Koş vatandaş, koş!

Ekmeğin ve toprağın kokusuna sarıl, bir de vatanına…Boş konuşana değil, iş tutana bak. Aslolan hayattır, vatandır, dosdoğru olabilmektir, elele verebilmek…Bağımsız kalabilmek.

31.12.2017 08:49
Ayşe -Kilimci

aysekilimci@hotmail.com

 

Gazete manşetleri ve ekranların bazısı  biraz yan çiziyor sanki, olanda biten ve beklentide.

Ben size doğrusunu söyliycem, leke ilacı satanlar gibi…

 

Alnımıza, ufkumuza basılmış, işbu  karayı çıkarmanın en kısa ve bittabi en zahmetsiz yolu, akıllı olmak, ey vatandaş! Akıla koş, karayı silmeye, ülkene sahip çıkmaya bak.

 

Yeni yıl geldi, hoş geldi…

 

‘Aklım büyüdü şu kadar/ fikrim büyüdü bu kadar/ Ya dünya, ya dünya?/Büyüdü büyüdü, taa ay’a kadar’. Ne güzel  çocuk şarkısıdır bu. Mektup yazmak erdemi , güzelliği de silindi gitti, kime yazdınız en son, kalemle, zarfa koyup, pul ekleyip de, kime gönderdiniz bir nâme?Yahut kimden  bir mektup aldınız? Mektup yazan mı var, nasıl alasınız?Mektup almayınca dünya ay’a kadar büyümez elbet…Üstünde denizin kokusu, bulutun izi, postacının eli, kapının mührü olan bir mektup, ah  yazan olsa da, alsak, okusak, saklasak…

 

Eski mektupları da saklamadık elbet, oysa mektup insanımızın, toplumumuzun tarihi, yalın hali, e hali, de hali, den hali, her hali…Şu kısacık hayatta, dokunduğunuz kalplere, tuttuğunuz ellere, geçtiğiniz sokaklara, denize, kuşa, çiçeğe, uçurtmaya, çocuklara, çalgılara, aşka neden mühür vurmadınız? Niye doğru yerde saf tutmadı kimileriniz?

 

15 Temmuz gecesi neden evinize kapandınız? Onu bunu arayıp darbeye gel edip, alkışladınız, neden?

 

Hadi siz darbe kuşağı çocuklarıydınız, peki sokaklara dökülüp işgale dur  diyenler ne çocuğuydu, onlar da siz yaşlardaydı, silahsız döküldüler sokağa…Onları görünce  hiç mi sıkılmadınız, çoluk çocuğa, toruna ilerde ne derim, diye?

 

Çocukken, hatırlayın, rüzgar almış, gökyüzünde salınıp duran uçurtmaya bile mektup yollardık, ortası delik kağıdı ipe dokunarak bulutlara iletirdik…Ne olurdu çocuk ciddiyetimizi büyüklüğümüze  taşısaydık? Görünenin ardındakini, dayatılandan ötesini merak edeydik?

 

Ne olacak bu memleketin hali, hallerimiz, ey vatandaş?

Kendi payını düşündün mü hiç, memleket ahvalindeki?

 

Küsüp susmaktan, lafı çevirmekten  ne zaman vazgeçeceksin? Yanlışı görmekle kalmayıp,  ne zaman ‘bu yanlış’ diyeceksin?Sen tavında konuş, doğruyu dayat, kıvırtanlara karşı çık ki, demokrasi diye hep imizi esas duruşa geçirmesinler bir daha…

 

Çok değil,  iki yıl öncesiydi …Üstelik o bildik usulden darbe de değildi, işgaldi, işgal! Hoop, aloo, canım ciğerim , herbişeyleri bilen pek okumuşlarım…Akıldanem, akilim, bi zamanın azbuçuk solcusu, şimdinin tornistanı gül yüzlülerim…Köprü üstünde işgali can bahasına önleyen vatandaşa kurşun sıkanın insan hakkının derdine düşen pambık yürekli, aklı pürçeklim…

 

Aklımı alacağına canımı al Yarabbim…Beni bunlar gibi edeceğisen, karlı dağlar başında kuş eyle, daha iyi. Nasıl bıktık aynı laftan, birörnek ufuksuzlardan,  taslaklardan…Düzeysizlikten, vasatlıktan, yozluktan, arsızlıktan, dilsizlikten, inceliksizlikten…

 

Toplum ve masalı bozguna uğratılmaya çalışılırken, bu körler sağırlar diyaloğunu, bunca kalınlığı yakıştıramıyorum, her gün bir yanımız budanıp indiriliyor.Neyse ki  kimilerinin beğenmediği,  sahici insan, vatanını olması gerektiği gibi sevenler  var, neyse ki onlar var da, işgal gelip çattığında ölümüne yürüdüler de bugünü görebildik…

 

Bu ikinci yılbaşı, 250’yi aşkın şehit göremedi o yeniyi…Onların yakınlarını da ekle bu sayıya, gör ki dünya kaç bucak?

 

‘Neydi dertleri, yürümeselerdi, asker zaten temizleyecekti, halledecekti’ demek?

 

İşgalci asker  ettiğini temizleyecekti, öyle mi?Ahanda daha dün generalin koruma müdürü, üstelik ayağından kurşunlanıp işgale direndi sanılarak madalya takılan yüzbaşı fetöcü olduğunu söyledi, bir düşün niye? Çemberini sıktılar, daha kötü işlere zorladılar, koftiden kahramanlığa soyundu gene, ama, yemezler…

 

Senin koyu beyaz Türklüğünü yemedikleri gibi, bu kabil hainlerin ihanetini yemedikleri gibi…

 

Yaa , ne demezsin, insan hakkı ihlalleri var bi yandan, halka silah sıkan, meclisi bombalayan, jetlerlevatanı delik deşik edenlerin insan hakları, onlar tek tip cezaevi elbisesi giymesin, en pahalı markalar giyinip çalım etsin, omuzlarına Hero yıldızı takınsınlar…Ohal da neymiş, ilkel işler, var mı dünyada bunun örneği, nerden çıktı bu ohal?Demokrasilerde yeri mi var, ohal’in…

 

İşgalin yeri var ama, iç savaş çıkartma gayretinin de yeri var, onun bunun çocuğu olarak (bu, ‘our boys’ demek oluyor) vatan satmanın  yeri var, bunlar uygar işler, icraatlar, ama, ohal ve tep tip elbise ilkel, demokrasi dışı…İşgal ve içsavaş demokrasi içi, hatta demokrasinin olmazsa olmazı…

 

Ekmeğe tuzu katık et, kır soğanı, ye, başını dik tut, genlerinde kayıtlı  vatan alfabesini oku ey vatandaş İşgal şakşakçılarının da canına oku, hep yaptığın gibi. Varsın sana ‘it’ deme şerefsizliğini göstersin kimi vekil, asili dururken vekil kimi? Ağzını bozan, insanına’ it’ demekten utanmayan, ‘hepinizi denize dökeceğiz’ tehdidi savuran şarlatanlar vekil olsa kaç yazar?

 

Hayatın yalınlık içindeki güzelliğini, hür yaşayabilmenin asaletini, minnetsizliğin onurunu, komşuluğun tadını, türküleri, kitapları, suları, denizleri düşün, ey vatandaş…Bu yanardönerleri değil, bunlardan dinlen dinlen de kaç, ruhunu çürütür bunlar.

 

Ekmeğin ve toprağın kokusuna sarıl, bir de vatanına…Boş konuşana değil, iş tutana bak. Aslolan hayattır, vatandır, dosdoğru olabilmektir, elele verebilmek…Bağımsız kalabilmek.

 

Hayatlarımız insana yaraşır olsun, tek minnetimiz vatanı savunanlara, özgürlüğe, demokrasiye olsun.

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Yorumlar(1)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

Güleçyüz Faik1.01.2018 11:30:44
Ayşe hanım,ikibinonsekizin,bu;ilk gününde,yine ilâç gibi geldiniz. Yüreğinize sağlık,kaleminize kuvvet. İyi seneler.2020 çok güzel olacak.