Darbenin kökleri*

Gözden kaçan şuydu ki, koca bir kıtayı kendi arka bahçesi yapabilmeyi başarmış ABD gibi deneyimli bir emperyal güç, az gelişmiş demokrasilerle ilişkilerinde, sivil hükümetlerden daha çok devleti önemser. Sandık kontrolden çıkabilir, fakat devlet “dost” kaldıkça “çareler tükenmez”…

04.08.2016 09:59
Gürbüz-Özaltınlı

ozaltinli@gmail.com

 

Türkiye’nin değişim sancıları yaşadığı 2000’lerin başında üç aktörün yolu kesişti. (1) 2003 Mart tezkeresinin reddiyle şoke olmuş Beyaz Saray’ın ‘kalbi kırık’neoconları, (2) 1999’da Pennsylvania’ya yerleşen, büyük güçlerle çatışmamayı çoktan keşfetmiş, “Batı’yla barışık”, Pers alerjili, kapalı kutu bir “din adamı” ve (3) tarih boyunca devletin yanına yaklaştırılmamış muhafazakâr taşranın yükselen acemi siyasi temsilcisi; Ak Parti…

 

Kim bu neoconlar?

 

Amerikan muhafazakâr dünyasının içindeki bu demir leblebi bizim için ancak 2000’lerin başında görünür oldu. Ağırlık merkezini savaş şahini dar bir Yahudi çevrenin oluşturduğu bu hareket iki temel özelliği ile tanınıyor. Birincisi; ABD’nin, güç politikalarıyla dünyanın her köşesinde aktif rol üstlenmesinin tutkulu savunuculuğu. İkincisi; İsrail’in bekasına yönelik aşırı hassasiyet.

 

Sovyet sisteminin çökmesi ile bu neocon kadronun ABD’de yükselişi eş zamanlı yürüdü. 2000 Kasım’ında yapılan seçimlerle, küresel rekabette güç kullanımına mesafeli duran Clinton dönemi kapanıyor; soğuk savaştan miras kalan güç dengelerinin sonu gözüküyordu. Dünya enerji merkezi Ortadoğu’da eskimiş sınırların değişmesi için bir engel kalmadığını savunan neoconlar, Beyaz Saray’ın kilit noktalarına yerleşiyorlardı.

 

Huntington’un “medeniyetler savaşı” teorisine tüy diken El Kaide saldırısı, ikiz kulelerin aslında Ortadoğu’nun üzerine yıkıldığının trajik habercisi oldu. “Önleyici saldırı” doktriniyle tanıştık. Beyaz Saray’dan “bizi sevmeleri gerekmez ama korkmalılar”, “işe yaramayacaksa bir ordu neden beslenir?” anonsları duyulmaya başladı. Bütün dünyanın gözünün içine baka baka kitle imha silahları yalanına sığınıp “en zayıf halka” gördükleri Saddam’ın üstüne çullandılar.

 

Artık Ortadoğu’da yeni bir komşumuz vardı… İran’ı tehdit olarak gören; İsrail’in çıkarları söz konusu olduğunda akan suların durduğu; kendi denetiminde kalmak koşuluyla Türkiye’ye bölge denkleminde alan açmayı planlayan bir komşu: ABD…

 

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.