Koalisyon önerim: Eşme koalisyonu

Bugünlerde başka bir gelişme de en az Kürtçe karne alan çocuklarınki kadar önemli. Cumhuriyet tarihinde ilk kez Kürtler, kendi yarattıkları ve son seçimde Kürtlerin dışında da oy aldıkları HDP ile hükümet ortağı olma fırsatı/imkanı yakaladılar.

15.06.2015 11:55
İdris-Kardaş



Cizre ilçesinde Kürtçe eğitim veren Berivan İlköğretim Okulu'nda (Dibîstana Sereteya Berivan), eğitim-öğretim yılının sonunda düzenlenen törenle öğrencilere karneleri verildi. Karneler verilmeden önce öğrenciler, koro halinde Kürtçe şarkılar seslendirdi.

 

Kürt meselesinde en son geldiğimiz durum bu. Musa Anter’in Kürtçe ıslık çalıyor bahanesiyle gözaltına alınıp dövüldüğü günlerden (kendi sesinden dinlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=ly22B4cS3qg ), bugünün Türkiye’sinde Kürtçenin özel okullarda resmi eğitim dili olarak kabul edilmesine. Hâlâ eksik var tabii. Yeni aşamada hedef, Türkiye’nin her yerinde devlet eliyle sadece Kürtçe eğitim veren okulların birer birer açılması olmalı. Tabii her şey yeni kurulacak koalisyona bağlı.

 

Bugünlerde başka bir gelişme de en az Kürtçe karne alan çocuklarınki kadar önemli. Cumhuriyet tarihinde ilk kez Kürtler, kendi yarattıkları ve son seçimde Kürtlerin dışında da oy aldıkları HDP ile hükümet ortağı olma fırsatı/imkanı yakaladılar. Koalisyon senaryolarının birinden diğerine atladığımız bugünlerde, aktörlerden birinin (HDP) keskin bir şekilde üstünü çizdiği için pek konuşulmayan bir senaryo daha var ve zorlanmalı: AK Parti - HDP koalisyonu.

 

Malum olduğu üzere, Kürt meselesi merkezli birçok sorunun çözümü için son yıllarda önemli adımlar atıldı. Çatışmasızlık ortamı içerisinde Kürtler ile Türkler on yıllar sonra ilk defa normalleşmeye başlayan hayatları içinde nefes aldılar. OHAL kalktı, asit kuyuları açıldı, Kürtçenin ve Kürt kültürünün üzerindeki baskı kalktı. Köyler ve insanlar eski orijinal isimlerine kavuştu. Kürtçe propaganda serbest oldu. Belki en önemlisi, HDP’nin tüm Türkiye’den oy almasının zeminini hazırlayan normalleşme süreci yaşandı. Normalleşmeye başlayan Türkiye’de Öcalan ile direk temas kuruldu. Tüm Türkiye ikna edildi. Trabzon’da şehit yakını bir ayakkabı boyacısı, barış için Öcalan’ı evinde misafir etmeyi teklif dahi etti. Tüm bunları gerçekleştiren AK Parti hükümeti, bu devrimleri gerçekleştirmesinden bağımsız olarak son seçimde tek başına iktidar olamadı.

 

Silah bırakma kongresinin toplanması çağrısı, Dolmabahçe mutabakatı, Newroz’da okunan mektuplar, Eşme ruhu ve birçok gelişme, son üç yılda yaşadıklarımızdan bazıları. Şimdi bunların devam etmesi, daha ileri bir noktaya taşınması, barışın kesin sonuca bağlanması, hattâ Türkiye demokrasisinin kazanımlarından geriye dönüşlerin olmaması için uygun hükümetin hangisi olacağını düşünme vakti.

 

Anti-AKP koalisyonu içinde yer alan ve Kürt meselesini tümden inkar etmeyen CHP’nin çözüm sürecine bakışı yer yer zincire vurulmuş gibi. Sürecin belkemiği ve zemini olan İmralı ile görüşmelerin durdurulmasından, içinde hayli Kürt nüfusunun bulunduğu Suriyelilerin geri gönderilmesine, oradan Kürtçenin anadili olarak kabul edilmesine ilişkin rezervlerine kadar, sıkışık bir alanda hareket ediyor CHP. Sivil bir anayasaya ve anayasa içerisindeki birçok tartışmalı maddeye bakışı, barış sürecindeki tıkanıkları aşacak perspektifte değil. Dolayısıyla AK Parti - CHP koalisyonundan ağırlaştırılmış bir barış süreci doğabilir ancak. MHP’nin ise bu konuya bakışı malum: Çözüm sürecinin derhal durdurulması. Olası bir AK Parti - MHP koalisyonunda barış sürecinde fetret devrine girileceğini öngörmek için derin siyasi analizlere gerek yok. Duraklayan çözüm süreci, gençlerin ölme ihtimalinin her zaman kapıda olması, yeni anayasanın ve birçok demokratikleşme hamlesinin başka bahara kalması gibi sonuçlar doğuracaktır kuşkusuz. Dolayısıyla bu partilerin, Kürt meselesinin bugünkü gibi cesurca çözülme sürecini devam ettirecekleri ihtimalinden bahsedemiyoruz maalesef. Her ne kadar AK Parti süreci devam ettirme kararlığını çok net bir şekilde beyan etmiş olsa da, olası bir CHP ya da MHP koalisyonunda sürecin selameti için gerekli adımları eskisi gibi rahat atamayacağı açık.

 

Bütün bu senaryolar içerisinde, çözüm sürecinin devamı için, süreci koalisyon şartlarından biri yapan AK Parti ile süreçten en çok etkilenen Kürtlerin oluşturacağı HDP arasındaki ittifak ön plana çıkmalı. Bu koalisyon, hem Türkiye’nin hükümet krizi, hem çözüm süreci, hem de bunlara bağlı olarak Türkiye’nin geleceği açısından kilit öneme sahip. AK Parti, tüm seçenekler masada derken HDP ile koalisyonu da düşünebiliriz mesajı vermiş oldu. HDP ise ilk günden bu yana “AK Parti ile koalisyon yapmam” tavrını değiştirmedi. Bu tercihi yapması halinde, kendi deyimiyle anti-AKP koalisyonunun verdiği emanet oylardan olacağı kuşkusuz. Ancak, seçim öncesinin gerilimli söylemlerinden sıyrılıp, barajı aşan stratejileri seçim sonrasına adapte etmeyi başarırsa, Türkiye’nin en büyük meselesi, eşitlik zemininde sonsuza kadar çözülmüş olabilir. HDP de bugünün iktidar ortağı, bir sonraki dönemin ana muhalefet partisi konumuna evrilebilir.

 

HDP, muhalifliğin serin sularından iktidar olmanın kızgın kumlarına geçmeyi göze alabilirse; yani sorumluluk alıp Kürtlerin haklarını, kendine oy veren diğer kimlik ve kültürlerin haklarını, Kürt meselesinin nihai çözümünü, giderek tüm ülkeyi selamete taşımayı AK Parti ile birlikte üstlenmeyi kabul ederse ve siyasi bir aktör gibi davranıp koalisyon görüşmelerine kapıları kapatmazsa, kazanır.

 

İktidar ortağı olacak bir HDP’nin Kürt meselesinin çözümünde yapacağı katkıyı birlikte düşünelim: AK Parti’nin devrim niteliğindeki adımlarında var olan eksiklikleri gidermek; Kürtçenin eğitimde eksik kalan boyutlarını tamamlamak; AK Parti hükümetinin başlattığı İmralı ile olan diyalogu daha kapsamlı ve güçlü hale getirmek; dağdan adil bir şekilde dönüşün önünü açmak; hakikatleri araştırma komisyonlarının kurulmasına önayak olmak; bütün bunlarla birlikte, silahların bırakılmasını sağlamak gibi imkanlar var HDP’nin elinde.

 

HDP iktidar ortağı olarak, yeni bir anayasanın yazımında da söz sahibi olacak. AK Parti’nin ortaya koyduğu, ancak diğer koalisyon ihtimallerinde pek olası gözükmeyen yeni anayasa yazım sürecinin içinde olacak. Eşitlikçi, adil, demokratik,  insan hak ve özgürlüklerine dayanan, herkesi kapsayan, herkesin içine sinecek bir anayasanın; Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir sivil anayasanın yazımında aktör olma şansını elde edecek HDP. AK Parti ile bu konuda oluşacak konsensüs, Türkiye’yi demokrasi liginde üst sıralara taşıyacak.

 

Avrupa Birliği’nin yolu Diyarbakır’dan geçer vecizesini hayata geçirmek de, yine AK Parti - HDP koalisyonu ile daha gerçekçi. Türkiye’nin AB yolunda hızlı bir şekilde ilerlemesi ve İlerleme Raporları’nın tümden iyileşmesi için sorumluluk alacak bir HDP’nin AK Parti’ye omuz vermesi, Türkiye’ye sudan sebeplerle kapılarını kapatan Avrupa’yı zora sokacak.

 

HDP iktidar ortağı olarak ekonomide, sosyal hayatta, bölgeler arası eşitsizliklerin giderilmesinde, güvenli yatırım ortamının sağlanarak iş dünyasının bölgede yatırım yapmaya teşvik edilmesinde, bölgedeki işsizliğin azaltılmasında, Kürt coğrafyasında devlet yatırımlarının ve hizmetlerinin daha da arttırılmasında aktif rol alabilir.

 

AK Parti’nin, eski Türkiye’nin yüzyıllık korkusu olan Irak Kürtleri ile tesis ettiği iyi ilişkiler baz alınıp, Suriye’de yaşanan gelişmelerde yeni bir paradigma ile hareket edilmesinde sürükleyici bir rol üstlenebilir HDP. AK Parti ile el ele verilip, Öcalan’ın Suriye üzerinde etki gücünü de düşündüğümüzde, hem Suriye Kürtlerinin ve diğer Suriyelilerin özgürlüğü, hem de Suriye iç savaşında yeni bir aşamanın katledilmesi söz konusu olabilir.

 

Öcalan’ın üç yıl önce Diyarbakır’da okunan Newroz mektubundaki gibi Türkler, Kürtler, Araplar Ortadoğu’da sınırların yeniden şekillendiği bugünlerde, aralarında büyük bir ittifak yaratarak söz sahibi olabilirler. Bölgede Batı tarafından yürütülen vesayet savaşlarına son verebilirler. Türkler, Kürtler ve Araplar artık kendi barışlarını, kendi ittifaklarını kendileri yapmalıdır.

 

Suriye’de Süleyman Şah türbesi ile ortaya çıkan Eşme ruhu, tüm bölgede dengelerin Türkler ve Kürtler lehine değişmesine yol açabilir. Kürtler ve Türkler kendi aralarındaki ittifakı önce Türkiye’de gerçekleştirebilirler. Bunun yolu AK Parti’nin ya da HDP’nin, CHP ve/ya MHP ile yapacakları koalisyonlardan geçmez. Türkiye’nin selameti için AK Parti ile HDP arasındaki kapılar açık olmalıdır.  

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.