21 Aralık’ta neler değişecek?

21 Aralık’ta sandıktan nasıl bir sonuç çıkarsa çıksın, tek yanlı bağımsızlığın yol açtığı krizin benzeri yaşanmayacak ama bu, sorunun kalıcı bir çözüme ulaştığı anlamına da gelmeyecek. Bunun için İspanyol hükümetini ve Anayasa Bloğu ’nu oluşturan siyasi partilerin bağımsızlık yanlısı Katalan seçmeni tatmin edecek politikalar üretmeleri gerekiyor doğal olarak

08.12.2017 10:22
Akın-Özçer

akinozcer@outlook.com

 

 

 

 

21 Aralık’ta Parlament (Katalan özerk parlamentosu) erken seçimleri yapılıyor. Hatırlanacağı üzere, bağımsızlık yanlısı üç partinin (ERC, PdeCat, CUP) salt çoğunluğuna (72/135) sahip olduğu Parlament’te geçen 27 Ekim’de Katalunya’nın tek yanlı bağımsızlığının ilan edilmesi, İspanyol anayasasının özerklik statülerine ve yasalardan kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı davranan özerk toplulukların hizaya getirilmesi için öngördüğü 155. maddesinin uygulamaya konulmasına yol açmıştı. Rajoy hükümeti bu maddenin verdiği yetkiye dayanarak, ana muhalefetteki Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) ve liberal Yurttaşlar Partisi (Ciutadans) ile istişare halinde anayasanın gereğinin yerine getirilmesi için uygun görülen önlemleri içeren bir yol haritası belirlemişti. 

 

Bu yol haritasının ilk adımı olarak, Katalan özerk hükümeti Başkanı Carles Puigdemont ve yardımcısı Junqueras’la 11 bakan görevlerinden alınmış, yerlerine Başbakan Yardımcısı Soraya Sáenz de Santamaría başkanlığında bir heyet atanmıştı.  Ayrıca Parlament 21 Aralık’ta erken seçime gidilmek üzere feshedilmişti.

 

Bu önlemlerin yanı sıra, Devlet Başsavcılığı (Fiscalía General del Estado) da harekete geçmiş, Puigdemont, Junqueras, bakan arkadaşları, Parlament Başkanı Forcadell ile Divan üyeleri hakkında, Ceza Kanunu’nun devlete karşı ayaklanma (rebelión) suçunu düzenleyen 472. maddesi kapsamında dava açmıştı. Puigdemont dört bakan arkadaşıyla Brüksel’e kaçtığı için haklarında Avrupa yakalama ve iade emri ODEE (orden de detención y entrega europea) çıkarılmıştı.

 

Yüksek Mahkeme (Yargıtay) önceki gün bu emri, iade talebini inceleyen Belçika mahkemesi, ayaklanma suçunu AB listesinde yer almadığı için dikkate almadığı gerekçesiyle geri çekmiş bulunuyor. Ardından Adalet Bakanı Rafael Catalá’nın bugün (8 Aralık) yapılacak AB Adalet Bakanları Zirvesi’nde konuyu gündeme getireceği ve “AB suçlar listesinin” genişletilmesini talep edeceği söyleniyor.

 

Hatırlanacağı üzere, devlete karşı suçlarda yetkili özel mahkeme Audiencia Nacional, Oriol Junqueras ile İspanya’da kalan bakan arkadaşlarının tutuklu yargılanmasına hükmetmişti.   “Ayrılıkçı siyasetçiler tutuksuz mu yargılanmalı?” başlıklı yazımda belirttiğim gibi, Yüksek Mahkeme (Yargıtay) ise Parlament Başkanı Forcadell ile Divan üyelerinin kefaletle tutuksuz yargılanmasını kararlaştırmıştı. Ama bu kararın alınmasında Forcadell ve arkadaşlarının mahkeme heyetiyle iş birliği yapmalarının ve 155. madde dâhil anayasaya saygı duyduklarını ifade etmelerinin rol oynadığını vurgulamak gerekiyor. (http://serbestiyet.com/yazarlar/akin-ozcer/ayrilikci-siyasetciler-tutuksuz-mu-yargilanmali-830171)

 

Konunun yargı boyutuyla ilgili bir başka yeni gelişme, Yüksek Mahkeme’nin atıf yaptığım yazımda vurguladığım gibi işlenen suçun kolektif niteliğinden ötürü Audiencia Nacional ’de görülmekte davaları kendi bünyesinde birleştirmesi oldu. Yüksek Mahkeme önceki gün Junqueras ile Katalan İçişleri eski Bakanı Joaquim Forn’un tutuklu, diğer eski bakanların ise tutuksuz yargılanmalarına hükmetti.

 

Kabul etmek gerekir ki yol haritasının amacına ulaşması, başka bir deyişle Katalan özerk topluluğunun anayasadan ve yasadan kaynaklanan yükümlülüklerini zorla yerine getirmesinin sağlanması için, görevlerinden alınan bağımsızlık yanlısı siyasetçilerin yargılanmasından çok 21 Aralık erken seçimlerinde başarısız olmaları, başka bir ifadeyle yeniden salt çoğunluğa ulaşmamaları gerekiyor.

 

CIS anketi ne diyor?

 

Konunun bu veçhesini Sosyolojik Araştırmalar Merkezi’nin (CIS/ Centro de Investigaciones Sociológicas) İspanya genelinde yaptığı 7 Kasım tarihli anketi çerçevesinde “Katalanlar Katalanlara karşı” başlıklı yazımda değerlendirmiştim. Bu bağlamda, Katalan ayrılıkçılara karşı anayasanın 155. maddesinin uygulanmasını sağlayan üç siyasi partiden (PP, PSOE ve C’s/ Ciutadans) ikisinin oy oranını koruduğuna, C’s ’in ise sıçrama yaptığına işaret etmiştim. Ülke genelinde faaliyet göstermekle birlikte Katalan kökenli olan ve 21 Aralık seçimlerine Katalunya’daki lideri Inés Arrimadas ile iddialı giren Ciutadans’ın ayrılıkçılar karşısındaki Anayasa Bloğu’nun da en güçlü partisi konumunda olduğunun altını çizmiştim. (http://www.serbestiyet.com/yazarlar/akin-ozcer/katalanlar-katalanlara-karsi-831058)

 

Ciutadans’ın önlenemez yükselişi, CIS’in 21 Aralık erken seçimleriyle ilgili 4 Aralık tarihli anketine de yansımış bulunuyor. “C’s 21 Aralık seçimlerini kazanıyor” ya da “ayrılıkçılık salt çoğunluğunu yitiriyor” başlığıyla medyaya yansıyan bu ankete göre, Ciutadans seçimlere iki hafta kala yüzde 22,5 oyla Parlament’in 135 sandalyesinden 31/32’sini kazanıyor. C’s iki yıl önceki seçimde yüzde 17,9 oyla ancak 25 sandalye elde edebilmişti.

 

Ciutadans’ın bu yükselişi Anayasa Bloğu açısından önemli bir kazanım. Ancak oylarının önemli bir kısmını iktidar partisi PP’den (Partido Popular) aldığı görülüyor. Bir önceki seçimde yüzde 8,5 ile 11 milletvekili çıkarmış olan PP, CIS anketine göre, bu defa yüzde 5,8 oy oranıyla ancak 7 sandalye elde ediyor.

 

Katalan Sosyalist Partisi PSC de yükselişte olan bir diğer parti. Oy oranını yüzde 12,7’den 16’ya çıkaran sosyalistler sandalye sayılarını da 16’dan 21’e çıkarmış görünüyor. Anayasa Bloğu ’nu oluşturan bu üç partinin toplam oyu yüzde 44,3 ama Seçim Kanunu’nun azizliği nedeniyle bu oranla ancak 60 sandalye alabiliyor.

 

Her iki bloğun arasında radikal Sol Podemos’un Katalunya’daki ortağı Comú Podem var. Barcelona Belediye Başkanı Ada Colau’nun partisi referandumdan yana ama bağımsızlığa karşı. İçinde yer alırsa ankete göre yüzde 8,6 oyu ve 9 sandalyesi ile dengeyi Anayasa Bloğu yerine değiştirebilir. 

 

Bağımsızlık Bloğu ise bu defa toplamda yüzde 44,4 oyla 67 sandalyeye ulaşıyor ve bir sandalye farkla salt çoğunluğun altında kalıyor. Bu blokta bu kez Puigdemont’un Avrupa Demokrat Partisi PdeCat ’tan (Partit Demòcrata Europeu Català) ayrı olarak seçime giren Cumhuriyetçi Sol ERC (Esquerra Republicana de Catalunya) yüzde 20,8 oy ve 32 sandalye ile ilk sırayı alıyor. Tutuklu yargılanan Junqueras’ın partisi Pdecat yüzde 16,9 oy ve 25/26 sandalye ile izliyor. Üçüncü ortak, radikal Sol CUP (Candidatura d'Unitat Popular) ise bir sandalye kayıpla 9 sandalyeye ulaşabiliyor. Bağımsızlık Bloğu’nun bir önceki seçime oranla kaybı sadece 5 sandalye. Bu küçük fark akla şu soruyu getiriyor: Bağımsızlık Bloğu yine salt çoğunluğa ulaşırsa kriz aynı şekilde tekrarlanır mı? “   

 

Strateji değişikliği

 

Anayasa’nın 155. maddesinin ilk kez uygulanması Bağımsızlık Bloğu’nun, özellikle ERC’in stratejisini değiştirmiş bulunuyor. Bağımsızlık yanlısı parti varlık nedeninden vazgeçmiş değil ama bu defa tek yanlı hareket etmek istemiyor. Lideri Oriol Junqueras’ın tutuklu yargılanıyor olması ve seçim listelerinde tutuksuz yargılanan üyelerinin bulunması bir yerde bu seçeneği dayatıyor. Çünkü Bağımsızlık Bloğu 21 Aralık’ta sandalyelerin salt çoğunluğunu alsa bile, yargı sürecinde Junqueras ve arkadaşları hakkında mahkûmiyet kararı çıkması bu çoğunluğun ortadan kalkmasına yol açacak.

 

ERC’in yeni stratejisi, 21 Aralık’ta oylarını olabildiğince arttırmak ve merkezi hükümete ve krizde İspanya’nın yanında yer almış olan AB’ye, Katalan sorununun “anlaşmalı” (pactado) bir referandumla çözülmesi için baskı yapmak. Partinin 2 numarası Marta Rovira önceki gün sivil toplum temsilcileri önünde yaptığı konuşmada, bağımsızlık ruhunun sağlam tutulması ve bağımsız Katalunya’nın “ikili müzakere” yoluyla kurulması için çalışılması gerektiğini ifade etti.

 

Aslında Brüksel’de bulunan ve seçim kampanyasını oradan yürüten Carles Puigdemont’un yaklaşımı da farklı değil. Çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında İspanya’ya dönmek için tutuklanmama garantisi isteyen Puigdemont, 21 Aralık’ta seçildiği takdirde İspanya’ya döndüğünde tutuklanmasının demokrasi açısından büyük bir “paradoks” olacağını vurguladı. Bu nedenle haklarında açılan davaların düşürülmesi gerektiğini savundu.

 

Aslında Puigdemont’un partisi PdeCat’ın yeni stratejisi de ERC’inkine benziyor. Bağımsızlık sürecinden (procés) vazgeçilmiş değil ama bir önceki seçimden farklı olarak takvime bağlı tek yanlı girişimlerden söz edilmiyor. Bu defa bağımsızlık kapısının, referandumu legalleştiren bir anlaşma sağlanarak açılması amaçlanıyor. Bu, konuyla ilgili daha önceki yazılarımda altını çizmiş olduğum gibi, anayasa değişikliği gerektirdiği için ulaşılması hiç de kolay olmayan bir hedef.

 

Sonuç olarak, 21 Aralık’ta sandıktan nasıl bir sonuç çıkarsa çıksın, tek yanlı bağımsızlığın yol açtığı krizin benzeri yaşanmayacak ama bu, sorunun kalıcı bir çözüme ulaştığı anlamına da gelmeyecek. Bunun için İspanyol hükümetini ve Anayasa Bloğu ’nu oluşturan siyasi partilerin bağımsızlık yanlısı Katalan seçmeni tatmin edecek politikalar üretmeleri gerekiyor doğal olarak.       

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.