Teklif edilen sistemde parlamento

Cari sistemde gensoru sanıldığı kadar etkili bir denetim aracı olamadı. Beş yüze yakın gensoru yalnız iki hükümetin ve iki bakanın düşmesini sağladı. Sözlü soru da hükümetin Mecliste hazır bulunmadığı bir sistemde anlamsız. Buna karşılık yeni sistemde Meclis araştırması, genel görüşme, yazılı soru ve en önemlisi cezai sonuçları olabilecek Meclis soruşturması gibi araçlar var. Şimdiki durumda ise, birçok yetkiye sahip cumhurbaşkanının buna karşılık hiçbir siyasî sorumluluğu bulunmuyor.

17.03.2017 09:13
Atilla-Yayla



 

Siyaset bilimi ve anayasa hukuku derslerinde öğrencilere devletin üç temel kuvvetinin bulunduğunu anlatıyoruz: Yasama, yürütme ve yargı. Eksik de olsa bu anlatımdan vazgeçmek zor. İnsan toplumları bu üç temel kuvvetin yapılanmasına ve işlemesine muhtaç. Bu yüzden, rejimin temel niteliği -- demokratik veya anti-demokratik -- ne olursa olsun, her sistemde bu kuvvetler mevcut. Demokrasinin demokratik olmayan sistemlerden farkı bu kuvvetler arasında bir ayrımı, bir denge ve denetleme mekanizmasını öngörmesi. Bunun temel amacı da insan hak ve özgürlüklerinin korunması. Ancak, sanırım kuvvetler ayrılığı isteğine her kuvvetin işlevini en etkili şekilde yerine getirmesi arzusu da eklenebilir.

 

16 Nisan’daki referandumda seçmenler tarafından oylanacak anayasa değişikliği paketi, esas itibarıyla hükümet sisteminde değişikliği öngörüyor. Bununla beraber, üç temel kuvvet arasında belirli bir ilişki ağı bulunduğu için, yürütmede yapılacak değişikliklerin daha az ölçüde olmakla beraber yasama ve yargıyı da etkileyeceği açık. Bu yüzden, anayasa değişikliği paketinin yasama, yürütme ve yargıda ne gibi değişikliklere yol açabileceği üzerinde durmak lâzım.

 

Anayasa paketine hayır diyen siyasî çevreler ve sivil toplum katmanları, teklifin yasamayı tamamen yürütmenin kontrolü altına sokacağını ve Meclisi fonksiyonsuz hâle getireceğini ileri sürüyor. Bunun gerekçesi olarak da, cumhurbaşkanının partisiyle ilişkisi kesilmediği için genel başkan olabileceğini ve partisi üzerinden parlamentoyu kontrol edebileceğini gösteriyor.

 

Benim okumalarıma göre, değişiklik parlamentoyu fonksiyonsuz hâle getirmiyor. Bunun olabilmesi için yasama yetkisinin açıkça cumhurbaşkanına verilmesi ve bunun meselâ “kanunları cumhurbaşkanı yapar” gibi bir ifadeyle ortaya konması lâzım. Oysa teklif kanun yapma yetkisinin parlamentoya ait olduğunu net bir şekilde vurguluyor.

 

Cumhurbaşkanının parlamentoyu partisi üzerinden kontrol etmesi ihtimâli hakkında neler söylenebilir? Bu ihtimâlin hayat bulabilmesi için, ilk olarak cumhurbaşkanının partisinin Mecliste çoğunluğu sağlaması gerekir. Bu vuku bulsa bile cumhurbaşkanının parlamento çalışmalarına katılamayacak olması ve bakanların Meclis dışından atanması, Meclis içinden atanan bakanların ise milletvekilliğinin düşmesi, her hâlükârda yürütme ile yasama arasındaki bağların meselâ parlamenter sitemdekine nisbetle daha zayıf olacağı anlamına geliyor.

 

Seçimlerin ne getireceği belli olmaz. Milletvekili seçimlerinde muhalefet partilerinin Mecliste çoğunluk olması hâlinde, fiilen sert bir kuvvetler ayrılığı ortaya çıkar. Bu durum kanun çıkarttırabilmek için cumhurbaşkanının muhalefet partileri ile işbirliğine gitmesini, onları ikna etmesini zorunlu kılar.

 

Muhalefetten gelen bir diğer eleştiri, Meclisin yürütmeyi denetleme imkânının ortadan kalktığı. Bunun gerekçesi olarak da yeni hükümet sisteminde gensorunun ve sözlü sorunun var olmaması gösteriliyor. Bu iddia da temelsiz. Gensoru cari sistemde sanıldığı kadar etkili bir denetim aracı olamadı. Beş yüze yakın gensoru yalnız iki hükümetin ve iki bakanın düşmesini sağladı. Sözlü soru da hükümetin hazır bulunmadığı bir sistemde anlamsız. Buna karşılık yeni sistemde Meclis araştırması, genel görüşme, yazılı soru ve en önemlisi cezai sonuçları olabilecek Meclis soruşturması gibi araçlar var. Şimdiki durumda ise, birçok yetkiye sahip cumhurbaşkanının buna karşılık hiçbir siyasî sorumluluğu bulunmuyor.

 

Meclis soruşturmasının vuku bulabilmesi ve sonuç verebilmesi için yüksek oy yüzdelerinin aranması, bu mekanizmanın çalışmasının imkânsız olduğunu göstermez. Neticede bu, sık sık değil çok istisnaî durumlarda başvurulacak bir yoldur. Nasıl ki yasama ve yargıya korunaklı bir statü veriliyorsa, yürütmeye de nisbeten korunaklı bir statünün verilmesi gerekir. Aksi takdirde yürütme kendini güven içinde hissetmez ve şamar oğlanına çevrilebilir. Bu, istenecek bir durum değil. Ayrıca, öyle vakalar olabilir ki, cumhurbaşkanının partisi bile onun hakkındaki bir soruşturmaya destek vermek zorunda kalabilir. Bu yüzden, Meclisin yürütmeyi denetleme imkânının tamamen ortadan kalktığı iddiası inandırıcı görünmüyor.

 

Sonuç olarak, önerilen sistemde parlamento cari durumda olduğundan daha az etkili ve yetkili hâle getirilmiyor. 

Yazarın Tüm Yazıları

Yorumlar(3)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

Abidin Uyar 17.03.2017 12:17:49
Aslında her bir iddianız madde madde madde hakemli bir ortamda tartışmak lazım,Bektaşin Kuran yorumu gibi olmuş Parçacı,lafızcı.Önce şunu söyleyeyim bu meclisin kanun yapma gücü lafız olarak var( zaten bu hissettirilmese iyice ayıp olacak )lakin pratikte metne bütüncül olarak bakarsanız ancak Cumhurbaşkanını seçecek olan çoğunluğun mecliste başka partiyi seçmesi ile mümkün olur.Hadi bu zayıf durumu olasılk olarak kabul edelim o zaman nasıl Bu başkanlık sistemi istikrar getirecek.Nasıl kaos ve kargaşa çıkmayacak,halbuki sizdahil tüm 18 maddeyi savunanalar gücün tek elde toplanmasında istikrar arıyordu.Kadıki 600 milletvekili eski sisteme göre seçiliyor ve kendine onay veren lidere aynı şimdiki gibi sadakati koşulsuz sağlıyordu.Eğer ihtimal hesabı yapacaksanız asıl meclis seçecek coğunluğun cumhurbaşkanınında seçme olasılığı daha fazla.Üstelik neden se sizin Liberal ilkeleriniz şuan rafa kalktı Olağan üstü hal ile gayri ahlaki bir seçim yarış başlatmışsınız.ç
17.03.2017 18:04:25
Parti başkanına mutlak itaat eden milletvekillerini grup başkanvekilleri ve parti başkan yardımcılarıyla yönetebilir cumhurbaşkanı ki bizdeki siyasetçi tipi elindeki gücü sonuna kadar kullanmayı istemez mi?
Köroğlu18.03.2017 16:40:05
1)''...Oysa teklif kanun yapma yetkisinin parlamentoya ait olduğunu net bir şekilde vurguluyor.'' CB kendi partisinin MV adaylarını belirleme yetkisine sahip olduğu sürece bunun pratikte bir anlamı yok. 12 Eylül rejiminin en büyük handikapı, siyasi partiler yasası, olduğu gibi durduğu sürece CB Meclis''i kontrol edecektir. Meclis''te CB''nin partisinin çoğunluk olmaması düşük olasılık. Niye önseçim ve dar bölge sistemine geçilmiyor? Gerekçe ne? 2)''...Bu yüzden, Meclisin yürütmeyi denetleme imkânının tamamen ortadan kalktığı iddiası inandırıcı görünmüyor.'' Bence gayet inandırıcı. Meclis denetiminden kasdedilen hukuki denetim değil, siyasi denetim. CBK, bütçe yetkisi, atamaların Meclis onayından geçmemesi, vb,.. Meclis siyaseten CB''yi denetleyemeyecek. Hangi liberal bunu onaylar? 3) Cari durum berbat. Teklif daha berbat.