Ana SayfaYazarlarSevgili Red Kit,

Sevgili Red Kit,

 

Yalnız kovboy…

 

Pazar mektuplarımı alem değiştirmiş olanlara yazıyorum, ama, siz alemler üstüsünüz.

 

Ne yaşıyorsunuz, ne ölüsünüz, ne varsınız, ne de yok. Ama sahici insanlardan daha sahisiniz.

 

Sayfa üstünde çizgiyle doğduğunuzun üstünden altmış yıl geçti, ne yoruldunuz, ne yaş aldınız, ne de yüzünüze bir çizik eklendi.

 

Yaşamakta olduğumuz, sizin zamanı bile aşan vahşilikteki piyasa koşullarında gölgede kalmış, ötelenmiş olsanız da, yeni moda tuhaf markalar yanında siz ve kimileriniz kulise çekilse de itildiğiniz gölgelik yerde bile şıkır şıkırsınız.

 

Bar, posta idaresi, adalet, at, mapus, ne çok yere yaraşacak bir marka, adınız, hayatınız…

 

Düldül’le oynayıp durduğunuz zihin oyunlarına, sigara markasına bile, yaraşır, adınız.Sigarayı metazori aldılar ağzınızdan, tüy diktiler yerine.Bu marka işi ve telif sorunundan olmalı, Lucky Luck olan adınızı bile Red Kit diye tornistan edip aldığımız…

 

Siz anılarımızda ve çizgi roman aleminde anlı şanlı bir marka, kavram, kişi olarak dipdiri yaşayıp gitmektesiniz, Mr.Lucky Luck, yani, Mr.Red Kit…

 

Bence siz, dengeler tahteravallisi ve ayar tutmaz dünyamızın tüm kıtalarında bütün kahramanlarıyla birlikte bir STK gibi işlevsel, önemli bir markasınız.Aynı zamanda da duyarlı bir genç adamsınız.

 

Hatta dünya vatandaşısınız.Çizgi romanlardan fırlasa da kanlı canlı, yaş almaz, gündelik hayatın sıradan ve süfli işlerine karışmaz, hayatını bildiğince yöneten, kahraman olarak geldiği, yani getirildiği dünyanın sayfalarında…

 

Hugo Pratt’ın çizgi kahramanı Corto Maltese tıpkı sizin gibi, ağzında Brezilya siyah tütününden sarılma ince uzun purosuyla, nereye gittiğini soranlara, ‘uzağa, çok uzağa’ der ya, hayatını kendince düzenler bir çizgi roman kahramanı, bizim gibi gündeliğin ve koşulların tutsağı kişiler de tutup onlara imrenir…

 

Sanırsınız kareler içinde kader mahkumu çizgi roman kahramanı biziz, asıl çizgi kahramanlar da efendimiz…

 

Uzağa, hep uzağa…

 

Masal biter, gün iner, Corto gibi öteki çizgi kahramanlar gibi bizim kahramanımız Red Kit de kendi yalnızlığına yürür.Bizim burada yüreğimiz yanar, oğlan gene bi başına diye, siz umrunuza almazsınız, yalnız zor geçen geceleri , gözünüzü kırpmadan ardınızda bıraktığınız güzel kızları, sizi bekleyen tehlikeleri…

 

Genç, akıllı, çevik, duygulu, keyf’li, yakışıklı kovboy Red Kit, beyaz atlı prens.Kötülerle Daltonlar’ın korkulu ruyası, kızlara ah ettiren, Rin Tin Tin’le Düldül’ün sevgili sahibi.

 

Yaratıcınız Belçika’lı karikatürist Morris, 1923 doğumlu, sizi çizmeye nasıl karar verdiğini merak ediyorum.İlk çizgiler, fikrine düşen ilk tohum neydi, nasıldı?Bizim anlı şanlı çizgi kahramanımız Abdülcambaz sözgelimi, bayağı kimlik ve huy değiştirerek ikinci kere yaratılmıştı, sizde de böyle olmuş olabilir mi?Erdem timsali kimliğiniz çizerinizin kalbinde ilkin tam tersi bir kişilik olmuş muydu?Bunu ne siz bilebilirsiniz, ne biz, Morris de gitti, 2001’de, yaa, duymamış olamazsınız, o öldü, yarattığı siz yaşıyorsunuz.

 

Ferdi Sayışman, bizden biri, 954 yılında tanışır sizinle, o sıralar Fransız Spirou dergisinde.Bizde yayınlamaya karar verince, Türkçe ad düşünmeye başlar.Red Rider dergisine bakar, kendinin kopyaladığı Bill Kit dergisine bakar, harman edince, olursunuz Red Kit.Bizde bunca sevilmeniz belki birazcık da Sayışman çevirilerinden…Çizgi romanlarınızda bir kıyıcıkta elini oğuşturan bi mezarcı hep var ya, tutar onu Mezarcı Kamil yapar.Gerçek hayatta Kasımpaşa Kulaksız Mezarlığı mezarcısıdır Kamil, tanışıyorlar da, bu ‘kefen soyucu’ denen Kamil efendiyle, Sayışman. Ölülerin kefenini çıkartır başkasına satarmış, eh bizim huyumuz sinince sayfalara, çeviriye, bağra basılmazsınız da ne yapılır, saygıdeğer Kovboy hazretleri.İyi ki buralı olurken, bu kızıl mızıl deyimi başınıza iş açmadı, tutuklanmadınız.Alenen kazıl adı takındınız madem, buyurunuz sizi şöyle alalım, Daltonlar mekanına, eski 141, 142’den, dememişler…

 

Gölgenizden hızlı çekiyorsunuz silahı ve yalnız bir kovboysunuz.Kovboyun evciman olup, yalnız olmayanı mı var?Peşinde çoluk çocuk, karısıyla kovboy olunur mu?

 

Düldül’ün de gerçek adı Jolly Jumper, esasında.

 

Çölün ortasında peşinizden telgraf gelip buluyor sizi ya, helal olsun, çizere de, size de…

 

Az biraz mekteplisiniz, alnınıza çapkın bir perçem dökülmüştür, çokluk düşünürken, şapkayı geriye itersiniz.Kötü alışkanlığınız yoktur, sigarayı bile bıraktırdılar size, dudak aranızdan sildi çizer, ağzınızda tüy bitti…Geçimlisiniz, yerli filmlerimizin romantik jönleri gelir aklıma sizi okurken.Biraz kalem zoruyla yaratılmış olsanız da hem siz hem Daltonlar yerli film kahramanlarımızdan daha sahici.

 

Siz, hayallerini hakikat yapan adamsınız, ötekiler hayalsiz. Sırada özleyişlerin peşinde ötekiler.Bütün kasaba kumarbazken bile sıradanlar.Oysa iyi aile çocuğu, kimsesiz, ama güçlü hayallerle uzakların yolcusu siz, Mr.Red Kit, hayallerinizi gerçekleştiriyorsunuz, bizimkiler rejisörünkini.

 

Hayat…Senaryoyu kimin yazdığına, rejisörün hayallerine ve oyuncularına, filmin müziğine rağmen, bildiğini okumuyor mu, sevgili Red Kit? Kul kurar, kader gülermiş, bunu sizin kovboycanıza çevirebilmek ne mümkün?Bir çizgi kahraman olarak sayfalar sizin ülkeniz, girip görürseniz, yani okursanız bu tümceyi, anhası minhasıyla kavrayacağınızdan adım gibi eminim.

 

Biraz feylosof, çocuk saflığında, test çözen okullu ciddiyetinde, gölgesini vuran adam, şerifliği de elinin tersiyle itensiniz.Ama, bugünlerin yarınları da var, daha ne kadar çöllerde haydut peşinde koşacaksınız?Emekli de etmiyorlar çizgi kahramanları, üstelik Morris, yaratıcınız sizi ve hayatı umursamadan çekti gitti.Rin tin tin’in ‘biz köpekler’ tiradıyla başladığı gibi, ‘biz emekli kovboylar’ diye bir tirad atabilirsiniz, dünya bu, zalimdir.Zaten karınca ezmez kimliğinize yaraşmayan bir iş edip adam da vurdurdular size, örümcek ayak hikayesinde, yanılıyor muyum? Çizgi kahramansınız, hem bulunduğunuz yalan zaman ve diyarları hem belki, neden olmasın sahici dünyayı görüyor, kıyaslıyor da olabilir misiniz?Bana soracak olursanız sevgili Red Kit, o çöllerin ortasında bile imzayı çakıp telgraf alıyorsunuz ya, size pek yaraşır, çölde güneş kavuşurken, uzun etekli güzel bir kızla tango yapması…Hiç mi çizmediler sizi böyle?Ne yakışırdı oysa…Düldül utanır, başını dağlara çevirirdi, siz bir kez nişandan dönmüştünüz hani, ondan sonra eliniz bir kadına dokununca ışıldardınız.Çizer erkek ya, bu incelik akıllarına gelmedi zahir. Sahi, size yani çizginize bir kadın çizerin eli değeseydi, nasıl olurdunuz acaba?

 

Maceralarınızın bazılarının Fransız Rene Goscinny tarafından yazıldığı da söylentiler arasında.Morris ölünce bazı maceraları Achde çizmiş.Evrensel olmuşsunuz, Şekspirden bile ünlüsünüz nerdeyse, yaratılmışlardan çok daha sahici, işte çizginin gücü…

 

Yaratıcınız ve onun yerine çizenler birer ikişer ayrıldı dünyamızdan siz hala aynı yaş ve kimliktesiniz.

 

Hayır, bizim tarafa geçemezsiniz, bu mümkün değil, ama, biz sınırı aşıp sizin tarafa geçebiliriz.

 

Bu yakınlarda sizin vahşi batıda yeni biri çıktı,başkan seçildi, bu farklı bir Red Kit.

 

Saçı alnına dökülüyor onun da, ama, sizden birazcık farklı.İlkten kel sandık, arkadan tarayıp saçı öne dökmüş sandık, değilmiş.İri yarı ve yaşlı bir delikanlı, ya da öyle olduğuna vehmeden biri.Ata binmiyor, lüks arabalara biniyor, şimdi artık Amerikanya başkanı oldu ya, zırhlı arabalara biniyor.Kalemiti Ceyn’i Allahı var boylu boslu bir güzel, eski manken zati, ama, kocasının yanında yüzünün yarısı gülüyor, yarısı kan ağlıyor, bunu sizin çizer bile çizemez…

 

Meksika’ya duvar çekiyor, sonradan olma vatandaşları ülkeye sokmuyor, çakma bir Red Kit bu ve sanırım Düldül’e atlayıp onun kasabası Washington’a, oturduğu Beyaz Saray’a gitmenizin vakti.Herkesi Daltonlar çetesinden sanıyor, bütün medya yalancı diyor, alafucuruk bozduman bir siz, bu adam,haklısınız siz olamaz…

 

Bizim memleketin çizgi tutkunu çocuklar siz çizgi kahramanlar kadar, kimileyin sizlerden daha kahraman…Biraz alt kesim çocukları olan çizgi roman sevdalıları altmışlı yıllarda çizgi oman okur okuduğunu takas eder, mahalle arasında sayısı beş kuruştan kiralarlardı. Büyüklerin ‘onlar zehirli kitap, sakın okumayın’ dese de, ders kitabı arasına gizleyerek, el üstü, göz nuru, baş tacı edildiniz.Hayatın darbeleriyle bu ilk aşk kalbe gömüldü ve bu çocuklar ‘hayatın sarp ve dikenli yollarında’ savruldu.Ana babaların beceremediğini bilgisayar, televizyon becerince, çizgi romanla aramıza kan düştü.Doksanlı yıllardan sonra çizgi romanın yıldızı gene parladı, , kendi büyük, ruhu çocuk eski okurlarınız gene çizgiye emek etti, okudu, bastı, dağıttı, çizgi roman kütüphaneleri bile kuruldu, bu sevdayı tozlu raflardan indirip parlatarak, kalplerine buyur edip, zamane çocuklarıyla tanıştırdı.

 

Karikatürle karıştırılma bahtsızlığı olan çizgi roman ulusu kişilerin, başta geleni olarak sizi buralı hayal ettim hep…Düldülü dört nal sürüp, sayfa dışına kaçtığınızı hayal ettim.Her önemli tarihi döneme ve dönemece kattım sizi, kimbilir ne güzel olurdu?

 

Sen yalnız bir kovboydun, öyle değil mi Red Kit, ben yalnızlara hiç dayanamam.İşte seni kalabalık kıldım, buralı ettim, ‘içimde mutlu olacaksın gibi bir his var’ kovboy…

- Advertisment -