Katalanların kaybolan referandum hayali

Katalanların kaybolan referandum hayali

30.09.2014 22:26
Akın-Özçer

akinozcer@outlook.com

İskoçya’da 18 Eylül'de yapılan kendi geleceğini belirleme referandumunun sonuçları sadece Alex Salmond ve arkadaşları değil, aynı zamanda Katalanlar başta olmak üzere gözlerini bu oylamaya odaklamış bulunan Avrupa’daki tüm bağımsızlıkçı hareketler için de hayal kırıklığı oluşturmuştu. Gerçi Parlament’te (özerk parlamento) geniş bir çoğunluğa sahip olan Katalan milliyetçiler, 19 Eylül'de, sanki İskoç seçmene inat, anayasada yetkili olmadıkları bir alanda yasa çıkararak anayasaya aykırı 9 Kasım referandumunun kurallarını belirlemişlerdi. Hem de iktidar partisi PP’nin bu yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğini yineleyip durmasına ve böyle bir durumda yüksek mahkemenin yasanın yürütmesini durdurma ve iptal olasılığının yüksek olmasına karşın… Bütün bunları tekrar, tekrar yazmamın nedeni, bir dönem Bask, şimdi Katalan milliyetçilerin bağımsızlığa imkân vermeyen İspanya’nın 1978 Anayasası’na meydan okumaları. Bizdeki milliyetçi ve ulusalcı grupların sırf özerklikler sistemine dayandığı için “bölünmeye elverişli” buldukları bu anayasa, sürekli altını çizdiğim gibi, kendi geleceğini belirleme hakkını içermediği için halk oylamalarının ülke bütününde değil, sadece bir bölgede yapılmasına da elvermiyor. Anayasa Mahkemesi dün (29 Eylül) hükümetin yaptığı anayasaya aykırılık başvurusunu jet hızıyla (altı saat içinde) kabul etti. Ayrıca başvuruda talep edildiği gibi, Parlament’in 19 Eylül'de benimsediği halk oylamaları yasası (Ley de consultas) ile özerk hükümetin bu yasaya dayanarak çıkardığı 9 Kasım referandumuna ilişkin kararnamenin yürütmesini esas hakkında nihai kararını en geç beş ay içinde verene kadar durdurdu. Bu karar, somut olarak, Katalunya’da en azından 9 Kasım'da ve nihai kararına kadar referandum yapılmamasını öngörüyor. Özerk Hükümet (Generalitat) Başkanı Artur Mas, Anayasa Mahkemesi’nin kararını “sesten hızlı”, Rajoy hükümetinin tutumunu da “düşmanca” olarak niteledi ve bağımsızlıkçı partilerle birlikte orta vadeli bir strateji belirleyeceklerini açıkladı. Bu stratejinin karara esas itibariyle uymakla beraber Anayasa Mahkemesi’ni siyasallaşmakla suçlamayı içereceği, Katalan iktidar partisi CİU’nun büyük ortağı Cumhuriyetçi Sol’un (ERC) ise 9 Kasım'da referandum olacakmış gibi bağımsızlıkçı kampanyasını sürdüreceği tahmin olunuyor. Generalitat Başkanı Artur Mas Başbakan Rajoy’u mahkeme daha kesin kararını vermeden yasanın iptal edileceğine ilişkin açıklamalarda bulunmakla suçlarken, ERC lideri Oriol Junqueras da bağımsızlıkçı hareketlerin mahkeme kararlarıyla bitirilemeyeceğinin altını çizdi. Junqueras Anayasa Mahkemesi ne derse desin, referandumun yapılması gerektiğini savundu ve “İspanyol partileri bizim oy vermemizi engelliyorsa, biz de inanıyoruz ki bu vazgeçilmez bir haktır, yapacağımız da oy vermektir, ‘itaatsizlik’ dedikleri oy vermek anlamına geliyor” dedi. Katalunya’da bağımsızlık yanlısı sivil toplum kuruluşları da Anayasa Mahkemesi’ne karşı sokak hareketlerini özendiriyor. Geçen yıl “İnsan Zinciri” (cadena humana) eylemini düzenlemiş olan ANC (Katalunya Ulusal Meclisi) isimli STK bu defa “ Ara es l’hora” (şimdi tam zamanı) sloganıyla 9 Kasım referandumu lehine meydanlara iniyor. Referandum ve bağımsızlık lehindeki sokak gösterilerinin önümüzdeki dönemde uluslararası kamuoyunun dikkatini çekecek ölçüde büyümesi ve konunun gündemde tutulması sürpriz olmayacak. Bununla birlikte, konunu hukuki veçhesinde herhangi bir değişiklik olması da pek mümkün görünmüyor. Anayasa Mahkemesi’nin içtihadı, defalarca yinelediğim gibi, anayasada tanımlanan özerk toplulukların kendilerine özgü egemenliklerinin bulunmadığı, özerkliğin egemenlik anlamına gelmediği, oldubittilere kalkıştıklarında, topluluk dışında kalan İspanyolların temel haklarını yok saydıkları yönünde. Başka bir deyişle, bir özerk topluluğun kendi geleceğini belirleyecek olan sadece o toplulukta yaşayan halk değil, onlar dâhil tüm İspanyol halkı. Bu itibarla, Katalunya’nın, Bask Ülkesi’nin ya da başka bir özerk topluluğun kendi kaderini belirlemek, yani bağımsızlık kazanmak için İspanya genelinde bir referandum düzenlenmesi ve o referandumdan “evet” oylarının çoğunluk olarak çıkması gerekiyor. Bu anayasa değişmedikçe ve İspanya, sosyalistlerin önerdiği gibi bu konuda pek bir şey değiştirmeyecek olan federal sisteme değil ama kendi kaderini belirleme hakkını içeren konfederal bir sisteme geçmedikçe, Anayasa Mahkemesi’nin bu içtihadının değişmesi mümkün değil. Anayasa Mahkemesi’nin bu tavrı belki Katalanların bağımsızlık hayallerinin kaybolmasına yol açıyor ama bu anayasal sistemde böyle bir hayale kapılmak da gerçekçi bir yaklaşım gibi görünmüyor.
Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.