Ana SayfaYazarlarÇin işi distopya

Çin işi distopya

Distopya (kara gelecek tasarımı) konusuna özel ilgi duyan biri olarak haberi ilk okuduğumda (Kasım 2017) çok etkilenmiş ve üzerine yazı yazmak için not almıştım.

“Black Mirror dizisindeki ‘sosyal skor’ Çin’de gerçek oluyor!” başlıklı haber gerçekten de çok ilginçti.

Habere göre, Çin’de şimdilik test aşamasında olan uygulamayla, 2020’den itibaren ülke çapında vatandaşlara ‘kişisel kredi notu’ verilecekti.

Mobil cihazlara yüklenecek bir uygulama sayesinde vatandaşların davranışlarını denetleyecek sistem Çin’in Jiangu bölgesinde pilot proje olarak test ediliyordu.

Sosyal Skor uygulaması sayesinde Çin Devleti, vatandaşlarının hem sanal hem de gerçek yaşantılarını takip ederek davranışlarının yasal ve ahlaki uygunluklarını puanlayacaktı.

Puanlama sistemi A, B, C ve D olarak 4’e ayrılacak, 1050 puan ve üzerinde not alan A kategorisinde yer alanlar ülkenin en dürüst kesimini oluşturacaktı. D kategorisinin puanı ise 599 ve altı olarak belirlenmişti; bu kategoride yar alanlar ülkenin en ahlaksız kesimini oluşturacaktı.

Mesela sosyal medya paylaşımlarında yalan beyanda bulunmak ve uygunsuz fotoğraflar paylaşmak 50 puanlık kesinti anlamına gelecekti. Bu, sadece sosyal medya ile sınırlı olmayacaktı. Örneğin karşıdan karşıya geçerken yaya geçidini kullanmayanların ya da faturalarını zamanında yatırmayanların skoru epeyce düşecekti.

Keza herhangi bir sınavda kopya çekerken yakalanan biri bankaya kredi başvurusunda bulunamayacak, hatta evlenmek için eş bulurken bile epey zorluklar yaşayacaktı.

 

Black Mirror’daki gibi

 

Habere göre Çin’deki uygulama çok izlenen Black Mirror dizisinin 3. sezonunun 1. bölümünde gözüken ‘RateMe’ puanlama uygulamasını hatırlatıyordu.

Netflix yapımı Black Mirror dizisinin 3. sezonunun 1. bölümünde, sosyal medya skorunu umutsuzca artırmaya çalışan bir kadının dibe vuruşunu anlatıyordu.

Hikâye şöyleydi: Lacie adında genç bir kadın, insanların statülerinin sosyal medya üzerinden derecelendirmeye tâbi tutulduğu bir dünyada yaşıyordu. Vatandaşların sosyal medyada 5 puan üstünden değerlendirildiği sistemde Lacie 4.2 puana sahipti. Lacie, lüks bir ev kiralamak için kredi kullanmak isiyordu, ancak bunun için sahip olması gereken puan 4.5’ti. O da ne yapsın, çareyi toplum tarafından çok beğenilen ve 4.9 puana sahip eski kolej arkadaşı Naomie’ye yakınlaşmakta bulmuştu. Fakat ne yazık ki, olaylar Lacie’nin tahmin ettiği gibi gelişmeyecekti.

 

Pilot bölgede işler nasıl gidiyor?

 

Dediğim gibi, yazmayı çok istediğim bir konu olmasına rağmen sıra bir türlü ona gelmemişti.

Geçtiğimiz günlerde Ümit Kıvanç (Duvar, 5 Nisan 2018), sistemin uygulandığı pilot bölgelerden birinin tanıtıldığı bir makaleden edindiği bilgileri kullanarak bir yazı kaleme alınca bu defa konuyu atlamamaya karar verdim. Ümit Kıvanç’ın, ‘Distopya yarışında Çin önde’ başlıklı yazısı esasen Rongçeng şehrinde uygulamanın nasıl yürüdüğüne dair Foreign Policy’de Simina Mistreanu imzalı bir röportaja dayanıyor. (Bu, birtakım kişilerle görüşmelere ve gözlemlere dayanan derinlemesine bir haber. Gazetecilikte bu türden ürünlere röportaj deniyor ama bizde tuhaf bir biçimde röportaj denince söyleşi anlaşılıyor.)

Ümit Kıvanç yazısında, röportajdaki bilgileri kendi üslubuyla okurlara sunuyor. Aşağıda okuyacağınız italik bölüm tümüyle Kıvanç’ın zikrettiğim yazısından:

 

Çin “Halk Cumhuriyeti” -sevsinler!-, dört-beş yıl önce, otuz-kırk arası yerleşim biriminde bir pilot uygulama başlattı. Hazırlıkları, ön çalışmaları, daha eskiye dayanıyor; Pekin Üniversitesi’nde “toplumsal itibar araştırma merkezi” kurulalı on beş yıl oluyor. Devlet Konseyi sistemin resmî kuruluş belgesini 2014’te açıkladı, 2020’de ülke çapında uygulamaya geçilmesi planlanıyor.

Söz konusu uygulamanın hedefini yetkililer, ekonomi ve toplum hayatında “güvenilirlik”i artırmak olarak tarif ediyor ve projeyi genel olarak “toplumsal itibar sistemi” olarak nitelendiriyorlar. Bireyler, devlet görevlileri, şirketler, kurumlar, hepsi bu sistemin özünü oluşturan değerlendirmeye tâbi. Bu esas olarak bir puanlama sistemi. “Puan veya puanlar” alıyor ya da kaybediyorsun. Puanların yükseldiğinde her ay ödediğin ısınma faturasında indirimler yapıldığını görüp seviniyorsun. Veya birden banka sana pek elverişli şartlarla kredi verebileceğini bildiriyor. Buna karşılık, fena davranışların yüzünden “puan veya puanlar” yitirdiğinde, sana hızlı tren veya uçak bileti vermediklerini görüyorsun.

Rongçeng’de uygulama, şehrin 740 bin sâkininden her birinin hanesine bin puan yazılarak başlamış. Trafik cezası yersen beş puan gidiyor. “Kahramanca” sayılabilecek bir şeyler becerir, meselâ işini herkese örnek olacak şekilde yapar, aileni çok zor koşullardan kurtarıp düze çıkarır ve il yönetimi düzeyinde ödüllendirilirsen tam 30 puan elde ediyorsun. Daha sınırlı çerçevede alınan ödüller beş puan kadar kazandırabiliyor. Şehir yönetiminin çağrısına uyup birtakım gönüllü hizmetlere katılır veya bu tür girişimlere para yardımı yaparsan, bu da elbette puanlarının artması anlamına geliyor. Vergilerini vaktinde ödeyen şirketler puan kaybıyla karşılaşmadıkları gibi, ihalelerde, kredi işlerinde kolaylık görüyor, standartlara uymayan, sağlıksız ürünler üretenlerin puanları hızla azalıyor.

“Toplumsal İtibar Dairesi” yöneticileri pek hassas: yurttaşların itibar puanlarını olumlu-olumsuz etkileyebilecek her şeyin belgelenmesi gerekiyor. Yurttaşların itibarıyla resmî belgesiz oynanmıyor yani! En yüksek statü olan A+++ derecesinden en alta, D kategorisine düşmek veya tersi, dedikoduyla, dalavereyle, eş-dost kayırmayla olmaz, “bizde her şey belgeli” iddiasındalar…

 

Havuç kısmı

 

Rongçeng röportajının yazarı Mistreanu, Toplumsal İtibar Dairesi’ne ait masanın da yer aldığı kocaman binada, “toplumsal itibar durumu”nu öğrenmek için koşturan birileriyle de karşılaşmış. Ev kredisi alma peşindeki adam, ilgili masaya başvurmaktaymış. Zira yurttaşlar hangi durumda ne kadar puan aldıklarını veya kaybettiklerini ancak yetkili masadan öğrenebiliyorlar!

Buna karşılık, Rongçenglilerin çoğu uygulamadan memnun. Meselâ otomobil sürücüleri yaya geçitlerinde artık durup yayalara yol verir olmuşlar. Yayaya yol vermeyince puan kaybediyorsun. Oysa Çin’de -bizdeki gibi- yollarda altına araba çekebilmiş olanların tartışmasız üstünlüğü egemen, söylendiğine göre.

Uygulamayı böyle yönleriyle öne çıkarmak için planlı bir çaba var, anlaşılan. İyi davranışları nedeniyle ödüllendirilenlerin fotoğrafları, ödüllendirilme gerekçeleri bütün şehre ilan panoları aracılığıyla duyuruluyor. Kocası öldükten sonra onun hasta ve yaşlı annesine bakmayı sürdüren, elli beş yaşındaki bir kadın, yeniden evlenirken yeni eşine tek şart öne sürmüş: Baktığı hastanın onlarla kalmaya devam etmesi. Bu kadın, meselâ, övülen, ödüllendirilen iyi yurttaş olarak başka herkese sunuluyor. Puan artışı eşliğinde.

Cezalara verilen örnekler de hep “cehennemin halkla ilişkiler bölümü”nü çağrıştırıyor: Borcunu ödeyememekten suçlu 170 bin kişinin hızlı tren veya uçak bileti alamaması veya lüks otelde kalamamasına, ancak borçlarını öderlerse bu kısıtlamalardan kurtulmalarına kim itiraz eder?

Ancak bu madalyonun öbür yüzü, internetten bebek bezi alanlar “sorumlu yurttaş” payesi kazanırken, sanal âlemde saatlerce oyun oynayanlara “güvenilmez” damgası vurulurvermesi. Totaliterliğin dizginsizlik keyfinden sarhoş, üstelik bizzat bu dizginsizliğin geleneğini oluşturmuş Çin devleti yöneticileri, neyse ki, cehennemin reklam bölümüyle kazanları birbirine pek yakın yerleştirmişler; az ilerisi kolayca seçilebiliyor: Ulusal Gelişme ve Reform Komisyonu’nun ilan ettiğine göre, tren ve uçak bileti kısıtlamaları, geçersiz bilet kullandığı saptananların yanı sıra, “terörizm hakkında yanlış bilgi yayan”ları da kapsayacak.

Açık ki burada muazzam bir dalavere mekanizması işliyor. Yurttaşları “iyi davranışlara” yöneltme denen şey, aslında başlıca karakter özelliği disiplini içselleştirmek ve mesele çıkarmamak olan tek tip yurttaş imalatına ve gediksiz devlet denetimine hizmet edecek tuzak. 2020’den itibaren, şehir yönetimleri, bakanlıklar, çeşitli hükümet organları, internet üzerinden alışverişin yürütüldüğü platformlar, mahallelerdeki birimler, kütüphaneler ve şirketleri kapsayan bir bilgi ağının oluşturulacağı ve sistemin bununla birlikte yürütüleceği biliniyor. Bu, yurttaşlarla ilgili her türlü bilginin tek merkezde toplanması ve sürekli işlenmesi anlamına gelecek.

Ve “iyi/örnek davranış = bol puan = avantajlar” denklemi, hiçbir gizli servisin asla hepsini tek hamlede elde edemeyeceği kişisel bilgilerini ortalığa saçmak için herkesin yarıştığı sanal âlem platformlarında görüldüğü üzre, yurttaşların kendilerini düpedüz rehineler haline getirecek sisteme gönüllü katılımını sağlayacak. Nitekim, Mistreanu’nun görüştüğü bir ilgili, ödül ve ceza konularının herkes için kesin-net olması, her şeyin yasaya dayanması halinde, yurttaşlar sistemi benimsediği gibi, okulların, hastanelerin, mahalle birimlerinin, devletten özel talimat gelmeksizin, kendiliklerinden bu uygulamaya geçtiklerini anlatıyor. “İyi yurttaş”a puan kazandıracak koşulları ve herkes için kesin-net olacak yasaları kimlerin ne koşullarda yapacakları, bu durumda özel önem kazanıyor ki, ancak ekonomisi gelişmiş Batılı ülkelerin kurabildikleri demokratik hukuk devletlerinde bile bu konuda yurttaşların neye ne kadar güvenebilecekleri ziyadesiyle şüpheli.

 

Pek kurnazca kurgulanmış bir tuzak

 

Ümit Kıvanç, programı, “Başlıca karakter özelliği disiplini içselleştirmek ve mesele çıkarmamak olan tek tip yurttaş imalatına ve gediksiz devlet denetimine hizmet edecek tuzak” olarak nitelerken sonuna kadar haklı.

Çin’in, bu amaçla seçtiği yöntem bana, geçmiş yıllarda birkaç vesileyle kaleme aldığım Orwell-Huxley karşılaştırmasını hatırlattı.

İletişim kuramcısı Neil Postman, "Televizyon: Öldüren Eğlence" adlı kitabında, gelecek tasarımları karamsar olan iki düşünür-romancıyı (Orwell ve Huxley) karşılaştırır ve günümüz dünyasının Orwell'i değil, Huxley'i haklı çıkardığını söyler…

Gerçekten de Orwell’in distopyasında iktidarlar birörnek birey yaratmak için araç olarak esasen baskı ve yasaklamayı kullanırken, Huxley’nin distopyasında birörneklik, bunun yanı sıra mükâfatlarla ve hazza boğmayla sağlanır.

Çin, iktidarın toplumu total olarak denetleme hedefinde baskı ve yasaklamanın yanı sıra ‘ödüllendirme’yi de kullanarak, sağlam bir distopya için sadece ‘sopa’ öneren Orwell’in değil, sopanın yanında ‘havuç’ da öneren Huxley’nin yolundan gitmeye karar vermiş görünüyor.

 

 

 

- Advertisment -