Avrupa Avrupa duy sesimizi

Avrupa’yı uygarlığın son durağı sanışımızı eleştirir.Mezopotamya, Mısır, Çin uygarlıklarından bu yana dünyadaki onca uygarlıktan ancak biridir, belki zurnanın son deliği. Belli koşullarda doğmuştur o da, diğerleri gibi, büyümüş, gelişmiş, en üst noktadan sonra hem yozlaşmaya hem inişe başlamıştır. ‘Avrupa diye kesin bir çağdaşlık kriteri yoktur’ A.İlhan’a göre ve elbet tarihe göre de…

16.11.2017 07:39
Ayşe -Kilimci

aysekilimci@hotmail.com

 

Ve anla, kendi hal-i pür melalini…

Romain Gary ( nam-ı diğer: Emile Ajar)ın iyi romancılığı, film yönetmenliği, ‘islahı gayr-i mümkün çapkınlığı’ yanında, diplomatlığına döne döne vurgu yapan Attila İlhan, onun  evrensel güç olarak nitelenen Avrupa’yı nasıl sarakaya aldığını  bize anlatmakla kalmaz, habire yazardı…

 

‘Gece Sakin Olacak’ kitabını okumuş,şöyle diyormuş orada, ‘Avrupa’yı geçen yüzyıldan devraldığımız yüzyıl başında büsbütün yücelttiğimiz bir yerde düşünüyorlar, olmayacak şey!Avrupa bugün, ABD ile  (eski) SSCB’de, iki karşıt kutup olarak varlığını sürdürüyor, bu iki güçten bağımsız ne yapabilir ki?’

 

Gary, Avrupa Birliği tasarısı, sömürgeleri ve sömürge imparatorluklarını unutamamış Avrupa’lı eski büyük güçlerin; şimdi bu hayali, bazı üçüncü dünya ülkeleriyle anlaşmalar yaparak, sürdürmek istemesinden ibarettir, çünkü kendi başına Avrupa’nın ne hammadde kaynağı yeterlidir ne maddi olanağı. Dünya egemenliğini daha sömürgeleri elindeyken tutamamış, hepsini elinden çıkarmış Avrupa ülkeleri bağımsız, üstüne üstlük iddialı, birer devlet olmuş eski sömürgelerle, nasıl yeni bir güç oluşturabilir?

 

Gary, bu iş olmaz diyerek kesip atmış. Avrupa AB üyesi olan olmayan bazı ülkelerle anlaşmalar yapsa da umup umsuruk olmakla kalacak, ona göre.Gücü yetmez çünkü. Kaptan’a göre ‘Batı uygarlıkları sürü sepet sanat eseri, büyük müzik, önemli teknoloji olduğu kadar; Allahın belası şu üç şey de demek değil midir: Sömürgecilik, dünya savaşları ve çevre kirlenmesi…

 

Teknolojik üstünlüğe yaslanarak başka ülkeleri tutsak etmeyi uygarlık götürmek diye kabul ettirmek istemesini sorgularken,  A.İlhan,bir yandan hristiyanlığı, öteyandan ulusal çıkarlarını genişletmeye çalıştığının altını çizmeden edemezdi.

 

Pazarları paylaşamayıp, olanlarla da yetinmeyip yarım yüzyılda dünyayı iki kere ateşe veren kimdir, Avrupa’dan başka?

 

Avrupa’yı uygarlığın son durağı sanışımızı eleştirir.Mezopotamya, Mısır, Çin uygarlıklarından bu yana dünyadaki onca uygarlıktan ancak biridir, belki zurnanın son deliği. Belli koşullarda doğmuştur o da, diğerleri gibi, büyümüş, gelişmiş, en üst noktadan sonra hem yozlaşmaya hem inişe başlamıştır. ‘Avrupa diye kesin bir çağdaşlık kriteri yoktur’ A.İlhan’a göre ve elbet tarihe göre de…’öyle sayılması, Avrupalı emperyalist güçlerin yeryüzünü sultaları altında tuttukları günlerden kalma kötü, yanlış bir önkabul, tartışılması gereken bir önyargı’, bizce de yanılgıdır.

 

Dünyanın gördüğü/göreceği nice uygarlık da’ kendini insanlığın son sözü sanırken, hangi yerde hangi halkın nice büyüklüğe ulaştığını, öncekileri aştığını bilecek midir?

 

Uygarlaşmaya, kendi temel niteliklerini koruyup zengin kılarak, kavimler, kültürler kaynaşmasını gerçekleştirerek ulaşacak, dünyanın yeni yükselmekte olan büyük ülkeleri, halkları…

 

Devrini tamamlayıp düşüşe geçmiş olanların poposuna takılmadan, kaptanın dediği gibi, ‘kendi medeniyetinin içinden yeni bir bileşimle yükselmeyi’ bilerek, düstur edinerek…

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Yorumlar(1)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

Güleçyüz Faik18.11.2017 04:13:13
Sabah sabah ilâç gibi geldi;kadim derdimiz;doğu batı meselesinde.