‘Emoji’lerin yükselişi (1) Noktalama işaretleri ayaklanıyor

İnsanoğlu yazarken, vakit darlığı ile tembelliğin el ele vermesiyle, hissettiklerini gittikçe daha az tasvir etmeye başlamıştı. Anlaşıldığı düşünülen fikirlerin ve hissedilenlerin kelimelerle ifadesi uzun ve yorucu geldiği için, karşılıklı yazışmalarda kelimeler kurumuş, cümleler büzüşmüş bir halde yolculuklarını yapıyorlardı.

22.11.2015 12:37
Ali -Rana Atılgan

alirana1963@gmail.com

 

Fiillerden bir tanesi dizinin dibinden ayrılmayan zarfa sordu: “Ne dersin, konuşacak mı, yazacak mı?” Elini alnına siper yapan zarf, uzakları süzer gibi önce uzun uzun önüne baktı, sonra fiile döndü. “Konuşacak galiba” dedi. “Önümde bayağı kalabalık bir kelime dizisi var. Aralarında senin ardından gelen işaretlerden hiç görmüyorum.” Arkasındaki boşluğa sıkışmaya çalışan noktalı virgüle umutsuz bir ifade ile baktı fiil. “Dert etme” dedi noktalı virgül, o bakışı görünce; “bir plânımız var.”

 

İnsanoğlu yazarken, vakit darlığı ile tembelliğin el ele vermesiyle, hissettiklerini gittikçe daha az tasvir etmeye başlamıştı. Anlaşıldığı düşünülen fikirlerin ve hissedilenlerin kelimelerle ifadesi uzun ve yorucu geldiği için, karşılıklı yazışmalarda kelimeler kurumuş, cümleler büzüşmüş bir halde yolculuklarını yapıyorlardı. Kelimeleri sulayan, cümleleri açan, renklendiren noktalamalar olmadığında, paragraflar, kovboy filmlerindeki terkedilmiş kasabalarda oradan oraya sürüklenen kurumuş çalı çırpı demetleri gibi, insanlar arasında gidip geliyordu.

 

Nokta ve virgülün insana kolay bir şekilde soluklanma şansı tanımadaki becerisi, ikisini bir araya getirerek, kurguya yeni bir çeşit sunan noktalı virgüle gittikçe daha az hayat olanağı tanıyordu. Yaşama tutunma isteği, onu etrafında olup bitene daha duyarlı yapmıştı. Biteviye giden kelime zincirleri arasında gittikçe kendisine daha az yer bulan noktalı virgül, durumu önce iki nokta üst üsteyle tartışmaya karar verdi. İki nokta üst üstenin durumu da o kadar parlak değildi. Noktalı virgülün çözümlemesini beğendi. Birlikte, en az onlar kadar bu gidişattan muzdarip olan tire (kısa çizgi) ve parantezle ortaklık yapmaya karar verdiler.

 

Parantezin fedakârlık yapması gerekiyordu bununla beraber. Aralarındaki mesafe çoğunlukla bir cümle, nadiren bir paragraf boyu olan aç parantez ile kapa parantezin yapacakları anlaşmayla, birbirlerinden bağımsız bir ortaklığın içinde olmaya onay vermeleri gerekiyordu. “Kısa cümlede, uzun paragrafta, her zaman birlikte” diye uzun yıllar önce ettikleri yemini bozacaklardı. Kapa parantez, genellikle unutulan olduğundan bu ayrılığı daha olumlu karşıladı. Üstelik  aç parantezin bu konudaki hassasiyetini sahiplenmemesinden sıkılmıştı. Noktalı virgül fikrini açıkladığında, kendisinin iki nokta üst üste, tire ve parantezden çok daha az kullanılacağını da biliyordu. Ama yöneticilik böyle zamanlarda ortaya çıkmaz mıydı; en iyi yönetici, en az görünen, kendini yok edebilen değil miydi?

 

Noktalı virgül öncülüğünde yaptıkları planın en önemli kısmı, insanoğlunun en gözde yeteneğine dayanıyordu: boşlukları doldurarak, fazlalıkları atarak, bir şeyi diğerine benzetebilmek. Kaç kere şu kelimelerin yan yana dizildiğine şahittiler: “Göz bunu tamamlar” ya da “bak, bunu görmesen de oluyor!” Biliyorlardı, eğer birkaç kişiyi ikna edebilirlerse, önerileri bütün insanlığa bir virüs gibi yayılacaktı. Üstelik ırk, din, dil ayrımı gözetmeyecekti. Çünkü en temel insan “mim”i (Eng., meme) olan, özgürleşince çeşitlenen ifade yeteneğini, yüzlerde resimleyeceklerdi.

 

Hemen çalışmaya başladılar. Acaba en az kaç noktalama işareti kullanarak insanın güldüğünü, üzüldüğünü, kızdığını veya şaşırdığını anlatabilirlerdi? Ne kadar az, o kadar iyi olur diye düşündüler bir taraftan. Ama, bu aynı zamanda bazılarının yok olmasına çanak tutacaktı. Son cümleyi düşünmeden müzakereye devam ettiler. Başarısız birkaç denemeden sonra, iki nokta üst üste, tire ve kapa parantezden gülme ifadesini [ :-) ]; kapa parantez ile aç parantezi değiş tokuş ederek üzülme tasvirini türettiler [ :-( ]. Noktalı virgül, kendisinin ortada olmamasından aldığı cesaretle, eşit işaretini aç ve kapa parantez ile birlikte kullanmayı önerdi, gülme ve üzülme benzetimlerine alternatif olsun diye [ =), =( ]. İki nokta üst üste ve tire bozuldular bu öneriye doğal olarak. Hem, eşit işareti kadar çok kullanılan ve terkedilmesi zor olan başka bir evrensel işaret var mıydı? Özgürlükle bu kadar sık bir araya getirilmeye çalışılan eşitlik işaretini boşverip, kardeş kardeş ilk seçenek üzerine yoğunlaştılar.

 

Önerilerini insanların kullanımına açmaya karar verdiler. Ama nasıl yapacaklarını bilemiyorlardı. Bugüne kadar hep kelimelerin peşine takılmışlardı. Tek başlarına nasıl var olacaklarını anlayabilmeleri için, yalnız kelimeleri değil, cümleleri, hattâ bazen paragrafları yorumlamaya gereksinimleri vardı. Noktalı virgülün genişlettiği hareket alanına yetecek kadar enerjileri yok diye düşündü tire; “kullanılmadan geçirdiği bu kadar sene nedeniyle abartıyor” dedi parantez. İki nokta üst üste, noktalı virgüle hak verdiğini söyledi ve öyle örnekler dizdi ki; bazen kelimeleri takip edip anlamalarına rağmen, ancak cümle bittiğinde hangi takımı saha süreceklerini gördüler. Birkaç cümlenin yetmediği durumlar oldu; hattâ, bir toplantıya katılan soru işareti “güler misin şimdi, yoksa ağlar mısın” diye sordu. Açıklama mı, soru mu olduğu anlaşılamayan cümle sonu boşluklarında, iki nokta üst üste, soru işaretini birlikte olmaya çağırdı.

 

Uzun süredir yalnız başlarına muhakeme ve müzakere etmek ahbaplıklarını arttırmış, aralarındaki güveni sağlamlaştırmıştı. Güneş ayı, ay güneşi kovaladı; bir yandan yeni ifade resimleri oluşturdular, diğer taraftan insana ulaşmak için etkin bir strateji aradılar. Bulamayınca, yine kelimeleri anahtar olarak gördüler. Noktalı virgül, kendisini bu kalkışmanın sorumlusu olarak gördüğü için, riski az bir öneride bulundu. Bir süre kelimelerin hayatını gözlemleyecekler; insanoğlu ile olan anlık ilişkilerini ortaya çıkarmaya çalışacaklardı. Konuşması sırasında öyle heyecanlandı, öyle heyecanlandı ki, o ana kadar üzerinde hiç düşünmediği bir fikri alelacele ortaya attı. “Belki bu sayede diğer canlılarla da iletişime geçebiliriz” deyiverdi. “İnsanoğlu bütün umarsızlığı ile noktalama işaretlerini kelimelere denk görmese de, kelimeler, noktalama işaretleri olmadığında, insanların kelimeler arasındaki çeşitliliğe de kıyabileceklerinin farkındalar” dedi. Bunun üzerine, gülen, ağlayan, şaşıran, kızan takımlar halinde kelimeleri izlemeye karar verdiler.

 

(devam edecek)

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.