Suudilerin Amerika’da ne kadar parası var?

Suudilerin Amerikan bankalarındaki paralarını bir kerede çekmesi, ABD para piyasalarında çok muazzam bir altüst oluşa yol açabilir. Ancak dolara bağlı finans sisteminin bozulması en çok da riyali dolara endeksleyip sabitlemiş bulunan Suudileri etkiler. Öte yandan, ekonomi başka, siyaset başka. Suudi Arabistan Amerika’daki paralarını geri çekemez. Çünkü Suudi gemilerinin ham petrol taşıdığı Basra Körfezi’ni, ABD Deniz Kuvvetleri’nin 5. Filosu koruyor.

12.11.2017 13:20
Cengiz-Kapmaz



 

Suudilerin Amerika’da ne kadar parası var? Dünyada belki en çok sorulan veya spekülasyonu yapılan soru budur. Soru o kadar merak uyandıran bir gizemin arkasında saklıdır ki, çoğu kişi Amerika’yı Amerika yapanın Suudi parası olduğuna inanır.

 

Amerika’daki Suudi petrodolarları ilk kez 2016 yılının Nisan ayında tüm dünyanın yoğun ilgisini çekti. Bu ilgiyi tetikleyen, Obama yönetiminin Kongre’ye sunduğu bir tasarıydı. Obama yönetiminin, 11 Eylül mağdurlarına yabancı ülkelere tazminat dâvâsı açma hakkı veren kanun tasarısı karşısınd, Suudi yönetimi Amerika’daki 750 milyar dolarlık varlıklarını geri çekme tehdidinde bulundu.

 

Bunun üzerine Amerikan kamuoyunda Suudilerin Amerika’da ne kadar parası olduğu tartışması başladı. Ama ne kimse bu konuda Kongre’ye herhangi bir araştırma önergesi verdi, ne de kamuoyuna açıklayıcı bir bilgi sunuldu. Bizdeki MİT tırları olayında olduğu gibi, içerden dışarıya bu konuyu ifşa eden bir belge de sızmadı. Çünkü konu ülke çıkarlarını ilgilendiren üst seviyede bir devlet ve ülke sırrı sayıldı.

 

Borç veren ülkeler sıralaması

Suudilerin “paramızı çekeriz” şantajının sürmesi üzerine ABD Hazine Bakanlığı, kırk yıllık bir gizeme son vererek, Suudilerin ABD’deki borç senetlerini 123 milyar dolar olarak açıkladı. Bu verilere göre Suudi Arabistan Amerika’ya borç veren ülkeler listesinde 13. sıradaydı. Ama bunlar ülkeler nezdindeki resmi verilerdi. Kişiler düzeyinde kamuoyuna yansıyan bir açıklama olmadı.

 

Bu sınırtlar içinde dahi, Hazine’nin açıklaması yine de tatmin edici bulunmadı. Çünkü pek çok kaynak Suudilerin ABD’de sahip olduğu borç senedi miktarının daha fazla olduğunu belirtiyordu. Bu görüşü ileri sürenler, açıklamanın yapıldığı tarihte (Nisan 2016) Suudi Merkez Bankası’nın sahip olduğu rezervin 587 milyar dolar olarak açıklandığına; bu rezervin büyük kısmının ABD Hazinesi ve yatırım portföylerinde değerlendirildiğine dikkat çekiyordu.

 

Net rakam belirtilmemekle birlikte, gayri resmi kaynaklara göre Suudilerin Amerika’daki varlıklarının 750 milyar dolar ile 2 trilyon dolar arasında değiştiği söyleniyor. Bu sermaye de yatırım açısından büyük çeşitlilik göstermekte. Büyük kısmı hazine ve tahvil piyasalarında. Ancak sanayi, petrokimya, enerji, tekstil, makine ve hizmetler sektörlerinde olduğu gibi, ileri teknoloji ve finans şirketlerinde de milyar dolarlarla ifade edilen Suudi sermayesi var.

 

Paralarını çekerlerse ne olur?

Suudiler Amerika’daki paralarını çekerlerse Amerika ekonomisi çöker mi? Bu soru da spekülasyonu en çok yapılan mevzuların başında geliyor.

 

Amerika’nın toplam dış borç tutarı 18 trilyon. Dış borç senetlerinin 1.3 trilyon doları Çinlilerin elinde. Suudi Arabistan ise belirttiğim gibi 123 milyar dolarla 13. sırada. ABD tahvil piyasası ise yıllık 37 trilyon dolar. Tahvil piyasasına ilişkin, kişi ve ülkeler bazında net bir istatistik yok. Ancak Suudi sermayesinin büyük bölümünün bu tahvil piyasasında olduğuna dair yaygın bir kanaat var. Örneğin Muhammed bin Salman’ın gözaltına aldırdığı 13 prens 800 milyar dolarlık bir zenginliğe sahip. Bu prenslerin ABD tahvil piyasasına ne kadar para yatırdıkları bilinmiyor.

 

Suudilerin Amerika’daki varlıklarının parasal değerinin 750 milyar dolar olduğunu varsayalım. Bu rakam Amerika’nın toplam 18 trilyon dolarlık dış borç yükünün yüzde 4.1’ine tekabül eder. 37 trilyon dolarlık hisse senedi hacmiyle tahvil piyasasının da yüzde 2’sine karşılık gelir. Genel tablo içinde bu oranlar küçük gibi görünüyor. Ancak küçük gibi görünen bu oranların mutlak miktarlar olarak bir ekonomi açısından devâsâ rakamlar olduğunu ifade etmek gerekir. Üstelik bir de kişiler bazında Amerika’ya yapılan yatırımlar var. Bunun da en az 800 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu miktar dahil edilince, ikisinin (750 + 800) toplamı ABD’nin dış borç yükünün yüzde 8.6’sına geliyor. İki kalem yatırımın birden ve aniden çekilmesi durumunda, GSMH’si (gayri safi milli hasılası) yılda 17.4 trilyon dolar olan Amerikan ekonomisinin büyük bir sarsıntı geçirmemesi çok zor bir ihtimal.

 

Zaten 19 Nisan 2016 tarihinde CNN’de Matt Egan ve John Defterios’un ortak imzalarıyla yayınlanan analizde de, Suudi Arabistan’ın Amerika’ya verdiği borcun tam ne kadar olduğunu bilen olmadığı belirtildikten sonra, şu tez seslendiriliyordu:

“Suudilerin Amerikan bankalarındaki paralarını bir kerede çekmesi, ABD para piyasalarında çok muazzam bir altüst oluşa yol açabilir. Ancak dolara bağlı finans sisteminin bozulması en çok da Suudileri etkiler. Çünkü Suudi para birimi olan riyal, dolara sabitlenmiş ve endekslenmiştir.”

Devamla:

“Suudi Arabistan Amerika’daki paralarını geri çekemez. Çünkü Suudi gemilerinin ham petrol taşıdığı Basra Körfezi’ni, ABD Deniz Kuvvetleri’nin 5. Filosu koruyor. Bu güvenlik olmadan Arabistan’ın petrol sevkiyatı zorlaşır. Suudi Arabistan 70 yıldır Amerika ile kurulan özel güvenlik ilişkisi sayesinde ayakta kalabildi. Suudiler bu ilişkiyi bozmalarının neye yol açacaklarını çok iyi biliyor.”

 

İlginç bir anekdot

CNN analizinde ilginç bir tesbit de yer almıştı. 1990’lı yıllarda ABD Hazinesi’nde üst düzey yöneticilik yapan Edwin Truman, görüşlerine başvurulduğunda, 2016 yılında Suudilerin Amerika’daki paralarını çekme tehdidinin Riyad hükümetinin siyasi kanadının görüşü olduğunu, ancak bir de mali kanadının görüşünün söz konusu olduğunu ve bunun da farklı tecelli ettiğini söylemişti. Truman’ın söz ettiği malî kanadın başındaki yetkili isim ise, bugünlerde Suudi Arabistan’da darbe yapan, gücünü arttıran Prens Muhammed bin Salman’dı.

 

Son yazımda, Körfez ülkelerinde oluşan zenginliğin yarattığı petrodolarların, küresel liberal sistem içinde çok önemli ve belirleyici rolü olduğunu, o yüzden küresel sistemin Ortadoğu’daki iktidar tasarımları ve birikim süreçlerini hep küresel üretim zincirine entegre ettiğini vurgulamıştım.

 

Küresel sisteme hükmeden güçler, Suudiler ile komşuları arasındaki ilişkileri bozup onları (Suudileri) kendilerine bağımlı ve mecbur kılarak, şimdi bu entegrasyonu bir kere daha kaçınılmaz hale getiriyor.  

 

Yazarın Tüm Yazıları

Yorumlar(1)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

gökhan egene12.11.2017 17:03:57
süper yazmışsınız..bir de bunların İngiliz Yatırım şirketlerinde de (amerikada işlem yapan) parası var bu hacmi daha da artırabilir...artı bir de bunların kontrolune yakın bir abu dhabi sermayesinin yaratacağı fon da bahsettiğiniz altüst oluşu daha da büyütür...