Suriye üzerine yeni sorular

Şu an için Türkiye’nin ilerlemesi Rusya’nın işine gelirken, her üçü de Türkiye’nin bu topraklarda kalıcı olmayacağına güveniyor. Çünkü muhtemelen ÖSO’nun kendi başına bölgeyi yönetemeyeceğini, bir barış düzeni kuramayacağını ve Rejim ile muhalefet arasında yeniden savaş başlayacağını öngörüyorlar. Bu durumda Türkiye ÖSO’ya yardım edemeyecek ve Rusya/İran kendi tasavvurlarına uygun bir çözümü elde edecektir…

09.03.2018 09:53
Etyen-Mahçupyan

emahcupyan@gmail.com

 

Savaş tarihinde haklı/haksız savaş tanımına sıkça rastlarız. Basite indirgersek haksızlık ve mağduriyeti telafi etmek üzere girişilen savaşlar ‘haklı’, yapay mağduriyetleri gerekçe göstererek ya da buna ihtiyaç bile duymadan başkalarını mağdur bırakan savaşlar ‘haksız’ telakki edilir. Türkiye’nin kendi sınır güvenliğini sağlama amacıyla yürüttüğü Afrin harekatı bu açıdan ‘haklı’ bir hamle. Nitekim hiçbir devlet bu gerekçeye karşı çıkamadı, çünkü karşılarında somut bir gerçeklik var.

 

Ancak hedefi tüm PYD’nin ortadan kalkması olarak koyduğunuzda bu harekatın bölgedeki tüm aktörler nezdinde ‘haksız’ savaş olarak görüldüğünü ya da görülmek/gösterilmek istendiğini de bilelim. Bunu zaten verilen demeçlerden, resmi yayınlardan ve çeşitli işbirliklerinden anlıyoruz. Meselenin bir yönünde tabii ki aktörlerin çıkarları var. Farklı nedenlerle de olsa ABD, Rusya ve İran bölgede PYD’nin varlığını ya stratejik olarak istiyor ya da bu varlığı işlevsel gördüğü için hareket alanını kapatmıyor.

 

                                                                     ***

 

Fakat Türkiye’de pek tartışılmayan bir neden daha söz konusu… PYD bizim resmettiğimizden çok daha heterojen bir yapı. İçinde PKK’lı olmayan, hatta PKK ideolojisini paylaşmayan çok sayıda kişi ve grup barındırıyor. Ayrıca bu örgüt ile Sünni Arap aşiretlerin birçoğu arasında güç paylaşımı, bölge yönetimleri temelinde işbirlikleri ve hatta iç içe geçmeler yaşanıyor. Öte yandan Arap Baharı sonrası ortaya çıkan ve bugün siyasi meşruiyetin zemini haline gelen Yerel Konseyler ağı ile de temas içindeler. Nihayet Esat rejiminin kuşatıcılığını kabul ediyorlar ve ayrı bir devlet kurma hayalinden de vazgeçmiş gözüküyorlar.

 

Dolayısıyla ABD, Rusya ve İran açısından bakıldığında ortada esnek, değişebilir ve dönüşmeye istekli bir siyasi oluşum bulunuyor. PYD’nin baskıcı ve otoriter uygulamalarına itiraz ediyor ama bölgedeki diğer aktörlerden daha sorunlu olarak da görmüyorlar. Kısacası bu üç devlet için PYD çeşitlendirilebilir ve ‘ehlileştirilebilir’ bir unsur. Eklemek gerek ki böyle bir adım atıldığında, PYD’nin varlığı Sünni Arap muhalefet için de bir denge ve garanti faktörü haline gelecektir. Çünkü aksi halde muhalefet Rusya ve İran’ın hamiliğindeki Esat ile baş başa kalır ve tamamen ezilir.

 

Bir süre önce Afrin harekatının sadece ABD’ye değil, bölgedeki tüm aktörlere karşı olduğunu söylemiştim… İtiraz ve engellemelerin önümüzdeki süreçte artması şaşırtıcı olmayacak. Şu an için Türkiye’nin ilerlemesi Rusya’nın işine gelirken, her üçü de Türkiye’nin bu topraklarda kalıcı olmayacağına güveniyor. Çünkü muhtemelen ÖSO’nun kendi başına bölgeyi yönetemeyeceğini, bir barış düzeni kuramayacağını ve Rejim ile muhalefet arasında yeniden savaş başlayacağını öngörüyorlar. Bu durumda Türkiye ÖSO’ya yardım edemeyecek ve Rusya/İran kendi tasavvurlarına uygun bir çözümü elde edecektir…

 

Geçmiş yorumlarda Afrin harekatını Araplar yerleşsin diye yapıyoruz ama aslında orayı Esat’a teslim ediyor olacağız diye de yazmıştım… Rusya ve İran halen bizi o noktaya yönlendiriyor ve razı gelmekten başka çaremizin olmadığına güveniyor. Çünkü buna direnebilmek için Kürtlerle Arapları ortak bir muhalefet cephesinde buluşturabilmek gerekiyordu ancak Türkiye’nin Kürt politikası buna imkan tanımadı.

 

                                                                         ***

 

Yine önceki yazılarda, PYD ayrı devlet kurmak istemez de bölgesel federasyon fikrine yanaşırsa Türkiye ne yapacak diye de sormuştum… Etnik temelli federasyona ilkesel olarak, ya da Arap çoğunluğa dayanarak itiraz edilebilir. Ama ya ABD, Rusya ve İran bir bölgesel federasyon modeli üzerinde anlaşır ve PYD de bunu kabul ederse? Türkiye hâlâ ‘terörist’ yaftasını kullanarak bu harekatı ilerletebilir mi?

 

Karşı taraftaki birleşik cenahın böyle bir hamlesini öngörerek acaba hızla tüm sınırın güvenli hale gelmesine ve tahkim edilmesine mi ağırlık vermek gerekir? ‘Tüm teröristler ortadan kalkana dek’ savaşma hedefi, söz konusu ‘teröristler’ farklı bir evreye geçip normalleşmeye başlarlarsa, Türkiye için bir tuzak oluşturma ihtimali taşımaz mı?

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.