Brezilya darbesinde son aşamaya doğru

São Paulo, Rio de Janeiro ve Bahia gibi büyük kentler başta olmak üzere sokağa dökülen Lula yandaşları ve karşıtları Brezilya toplumunun nasıl kutuplaşmış olduğunun somut göstergesini oluşturuyor. Lula yandaşı kesim için bütün bunlar 2011’de başlatılan darbenin ikinci aşaması. PT karşıtı kesim ise köşe yazarı José Roberto Guzzo’nun geçen hafta Veja’daki yazısında dile getirdiği gibi “yoksulların babası” Lula’nın aslında “milyoner” olduğunu öne sürüyor.

30.01.2018 09:32
Akın-Özçer

akinozcer@outlook.com

 

Geçtiğimiz hafta Brezilya’da Emekçiler Partisi PT’nin (Partido dos Trabalhadores) ikisi Lula da Silva, biri de Dilma Rousseff ile olmak üzere üç dönemlik iktidarını yıkmak için sahneye konulan ABD destekli beyaz eldivenli darbenin ikinci ve son aşamasına doğru çok önemli bir adım atıldı. Ekim ayındaki seçimlerde başkanlığa aday olan ve sondajlarda rakiplerini geride bırakan Lula da Silva ’ya yargıdan çok da sürpriz olmayan bir darbe daha geldi. Porto Alegre Bölge Mahkemesi, Petrobas davasının yıldız yargıcı Sergio Moro’nun Lula da Silva’ ya “pasif yolsuzluk ve kara para aklama” gerekçesiyle verdiği 9 yıl 6 aylık hapis cezasını yüzde 30 oranında arttırarak onadı. 

 

Konuyla ilgili “Çocuklar Brezilya’da başardı” başlıklı son yazımın “Plan tıkır, tıkır işliyor” alt başlığı altında özetle aktardığım gibi, mahkûmiyet kararı, kısaca belirtmek gerekirse, Lula da Silva’nın, OAS Léo Pinheiro inşaat şirketinden São Paulo yakınlarındaki Guarujá’da satın alma ve tadilat bedeli 3,7 milyon real (1,1 milyon dolar) tutan üç katlı bir villayı rüşvet olarak kabul ettiği iddiasına dayanıyor. OAS, Petrobas’tan sağladığı yasadışı kazancına karşılık olarak siyasetçilere komisyon dağıtan şirketlerden biri. Gerek birinci derece mahkemesi gerek bölge mahkemesi bu villanın Lula da Silva’ ya verilen rüşvet olduğu konusunda ısrarlı. (http://www.serbestiyet.com/yazarlar/akin-ozcer/cocuklar-brezilyada-basardi-804755)

 

El País’te Perşembe günü yayımlanan “Lula da Silva davası: hangi kanıtlarla mahkûm edildi?” (El ‘caso Lula da Silva’: ¿con qué pruebas ha sido condenado?) başlıklı ve Xosé Hermida imzalı haber analizde efsane Başkan’ı mahkûm ettiren kanıtların, cezasının 8 yıldan 5 yıla indirilmesi karşılığı konuşan Léo Pinheiro’nun itiraflarına dayandığı belirtiliyor. Bu kanıtların İngilizce “smoking gun” teriminin Portekizce karşılığı kullanılan “batom na cueca” deyimiyle son derece açık olduğunu vurgulanıyor. (https://elpais.com/internacional/2018/01/25/actualidad/1516917913_227011.html)

 

Hermida buna karşılık söz konusu villanın Lula da Silva’nın mülkiyetinde olduğuna ilişkin hiçbir bilgi bulunmadığını da anımsatıyor. İçinde hiçbir zaman yaşamadığı, anahtarlarını bile almadığı bu villanın mülkiyetinde olmadığını yineleyen Lula da Silva, binayı müteveffa eşi Marisa Letícia ile sadece iki defa ziyaret ettiklerini vurguluyor. Ama Pinheiro’nun 240 metre kare büyüklüğündeki villanın satılmayıp Lula da Silva ’ya rezerve edildiğini söylemesi yargı darbesine gerekçe oluşturuyor.

 

Amaç Lula de Silva’nın seçilmesini engellemek

 

Emekçiler Partisi PT iktidarına son vermek için Türkiye’deki Gezi olaylarıyla aynı dönemde sokak gösteriyle başlatılan ve “Ekspres Yıkama” (Operação Lava Jato) yolsuzluk davalarıyla ile sürdürülen PT karşıtlığı Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğu kaydırma operasyonundan sonra ilk amacına ulaşmıştı. Dilma Rousseff anayasada yer alan “impeachment” prosedürüyle görevden alınmış, yerine önce ortağı olan ama söz konusu operasyonla partisi karşı cepheye geçirilen Michel Temer geçici olarak göreve getirilmişti. Hatırlanacağı üzere, Bayan Rousseff sadece görevden alınmamış, ayrıca siyasi haklarından da 8 yıl yoksun bırakılmıştı.

 

Kabul etmek gerekir ki Rousseff’in devre dışı kalması PT’nin iktidardan uzak bırakılması için yeterli değil. İki dönem iktidar olan, ardı ardına üçüncü kez seçilmesi mümkün olmadığı için yerini “manevi kızım” dediği Dilma Rousseff’e bırakan Lula da Silva’nın bu yılki seçimlerde yeniden aday olması -ki bu arzusunu önceki gün São Paulo’da dile getirdi- beyaz eldivenli darbeyi düzenleyen kesimin korkulu rüyası. Çünkü başkanlığı döneminde 30 milyon yoksulu bir üst sınıfa geçirmiş ve ayrıca ülkesini dünyanın 6. büyük ekonomisi yapmış olan Lula da Silva ilk turda yüzde 35 seçmen desteğiyle en yakın rakibi aşırı Sağcı Jair Bolsonaro’ya fark atmış durumda.

 

São Paulo, Rio de Janeiro ve Bahia gibi büyük kentler başta olmak üzere sokağa dökülen Lula yandaşları ve karşıtları Brezilya toplumunun nasıl kutuplaşmış olduğunun somut göstergesini oluşturuyor. Lula yandaşı kesim için bütün bunlar 2011’de başlatılan darbenin ikinci aşaması. PT karşıtı kesim ise köşe yazarı José Roberto Guzzo’nun geçen hafta Veja’daki yazısında dile getirdiği gibi “yoksulların babası” Lula’nın aslında “milyoner” olduğunu öne sürüyor.

 

Kabul etmek gerekir ki dava zamanlaması bakımından Lula da Silva’nın adaylığını engelleme sonucunu doğurma riskini beraberinde getiriyor. Ama Porto Alegre Bölge mahkemesi nihai temyiz mercii değil. Son kararı verecek olan Yüksek Mahkeme. Şimdi Brezilya’da yanıtı aranan soru Yüksek Mahkeme’nin bu darbenin parçası olup olmayacağı.

 

Le Monde’da Claire Gatinois’nın imzasıyla geçen hafta yayımlanan “Brezilya: mahkûm edilen eski Başkan hâlâ başkanlığı hedefliyor” (Brésil: condamné, l’ancien président Lula vise toujours la présidence) başlıklı haber analizde yıldız yargıç Sergio Moro’nun popülaritesi düşerken Lula da Selva’nınkinin arttığının altı çiziliyor. Yüksek Mahkeme’nin seçimden önce mahkûmiyet kararını onamasının Brezilya’da “darbe” olarak algılanmaması artık hiç mümkün değil. Gatinois’ya göre bu o kadar açık bir gerçek ki karşıtları bile Lula da Silva’yı sandıkta yenmenin onu mahkeme kararıyla ekarte etmekten daha uygun olduğuna inanıyor.       

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.