TEOG olmadığında…

“Büyük mutfakta iyi yemek pişmez” demişti Nietzsche, kamusal eğitimden söz ederken. Pişmedi de. “Tevhidi Tedrisat” cenderesi içinde kalarak bu ülkenin eğitim sorununu gereği gibi çözmek hiçbir hükümet için mümkün değildi ve bugüne kadar bunu başaran olmadı. Dahası, nüfus arttıkça, milyonlarca çocuğun sorunlarını aynı hantal yapının içinde çözmeye çalışmak daha da zor hale geldi.

17.09.2017 15:02
Berat-Özipek

bekirberat@yahoo.com

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan TEOG’un kaldırılmasından söz etti. “Liseler kendi imtihanlarını kendi yapar. Bu sorular MEB tarafından hazırlanır. Ama o sınavlar yapılırken MEB'in kontrolü altında yapılır” dedi.

 

Mevcut sistemin mükemmel olmadığı açık. Ama hangi öğrencinin nereye yerleşeceğine bir şekilde karar vermek gerekiyor ve bu çerçevede TEOG’u, “şimdiye kadarki en iyi sistem” olarak görenler az değil. Özellikle de alternatifleri göz önüne alındığında.

 

Ama daha da önemlisi, merkezi sınavdan vazgeçip liselere verilecek inisiyatiften kaygı duymak için sebepler var.

 

Bu sistemde alt sınıflardan gelen yetenekli çocuklar, yola ciddi anlamda dezavantajlı çıkmış olmalarına rağmen gayret edip başardıklarında, geçmişte esas olarak üst düzey bürokrat ve zengin çocuklarına rezerve edilmiş olan okullara girebiliyorlar. Merkezi sınav sisteminin bu anlamda bir tür eşitleyici niteliği var.

 

Pek çok okulun “hormonlu not” vererek kendi öğrencilerine haksız avantaj sağladığına dair yaygın şikayetin yapıldığı bir ülkede, “MEB kontrolünde” bile olsa, kamu okullarına bırakılacak takdir marjının, yeniden “en alttakiler” aleyhine işleyecek bir kapıyı aralaması mümkün olabilir.

 

Bu yüzden de sistemde yapılacak her değişiklikte, “çevre”den gelen çocukların durumunu göz önünde bulundurmak gerek.

 

                                                                      **

Eğitim bu ülkede baştan kötü kuruldu. Eğitimde çeşitliliğe, çoğulculuğa bilinçli bir biçimde yer verilmedi ve “genç dimağların” toptan aynı resmi tornadan geçirilmesine çalışıldı.

 

“Büyük mutfakta iyi yemek pişmez” demişti Nietzsche, kamusal eğitimden söz ederken. Pişmedi de.

 

“Tevhidi Tedrisat” cenderesi içinde kalarak bu ülkenin eğitim sorununu gereği gibi çözmek hiçbir hükümet için mümkün değildi ve bugüne kadar bunu başaran olmadı. Dahası, nüfus arttıkça, milyonlarca çocuğun sorunlarını aynı hantal yapının içinde çözmeye çalışmak daha da zor hale geldi.

 

Bugün bu eski totaliter zihniyet, yapı ve işleyiş köklü biçimde değiştirilmeden atılabilecek adımlar epeyce sınırlı. Rejimin temelleriyle çelişen köklü özgürleştirici reformları yapmadan, sistem içinde kalarak sorun çözmeye çalışmak kolay değil.

 

                                                                         **

 

Kalıcı çözüm, eğitim sistemini çeşitlilik ve çoğulculuk temelinde yeniden kurmak. Müfredatıyla, sınav sistemiyle farklılıklara açık, rengarenk, özgür eğitim sistemlerinin aynı anda var olacağı bir çerçeveyi oluşturmak.

 

Ama bu sistemin içindeyken, yani eğitimin esas olarak devletin bir fonksiyonu olduğu bir ortamda, bunu olabildiğince genel ve objektif kurallara dayandırmak daha adil görünüyor.

 

Önerilen sistem bunu sağlayacak gibi görünmüyor.

 

“Örneğin Kars’ta yaşayan orta gelir grubundaki bir aile çocuğunu okul okul gezdirecek mi? İstanbul, Ankara… Okulların ayrı ayrı sınavlarına girmek müthiş bir zaman ve emek istiyor. Özellikle uzak şehirlerde yaşayan aileler için İstanbul’daki iyi okullar hayal olmayacak mı?” diyor bir arkadaşım.

 

Mevcut sistem bütün eksikliklerine rağmen köklü okullara fakir ailelerin çocuklarının da girmesini mümkün kılıyor. “Benim arkadaşımın kızı … Lisesi’nde şimdi”  diyor bir diğeri (Ünlü bir lisenin adını söylüyor) ve ekliyor: “Eski sistemlerin hiçbirinde oraya girme şansı yoktu.”

 

Bu kazanımın gerisine düşmemek gerek.

 

O çocuğun dişiyle tırnağıyla kazandığı yeri, falanca genel müdürün çocuğuna vermeyi mümkün kılacak bir takdir yetkisini kimseye tanımamak gerek.

 

Öğrencilerin okullara yerleştirilmesinde eşitlik ilkesinden uzaklaşma anlamına gelebilecek her türlü düzenlemeden kaçınmak gerek.

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Yorumlar(6)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

Berk18.09.2017 10:33:55
Çok güzel ve haklı bir yazı.
18.09.2017 17:16:49
Hocam kaleminize sağlık.
Tunsel Özten19.09.2017 00:24:20
30 yıla yakın eğitim camiasinda bulundum. Özetle şunu paylaşayım zihniyetler bozuk ise hangi şahane sistemi getirirseniz getirin birşey değişmez çünkü beşer halimizle herşeyi uydur kaydır yaparız. Öyle de oldu.Bir ülkeyi yok etmek eğitimi alt üst etmekle aynı paralel de olur.An lık kararlarla eğitim planlanirsa biz daha çok travmalar yaşarız.
CAN ÜNVER19.09.2017 15:59:36
Ülkedeki toplam (iyi bir tahminle yaklaşık) 50 lise için ortaokul öğrencilerin topluca sınava sokulmaları bence doğru değil. Her lisenin sınav yapması da doğru değil. Bence, kriterleri belirlenen liseler için, bu liseleri hedefleyen öğrencilerin katılacağı ortak sınav yapılması, bu sınavlarda ders notlarının dahil edilmemesi ve geri kalan öğrencilerin evlerinin yakınındaki liseye gitmesi (ilk ve orta okul gibi.) daha doğru bir çözüm olabilir. Bu sayede bir çok aile için ortak sınav baskısı kalkacaktır. Ayrıca veli-öğretmen arasındaki not kavgaları son bulacaktır. Yakın okullara gidileceği için servis problemi azalacaktır. (İyi okula gitmesi için yalan adres konusu devam edecektir.)
Okur19.09.2017 18:05:18
İyi bir devlet lisesinde öğretmenim. Geçen yıl rehberliğini yaptığım 30 kişilik sınıfın 20 öğrencisi paralı kolejlerden gelmişti. Bu yıl durum daha kötü. Hassasiyetiniz değerli ama TEOG sistemi bireysel örnekler/istisnalar dışında zenginlere hizmet etti. Yerine daha iyisi konabilecek mi? Maalesef zor görünüyor.
Gönüllü19.10.2017 08:32:02
MEB''ce yıllar içinde yapılacak merkezî objektif yazılılardan (okulda her sömestrenin son yazılısı) alınacak notlarla liseye ve üniversiteye geçiş yapılabilmesi olabilir mi ?