Bağımsızlık sonrası Rojava

Bağımsız devlet olgusunu gündeme getiren Barzani çizgisinin, eğer çok ciddi bir ekonomik refah üretemezse, Öcalan çizgisini esas alan KCK çizgisi karşısında güç ve nüfuz kaybedeceği, buna karşılık Rojava çizgisinin bağımsız devlette de güçleneceği kanısındayım.

20.09.2017 08:46
Cengiz-Kapmaz



 

Bağımsız bir Kürt devleti kurulduktan sonra, Rojava’daki siyasi yapılanmanın bağımsız devlete eklemlenip eklemlenmemesi, çok tartışılacak bir konu başlığı olacak.

 

PYD çizgisindeki Suriye Kürt örgütlerinin çatı örgütü olan Demokratik Toplum Hareketi’nin (TEV-DEM) yönetim kurulu üyesi Aldar Xelil, 9 Haziran’da, Kürdistan bölgesi (Irak) ile Rojava’nın (Suriye) konfederal bir sistemin çatısı altında bir araya gelebileceklerini söyledi. Muhtemelen bu eklemlenme, (olursa) Xelil’in dediği gibi olacak.

 

KCK-PYD kaynaklarının konfederal sistem hakkındaki çözümlemelerine bakarsak, konfederal çatı altında bir araya gelme şu şekilde olacak:

Rojava, bağımsız devlet içinde bir bölgesel yönetim birimi olarak yer alacak. İç ilişkilerinde bağımsız, ancak dış politikada devlete bağlı olacak. Birlikteliğin temel amacı da, dört parçada Kürtlerin lehine olacak stratejiler geliştirmek olacak.

 

                                                                     *          *          *

 

Sadece Irak ile sınırlı bir bağımsız devlet olgusunun Türkiye açısından herhangi bir sakıncası yok. Ancak ilişki şeklinin neye evrileceği veya ne getireceği, özellikle bağımsız devlet kararından sonra Irak Kürtleri ile Rojava arasında kurulacak konfederal bir ilişkinin şekli, Türkiye’yi yakından ilgilendirecek.

 

Ben bağımsız devlet olgusunu gündeme getiren Barzani çizgisinin, eğer çok ciddi bir ekonomik refah üretemezse, Öcalan çizgisini esas alan KCK çizgisi karşısında güç ve nüfuz kaybedeceği, buna karşılık Rojava çizgisinin bağımsız devlette de güçleneceği kanısındayım.

 

Bunu iki olguya bağlıyorum.

 

Birinci olgu, KCK çizgisini esas alan siyasetin daha modernist, daha örgütlü, daha yaygın ve yetişmiş kadrolara sahip olması; buna karşılık Barzani çizgisinin daha yerel kalması.

 

İkinci olgu, İsrail ve Amerika başta olmak üzere Batı’nın, başlangıçta olmasa bile ilerleyen yıllarda, bağımsız Kürdistan devletinde KCK çizgisine yatırım yapacak olması.

 

Amerika, Barzani çizgisi yerine KCK çizgisinin başat olmasını ister. Çünkü bu çizginin dört parçada da örgütlü olması, ABD’nin Kürt kartını kullanmasını daha doğru ve rantabl seçenek haline getiriyor.

 

Eğer Batı ve ABD Kürt kartı üzerinden Türkiye’yi ve İran’ı etkilemek isteyecekse, daha bölgesel ve yerel kalan Barzani çizgisinin değil KCK çizgisinin öne çıkmasını arzulaması normaldir.

 

                                                                          *          *          *

 

Bağımsız devlette KCK çizgisi başat öğe haline gelirse, işte o zaman Türkiye için alarm zilleri çalmaya başlar.

 

Çünkü bağımsız Kürdistan’a hükmedecek olan KCK, Türkiye ve İran’da da etkili olmak isteyecek.

 

Bu da bağımsız devlet ile komşu ülkelerinin arasının açılmasına yol açacak.

 

Suriye’de kurulacak bir PYD devleti Türkiye’yi etkilemez diyen tez, Kürt sorununun bu boyutunu da göz önünde bulundurmalı.

 

Yazarın Tüm Yazıları

Yorumlar(1)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

Roşev Sîtav20.09.2017 18:11:46
..yani herhalukarda, Kurdistanin devlet olmamasi için çaba sarfedilmesini düşünüyorsunuz.. Bu Kurdistana olan düşmanliginiz nerden gelyior acab.!?