Suç aranıyor

İllâ hukuk diyorlardı. Kastettikleri, liberal komprador kapitalist emperyalist hukukuydu. Çok dar bir “suç” anlayışları vardı; güya kanunlarda tanımı olması gerekiyordu. “İltisak” ve “irtibat” kavramlarından tümüyle habersizdiler. Yetmezmiş gibi, bir de sağlam “delil” diye tutturuyorlardı.

20.02.2020 11:47
Halil-Berktay
Yaşarken ve Okurken
yazarlar@serbestiyet.com
@HalilBerktay

 

[21 Şubat 2020] Yanlış okumadınız. Herhangi bir yazım hatâsı yapmış da değilim. Tersine. İleri demokrasimizde, yargı reformumuzun geldiği noktayı kutluyorum.

 

Şükür ki Batı taklitçisi günlerimiz geride kaldı. Biliyorsunuz, okumak için Avrupa ve Amerika’ya gidip, sonra bizim medeniyetimize tümüyle yabancılaşarak dönenler vardı gâvur diyarlarından. İllâ hukuk diyorlardı. Kastettikleri, liberal komprador kapitalist emperyalist hukukuydu. Neymiş, mahkemeler bağımsız olmalıymış. Çok dar bir “suç” anlayışları vardı; güya kanunlarda tanımı olması gerekiyordu. “İltisak” ve “irtibat” kavramlarından tümüyle habersizdiler. Yetmezmiş gibi, bir de sağlam “delil” diye tutturuyorlardı. Bu kadar cahil, beka konusunda bu kadar duyarsızdılar, düşünebiliyor musunuz! Kemalist Tek Parti, Tek Adam diktatörlüğü bile kendini, 1925-27 krizi hariç, en azından görünüşte normal mahkemelerle savunmaya kalkıyorlardı.

 

Neyse ki  çok geliştik, yerli ve millî kimliğimize dönüş açısından çok yol aldık son dört yılda. Hukuk başdanışmanlarımız sağolsun. İbretle izliyoruz. Yargımız artık suçlu aramak için fazla vakit kaybetmiyor boş yere. Nitekim suçluyu bulduk zaten. 840, pardon 841, pardon 842 gündür içerde. Önce tutukladık, sonra şapkadan tavşan çıkardık. Münasip suçlar yarattık.

Evet, tekil değil çoğul. Eh yani, büyüklerimiz de kendilerince ders aldı, Büyükada ve Ahmet Altan olaylarından. Bütün yumurtaları tek sepete koymak mı? Bir daha asla. Ardarda sıraladılar muhtemel suçları. İlk sıraya Gezi’yi koydular. 15 Temmuz’la bağlantısını ise yedekte tuttular. Çıkarmadılar ortaya. Hazırlamadılar iddianamesini, yirmi ay boyunca.

 

Dış güçler ve adamları, ne biçim düştü nitekim sotaya! Sevindi enayiler, beraat ve tahliye diye. Fakat ânında çoklu bir refleks gösterdik. Grup toplantısından geldi sinyal. Mealen: “Bunlardan biri içerdeydi… Beraat kararı verdiler… Adalet için sonuna kadar takipçisi olacağız.” Türk tipi başkanlık sisteminin kuvvetler birliği uygulamasında olması gerektiği gibi, HYK da mesajı aldı ve o üç hâkim hakkında inceleme başlatmakta gecikmedi. Sorosçu ise hiç problem değildi. Hoop, iki saat sonra tekrar gözaltına aldık, ertesi sabah da tutukladık.

 

Bu da yetmez tabii. Daha üçüncü ve dördüncü savunma hatları gerekli. Ne gam. Şimdi iki üç yıl daha yatırabilmek için nice suçlar arıyoruz.

 

BANA GELEN KİTAPLAR

* Nabi Avcı, Enformatik Cehalet (6. Baskı; İstanbul 2020: TİMAŞ Yayınları).

* Abdullah Kıran, Tarihin Efendileri. Krallar, Sultanlar, Filozoflar (İstanbul 2020: Nas Ajans Yayınları).

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.