Demirören Grubu’nu ne bekliyor?

Seküler kesimin “özerkliği”ne önem verirlerse; kaygı ve taleplerinin sözcüsü olurlarsa; öte yandan, seküler kesimin içe kapanıp sekterleşmesine itiraz ederlerse; bu kesim ile muhafazakâr kesim arasındaki psikolojik bariyerleri kaldıracak kültürel simgeleri ve iletişim alanlarını örgütleyebilirlerse… yeni bir Türkiye’nin inşasında tarihî bir rol oynayabilirler.

23.03.2018 17:54
Cengiz-Kapmaz



 

Doğan Grubu, Demirören Grubu’na satıldı. El değiştirme, yabancı güç odakları dışında kimsede şaşkınlık yaratmadı. Çünkü herkes geliyor olanın gelmesini bekliyordu.

 

Türkiye’nin en büyük medya grubunu satışa götüren süreci, grubun yaşadığı kriz tetikledi. Kriz ekonomik değildi. Ama yeni Türkiye’nin, değişen Türkiye’yi eski kodları üzerinden okuyan medya grubuyla karşı karşıya gelmesinin alevlendirdiği bir krizdi.

 

Doğan Grubu, 1994’te Hürriyet’i satın alınca hem seküler kesimin sözcülüğü rolünü aldı, hem de seküler kesimi politik bir güce dönüştürdü. Bunu ağırlıklı olarak askeri vesayeti destekleyen yayın içeriği ile sağladı.

 

İç gücü dış güçle perçinlemek için de, karar vericileri ABD ve Batı lehine etkileyen rıza üreticiliği yaptı. Bu misyon, bazen rıza üreticisi rolüne kaş çatan devlete itiraz halini dahi aldı.

Bu duruş, ağırlıklı olarak Radikal gazetesi üzerinden yapıldı.

 

Ancak grubun etkili olduğu bu iki yönde (seküler gücün politik güce dönüştürülmesi, Batı lehine rıza imali) çok ciddi eksen kaymaları yaşanınca, Doğan Grubu da haliyle bundan etkilendi.

 

Seküler kesim, 2002’den sonra aşama aşama belirleyici bir politik güç olmaktan çıktı. ABD ve Batı’nın Türkiye’ye yönelik stratejilerine itiraz eden karşı ses, rıza üreten sesten daha etkili olmaya başladı.

 

Bu açıdan bakıldığında, yapı değişince işlev de etkisiz olmaya başladı. Bu durumun sermaye sahibini yeni bir değerlendirmeye itmemesi beklenemezdi.

 

Seküler merkezde sosyal kriz!

 

Doğan grubunun satışı, özünde seküler kesimin sosyal merkezinde yaşanan krizin de bir habercisi.

 

Seküler alan, askeri vesayet dışında, karşı ve dengeleyici bir sosyal alan oluşturamıyor. Güç kaybı karşısında itirazda bulunuyor, ancak itirazını yeni bir iddia ve programla temellendiremiyor.

 

Böyle olunca da büyüyemiyor, sivil alan üzerinden güç olamıyor.

 

Sadece alkol tüketimiyle, başı açıklıkla, Cumhuriyetin kuruluş günlerine referansla sınırlı bir sekülerlik, maalesef toplumun tamamıyla sıcak ilişkiler de kuramıyor. Toplumun tamamıyla ilişki kurabilmesi de toplumu anlamasından, toplumun kültürel kodlarıyla iyi geçinip onları dönüştürebilmekten geçiyor.

 

Bu yetenek ise seküler kesimde yok.

 

Bunu Halk tv veya diğer sol yayınlara bakarak da, Doğan Grubundan sonra seküler kesimin politik sözcüsü olan Sözcü gazetesine bakarak da anlayabiliriz.

 

Sözcü gazetesi Hürriyet’ten kayan okur kitlesini kazanabilir. Ancak şimdiki asabi, sık sık ruhsal gelgitler yaşayan, yer yer katı ve sert milliyetçilikle flört eden, karşılığı olmayan “doğrularda ısrar” (!) çizgisiyle ülkeyi etkileme kapasitesine sahip bir merkeze dönüşmesi çok güç görünüyor.

 

Satış sonrası iki önemli soru

 

Satışın Demirören grubu için hayırlara vesile olup olmayacağını belirleyecek iki önemli soru var. İlki, Doğan Grubu’nun satışından sonra grup bünyesinde yer alan okur ve izleyiciler kalır mı, gider mi?

 

Bu soru önemli. Herhangi bir medya mecrası ancak okur ve izleyicileriyle güç olabilir. Yeterince okuru ve izleyicisi olmayan bir medyanın ne para kazanma, ne de dikkate alınma kapasitesi olabilir.

 

İkincisi, Demirören grubu çok ciddi bir kriz yaşayan seküler kesim için belirleyici bir merkez haline dönüşebilecek mi?

 

Grup, belirleyici merkez olabilme halini ancak seküler kesimi dönüştürecek yeni hedeflerde buluşabilirse; laik kesim ile muhafazakâr kesim arasında birlikte yaşayabilme ortamı ve kültürü oluşturabilirse; daha da önemlisi yeni devlet aklının rasyonel geliştiricisi olabilirse… başarabilir.

 

Bunu nasıl yapacak? Şu şekilde olabilir: Seküler kesimin “özerkliği”ne önem verecek. Dikkat gösterecek. Kaygıları ve taleplerinin sözcüsü olacak. Ancak seküler kesimin içe kapanıp sekterleşmesine itiraz edecek. Bu kesim ile muhafazakâr kesim arasındaki psikolojik bariyerleri kaldıracak kültürel simgeleri ve iletişim alanları örgütleyecek.

 

İnanın, bu değişim ve dönüşümlerin yeni bir Türkiye’nin inşası açısından çok tarihi sonuçları olur.

 

Demirören grubu bu rolü oynayabilirse Türkiye’nin en etkili, en belirleyici medya grubu haline gelecek.

 

Yazarın Tüm Yazıları

Yorumlar(2)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

Hasan Özkul24.03.2018 14:26:18
Doğan grubunun, aldığı Hürriyet gazetesi yardımıyla seküler kesimi siyasal bir güce dönüştürdüğünü söylemek çok zayıf bir sav. Birincisi Hürriyet hem yine güçlü hem çizgisi Doğan grubu almadan da aynıydı. İkincisi seküler kesim RTE''ye kadar her zaman en başat siyasal güçtü.
Ali24.03.2018 15:08:17
Anlamsiz politik ve sosyal stratejiler ve gerekceler ile meseleden kerametler uretmeye calismaniz bosuna ve yersiz zannimca. Dogan medyanin el degistirmesinin gayet acik ve basit bir aciklamasi var ve o da; iktidarin,grubu reel veya potansiyel bur muhalefet odagi olarak gorup ortadan kaldirmasidir.Elbette bunu maliyetsiz sekilde, darbecilikle sucla-sorusturma ac-kayyum ata-el koy ve Tmsf ye devret ve idare et-gunu gelince de bir biatciya devret sistemini de isletmek istemisler ve kafa da yormuslardir hatta.Ancak bu kadar acik bir haydutlugun hicbir cuvala sigdirilamayacini gorup vazgecmisler ve imali tehditlerle bir biatciya devretmek zorunda birakmislardir Aydin Dogani. Yani is budur,yoksa Yeni Turkiyenin stratejisini okuyamamak falan gibi gerekceler bos,anlamsiz hatta hokkabazlik.