Ana SayfaYazarlarHüsnü'ne güvenme ey ruh-ı mahım…

Hüsnü’ne güvenme ey ruh-ı mahım…

 

Niceler bu tarz-ı revişten geçti…der şarkı …

 

Hem vekilin, hem eski liderin, cık etse de müdürün esip gürlediği aynı minval üzre.

 

Mani oluyor halimi takrire hicabım…Hicabı varsa yani, halini takrire manii…

 

Esip gürleyen şahıs , evet’çilere değil, müdüre parmak sallıyor, belki denize de onu dökecek , yahut malum Deniz ikisini birden denize dökecek…Yaşadı İzmir.

 

Ege kıyı kasabalarında hayırcıların Pazar yeri ve sokakları basması…Elde bayrak, dilde marş, bayram kıt’ası geçişiyle terör estirip durmasına gülüp geçsek de şaşıyor, inciniyor, hal-i perişanlıklarına üzüm üzüm üzülüyoruz…Hicap bizde, tasa bizde, derd bizde, onlar çalar oynar.

 

Duyar gibiyiz terennüm ettiklerini:’ İşte gidiyorum aman şurada nem kaldı/ Uçurdum şahini elden atmacam kaldı….’

 

Neyle karşılasak bu şarkıyı, bilemedim?

 

’Benden sana destur ey çeşm-i afet/Kiminle istersen eyle muhabbet/ Şimden geru sen sağ ben de selamet/ Aman fevkiya bu alış verişten geçti…’

 

Olay nedir sayın dinleyiciler, alo alo ey muhterem samiin? Biliyor olmalısınız işte İzmir’den yedi ceddimizle denize döküleceğimizi, referandumda ne çıkarsa çıksın…

 

Ne güzel aksak türküdür o, ‘Ah Hanife’ isyan senin neyinde/ isyan değil, (nisyan’dır o) senin gül yaneyinde…

 

Şey de uyabilir, ufak oynama ile, ‘Keklik küsme barışalım/Yuvamıza kavuşalım/ Benden ötmek, senden gitmek/Yolumuzda ağlaşalım…’

 

‘Mecliste çalındı yine tanbur ile ney’ler/Aşık-ı bicarelerin gönlünü eyler/Daire semai tutarak ney neye söyler ne der/Dümderela dir na tene dir na tene dir ney…

 

Hicaz makamı, Seyrani güftesi, Kemani Haydar Telhüner’in bestelediği güzel şarkı…

 

Kemal’lerin en akıllısı/güzeline gelsin, Deniz’lerin en höykürenine, elbet en çok da Hüsnü’ lerin en zarifine…

 

Hoş, Kemal bey ayrı şarkı terennüm etmede şimdi, Hüsn’den içün: Ne günah etse, açılmaz iki gönlün arası/ Ne gün ah etse kanar, dildeki firkat yarası/Dilerim bin beter olsun kim ayıplarsa beni/Arıyor ruhum onu, olsa da bir yüz karası…

 

Kal, neyimiş, ayıpmış, kınamışmış…Kimse yutmasa da sen söyle üstad söyle, hiciranlı ve heyecanlı oluyor…

 

Pencere açıldı Bilal oğlan piştov patladı/Varın bakın belalı Bilal yine kimi hakladı?

Aldı beni aldı beni iki kaşın arası, amman/Yaktı beni kül kül eyledi (g)sözlerinin karası/İçinizde tabib yok mu, nedir bunun çaresi?

 

Var var, tabib var ya onun kendine çaresi yok…Nerde kaldı gayrıya çare olacak?…

 

‘Gözde büyütme ey gönül‘Evet!’ derdini/ Hayatı severek yaşamaya bak?Bu kadar boş yere üzme kendini/ Halkı denize dökmeyi zamana bırak…’Bu da güzel şarkıdır, belki iki oynama yapılabilir burada, ‘denize dökmeyi Deniz’e bırak’ şeklinde çünkü biliyorsunuz ey samiin (=sayın dinleyenler) iki yiğit, bir müdür de aynı makamdan/usulden çalıp söylüyor…

 

Toz duman savrulurken/ Gül çimen kavrulurken/Can tenden ayrılırken/ Yağdır Mevlam, No!…

 

Bunu söylüyor muhalefet, yemin olsun…

 

Yahut, ‘Referandumlu (gurbette yoksul) geceler/ Hayır hasretin heceler/ Gönül hastadır bocalar/Yaralanır garip garip…’

 

Bağrıma taş basaydım/ Basaydım da susaydım/ Düşmezdim elin diline/ Hayır’çün yalvarmasaydım…’

(Sadettin Kaynak üstadın ruhuna bin özürle…)

 

‘Başımı evet eğdi/ Yeğdi, bin kerre yeğdi/ Gözümden kan gideydi/ Size yalvarmasaydım…’ Kim diyor esip gürlemiş, kal yedi sülalemizi denize dökecekmiş? Sarahaten söyledi, bakalım ne söyledi:

‘Bahtım sarılmış simsiyah tüle/ Nemli gözlerle yalvardım size/ Uzak kalırsak bana acele/ Bir ‘hayır!’ gönder seher yeliyle.’

 

Deyince abi, vermez mi samiin hemen cevabı: Yüzde ısrar etme, doksan da olur/ ‘Evet’ reylerinde noksan da olur/Sakın büyüklenme elde neler var/Bir ben vardım deme, yoksan da olur…’

 

Bu kadar cilveli makamından döktürenler, siyasetin yarınında gene olur mu, ey samiin?

 

Misal doktor, misal Deniz, hele ki Müdür?

 

Çekerim sineye her cevri kaderdir diyerek/ Yanarım ömrüme vallahi hederdir diyerek, şarkısını söylemede seçmen…

 

Bir de şunu elbet, hazret evet sonrası hepimizi denize dökerken, İzmir’de:‘Sen körfeze geldiğin zaman/Susar deniz susar rüzgar susar birer birer/Kordonda dökülür ken evet’çiler denize/ Coşar müdür, kükrer doktor birer birer…Biz ölmedeyiz ah, biner biner…

 

Ankara’daki müdür bey için istek şarkımız: Bölük bölük turna geçer yüceden/ Gaf’larını gözlüyorum geceden/Söz söylesem anlar mısın heceden/Var git güzel var git kendi işine…

 

Konya’lı efelere (!) gitsin:Eğilmez başın gibi/ Gökler bulutlu efem/ Dağlar yoldaşın gibi/ Sana ne mutlu Efem…

 

‘Kendine niçin emsal ararsın/ ismin gibi pek nazik-edasın/Gerçi birazcık sen bi tuhafsın…’Bu şarkı hem Hüsnü beylere gelsin hem Umman beylere…Maestro çıbığı iyi kullansa belki makam dışına çıkmazlardı…

 

Kalbimde açılmış dağılan bir kuru güldün/bir tel saçını (bir hayır oy’unu) istediğim gün bana güldün/Vermem diyerek hem beni hem kendini üzdün…

 

Hacı Arif üstadın Curcuna şarkısı tam bize göre: Güzel gün görmedi avare gönlüm/ Neler çekti ( şu CHP’den) neler, biçare gönlüm/ Muhabbetsizliğinden serapa yare gönlüm/ Neler çekti altıoktan ah bu biçare gönlüm…

 

Benzemez kimse sana/Tavrına (titre’ine) hayran olayım…O ‘titre’ pek yaraşıyor, aslından iyi uydu oraya…

 

Kemani Rıza efendinin aksak şarkısı : Ne semtten (Referandumdan mı) canım bu geliş/ Bize mi yoksa gösteriş/Canıma geçti bu reviş/Kerem et bi hayır, deyiver (bir lahza iliş)…

 

Galata basması/Urumeli yosması/sarsak olmaz mı/yirmilik altını taksak olmaz mı, hadi gel…Yok canım bu şarkının burada işi ne? Sızmış…Bir kısım medyanın işi…

 

Pınar suyu gibi serin/sesini öpeyim senin/içindeki derin derin/gizli lisanın olayım.

 

Evet’i (aşk sözünü) ağzıma almam, demişsin/Artık bu tellerden çalmam demişsin/ Evet çıksa bile tanımam demişsin/Sen böyle karara karar mı dersin?

 

Gönüldür bu arzû eder / Lûtfunuzu recâ eder…Makamlı söylüyor şahıs, burada, denize dökücem alayınızı, yerine…

 

Dört mevsim, on iki ayda/Parlayan her dolunayda/Çankaya’da Kızılay’da/ Gelir (söğer) diye bekliyorum…Evet çıktı sandıklardan, İzmir’lerde denizlere döksün diye bekliyorum…

 

‘Gam çekme gönül, n’olsa baharın sonu yazdır…’

 

Bu da taşkın vekilden ahaliye gelsin: Aşkın ile gündüz gece giryanım efendim/Bülbül gibi gül ruyine hayranım efendim/Beyhude imiş eylediğim mihr ü vefalar/Ettiklerime şimdi peşimanım efendim (Yürük semai)

 

Artık gelecek sanma sakın geçti o günler…

 

Şahane gözler şahane/ Hüsn’üne yoktur bahane/Süleyman olsam (n) cihane/efendim gönül eylenmez…

 

Son şarkı bu ağlatır acı bir bestesi var/ Sesi yalnızlıklara çeker götürür beni….Ağlasan da kar etmez sana son pişmanlıklar/son şarkı bu ağlatır acı bir bestesi var(H.M.Ebciğlu söz, Y.Özüstün beste)

 

Hamiş: Suriyeli çocuklar sarin gazıyla zehirlenirken, sahici diktatör marifetiyle, şarkılara dalma gafletimiz için bütün ölmüş, yanmış, tütmekte olan çocuklara bin özürle…

 

- Advertisment -