Saldırı neden Fenerbahçe'yi hedef aldı?
07.04.2015
Fenerbahçe- Çaykur Rizespor maçının ardından yaşanan silahlı saldırı, futbolda yaşanan şiddetin son örneği oldu. Saldırı sonrası açıklama yapan Fenerbahçe spor kulübü, “olay aydınlatılana kadar sahalara çıkmayacaklarını” açıkladı.

Fenerbahçe- Çaykur Rizespor maçının ardından yaşanan silahlı saldırı, futbolda yaşanan şiddetin son örneği oldu. Saldırı sonrası açıklama yapan Fenerbahçe spor kulübü, “olay aydınlatılana kadar sahalara çıkmayacaklarını” açıkladı. 

Futbolda şiddetin kodlarıyla ilgili önemli tespitleri bulunan isimler, yaşanan olayın nedenleri ve ileride yaşanabilecek krampon savaşlarıyla ilgili SERBESTİYET’e açıklamalar yaptı.

 

‘Terör etkinliğinin bir parçası’

ATİLLA GÖKÇE:

Milliyet Gazetesi spor yazarı Atilla Gökçe, olayın nedenleri ile ilgili şöyle konuştu:

“Saldırının asıl nedeninin; sportif rekabet, öfke, kin olduğunu düşünmüyorum. Tahminim; bu olayın, provokatif, bizi davul gibi geren, kan döken, canımızı sıkan hayatımızı çekilmez hale getirmeye çalışan terör etkinliğinin bir parçası olduğu yönünde.”

Gökçe, önümüzdeki süreçte benzer olayların yaşanabileceğini öngördüğünü belirterek, “Tedbirli olmak gerekiyor farklı örneklerine rastlayabiliriz” dedi.

Saldırının tekrarlanmaması için olayın taraflarının yanı sıra güvenlik birimlerinin yanı sıra spor yazarlarına da sorumluluk düştüğünü söyledi.

 

‘Başka türlü bir şey benim istediğim’

HAKAN DİLEK:

‘Futbolun Delikanlı Abileri’ kitabının yazarı Hakan Dilek, yaşanan olayı, şu sözlerle değerlendirdi:

“Ülkesi dövüş kulübü olanın futbolu nasıl olsun ki! Zamanında karşı tarafın pankartlarını kendi pankartlarının yanına asan taraftar artık yok. Şimdi palalarla birbirine saldıran insan toplulukları var artık.

Duayen gazeteci İslam Çupi’nin şu sözü bugünü anlamak açısından çok önemli: ‘Benim (Fenerbahçe) taraftarlığım hiçbir zaman yıkıcı, militan bir taraftarlık olmadı. Ben sahada toprak sahanın çizgileri kireçle çizilerken tribünün en ücra köşesine konuşlanır, istirahat eder, romanlar okurdum. Kimse renk aşkı nedir, ben niye bu takımın taraftarıyım diye düşünmüyor. Taraftarlıktan iyi niyet bekleyenler ölümlerini beklesinler artık.

“O nedenle toplumsal barışın giderek bozulduğu, mahallelerin deforme edildiği, toplumun hava alma olanaklarının kesildiği bir dünyada bir tek şey söyleyebiliriz; Oyunun güzelliğine hürmetle…

Dilek, futbolda şiddetin önlenmesine yönelik ilgili kesimlerin yapması gerekenlerle ilgili ise olumlu bir tutum içerisinde olmadığını belirtti:

“Artık spor yazarlığı yok, skor yazarlığı var. Spor yazarları yok, spor kasaları var. Sahibinin sesi bir yazarlık sistemi geldi oturdu. Bu nedenle yazarlar için ne yapılabilir bilmiyorum. Jiletle kazınıp yerine dünyayı başka tülü algılayan bir insan topluluğunun getirilmesi gerekir.

Taraftar topluluklarının barış içinde yaşaması bir ham hayaldir artık. Toplumsal barış bozulmuştur bir kere. Çünkü mahalle bozulmuştur; mahalle ve futbol mahalle ve arkadaşlık, mahalle ve tribün mahalle ve aşk, mahalle ve sevmek bozulmuştur.”

Dilek de saldırının münferit bir olay olmadığını, giderek şiddetini artıracağını “Katlanarak artacak olaylar. Sevginin ardı doldurulamaz artık. Çünkü tribünler toplumun dolayısı yansımalarıdır” sözleriyle savundu. 

 

‘Şiddet bitmez futbolda…’

MEHMET AYAN:

Lig Radyo’dan Mehmet Ayan, yaşanan saldırının “toplumsal bir olay” olduğunu ifade ederek, görüşlerini paylaştı:  

“Bir otobüs dolusu futbolcu, ama öncesinde insan! Bu kişilerin hayatlarına kast ediliyor. Öncelikle mevzu adli bir mesele. Failler yakalandığı takdirde, ‘taammüden adam öldürme’ suçundan savcı sadece bir değil, örnekse 40 tane dava açmalı. Örneğin ceza 20 yılsa, bu yaratıklar 800 yıl ile yargılanmalı. Çünkü bu, toplumsal bir olay. Fenerbahçe kulübüne dönük yapılması, işin toplumsal yanının olduğunun, sarı-lacivertli camia üzerinden mevzunun köpürtülmesi gerçeğinin kanıtları.”

Saldırının asıl amacının “toplumda güvensiz bir hava yaratmak” olduğunu söyleyen Ayan, “Bunu kimin yaptığını bilmiyorum ama niçin yaptığını biliyorum. Amaç; Türkiye’deki puslu havadan yararlanıp, toplum huzurunu kaçırmak. Bunu da en iyi futboldan yapar, en güzel de Trabzon’da yaparsınız! Fenerbahçe’yi de hedef aldınız mı? Oldu bitti! Öyle de olsa vahşet ama meselenin 3 Trabzonspor’lu fanatiğin yapacağı bir saldırı olduğuna inanmıyorum. Ciddi bir mühendislik, profesyonel bir yaklaşım söz konusu.”

“Şiddet bitmez futbolda; sürekli yaşanır!” diyen Ayan, bu şiddetin devamlılığı olacağı konusundaki ısrarının nedenlerini ise şöyle açıkladı:

“Siyaset ile futbol bu kadar elele olursa, kulüp yöneticileri güçlerini sanal alemden terörize ettikleri taraftarlardan alırsa, futbolcu sahada değil ‘tribüne oynamayı’ sürdürürse, taraftar bu kadar yenmeye yenilmeye kafayı takarsa, medya olarak bizler tiraj ve reyting için dört takla atar; başkanların sözcüleri gibi davranan gazetecilere dur demezsek… Olur da olur, bal gibi olur… Bu şiddet ortamı devam eder gider. Bugün şoföre isabet eden kurşun, yarın büyük bir katliamı gerçekleştirebilir.”

 

Asla bir ‘yalnız kurt’ vakası değil

TUNCER KÖSEOĞLU

Serbestiyet yazarı gazeteci Tuncer Köseoğlu, saldırı ili ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: 

“Hatırlarsak, Hrant Dink’i katleden Ogün Samast, bazı kesimler tarafından ‘yalnız kurt’ diye tabir edilerek olayın içi sıcağı sıcağına boşaltılmak istenmişti. Benzer bir durum ile karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. Fenerbahçe futbol takımını taşıyan otobüse yapılan silahlı saldırı ‘fanatik taraftar’ saldırısı olarak değerlendirilemez… Bu olay başlı başına sporda şiddeti de aşan bir durum. Büyük bir kaosa neden olması için yapılan bir suikast girişimi olarak değerlendiriyorum.”

Köseoğlu, savcı Mehmet Selim Kiraz’ın öldürülmesinin ardından Fenerbahçe otobüsüne yapılan saldırıyı, ard arda yaşanan şiddet eylemlerinin “tesadüf olduğuna inanmadığını” belirterek, şöyle konuştu: 

“İlginç zamanlardan geçiyoruz;  savcının adliye binasındaki ofisinde öldürülmesi,  sonrasında Türkiye’nin en büyük kulülerinden biri olan Fenerbahçe’nin otobüsüne yapılan silahlı saldırının tesadüf olmadığını düşünüyorum. Umarım bu olay tüm yönleriyle açıklığa kavuşur. Bu kaosun kimin işine yarayıp yaramadığıyla ilgilenmekten çok ülkeye büyük zarar vereceğine inanıyorum.”

Köseoğlu, futbolda gerilimin tırmandırılmasının ekonomik çıkar grupları açısından da yarar sağladığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu olaydan bağımsız olarak son yıllarda taraftarlar arasında artan şiddet olaylarının birinci sorumlusu futbol kulüplerinin yöneticileri ile futbola yön verenlerdir. Kendi takımının haklarını koruyacağım diye bağıran, çağıran bir takım yönetici tipleri futbolu esir aldı. Kimse karşısındakini dinleme ve anlama zahmetine katlanmıyor. Futbol programlarında bir maçın dışında her şey konuşuluyor. Kim daha çok ortamı gererse o makbul yorumcu konumunda. Sürekli gerilimin tırmandırılması futbol taraftarları arasında da karşılık buldu.”

“Futbol asla sadece futbol olmasa da bunun bir de ekonomik boyutu var. Bir futbol kulübü üzerinden rant elde etmek isteyenler, yönetici konumunu koruyabilmek için her şeyi kendilerine mubah görüyorlar. Futbol, uzun zamandır bir oyun olmaktan çıkıp, büyük bir rantın oluştuğu güç haline geldi. Futbol kulüplerinin gelirleri ve etki alanları arttıkça, futbolu yönetenler sadece ekonomik olarak güçlenmediler, siyasi nüfuz elde etmeye başladılar. Futboldan gelen rantın paylaşımı tepeden aşağı doğru ilerliyor. Taraftara da bu kavgada silahlı güç olmak kalıyor ki bu birçok futbolseveri de bu oyundan soğuttu.”