışı tıkayan, yavaşlatan kavşaklara (Amerikanın kuzey-güney ilmeği, körfez-Akdeniz aralığı, Birleşik Amerika[ABD]’yı mümkün kılmış Atlas-Michigan aralığı gibi…) yapılır.

Kanal-İstanbul ise sadece bir hafriyat projesidir. Şöyle safdil bir spekülatif düz-mantık hatasının (tahayyülünün) hafriyatı: “Boğaz kıymetli bir peyzaj olduğuna göre bir tane daha yaparsak ikiye katlanır.” Buna kargalardan önce Londra-Covent Garden ile spekülasyonun mucidi İnigo jones güler.

Böyle bir spekülasyon görülmemiştir!

 

 Londra-Covent Garden ve İnigo jones

 

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.