Kim ne demişti, ne yapmıştı / Orhan Pamuk Nobel alırken
17.12.2015

(Bu derlemenin hazırlanmasındaki değerli katkıları için, Boğaziçi Küresel İlişkiler Merkezi’ne (Bosphorus Center for Global Affairs) teşekkür ederiz. – Serbestiyet Yayın Kurulu.)

 

 

Fatih Altaylı: Kara yazar -- Yine de yazar olarak bir değer taşıdığına inanıyorum. Benim beğenmiyor veya okumuyor olmam, Pamuk’un yazarlığına zarar vermez. Ancak Orhan Pamuk’u bir entelektüel olma, aydın olma iddiasındaki bir kişi olarak kabul etmem. […] “Korkudan” Türkiye’ye gelemediğini söyleyen Pamuk, “Türkler 1 milyon Ermeni’yi ve 30 bin Kürt’ü öldürdü” diyor. Bir kısım fanatik Ermeni ve PKK’lı dışında kimsenin söylemediği, temkinli konuştuğu bir konuda romancı Pamuk, “Ben biliyorum, bu iş böyle” edasında konuşuyor. […] Ermeni meselesini tartışmak istemek, bu konudaki belgelere ulaşıp bunları yazmak başkadır, işkembeden, bazı lobilere yaranmak, Nobel jürisine göz kırpmak, üç beş kitap daha fazla satıp bir iki ödül daha alabilmek uğruna “bilmeden” karalamak başkadır. Entelektüel olarak bence Pamuk’un tavrı “aydınca” değil, “düşmanca”dır. Kendini önemsetmek için söyledikleri de yalandır. Pamuk, “Ben AB’den yanayım. Ben Kıbrıs’ta çözümden yanayım. Bu yüzden Türkiye’de milliyetçiler beni karalıyorlar ve bana düşmanlar” diyecek kadar zavallıdır. […] Bence bu adam “düşman olmaya bile değmeyecek” kadar çaresizdir. Onu en iyi anlatan da Kara Kitap isimli romanıdır. İçinin karalığını, başlığına koyduğu kitap... Orhan Pamuk’a bir an önce Nobel’i verseler de, Türkiye de rahatlasa. (Hürriyet, 11 Şubat 2005)

 

Şükrü Elekdağ: Gazi Üniversitesi’ndeki “Günümüzde Ermeni Sorunu” panelinde konuşan CHP İstanbul milletvekili, emekli büyükelçi Şükrü Elekdağ, Orhan Pamuk’la ilgili bir soru üzerine ise “Orhan Pamuk’un Nobel Ödülü almak istediği söyleniyor. Bunun için de Türkler hakkında olumsuz şeyler söylemek lâzım” diyerek, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak olumsuz şeyler söylediğiniz zaman, siz objektif, nesnel bir insan olarak kabul ediliyorsunuz. Aslında ben Orhan Pamuk’u önemsiyorum. Onun hakkında biraz ihtiyatlı olmak lazım. Onu eğitmemiz lazım, hemen harcamayalım.” (Hürriyet, 27 Nisan 2005)

 

Oktay Ekşi: Bir kimsenin “Türkler, Ermenilere karşı soykırım yaptı” tezini savunmasında bir gariplik yok. Nitekim bilen de bilmeyen de bu konuda her şeyi söylüyor. Hattâ tüm hayatını hayal dünyasının ürünlerini káğıda dökmekle kazanan romancı Orhan Pamuk bile, bu konularda ciddi bir araştırma yapmış da vardığı bilimsel sonucu kamuoyuna duyurma sorumluluğunun gereğini yapıyormuş gibi “Türkler 1 milyon Ermeni, 30 bin de Kürt öldürdü” deme yetkisini kendisinde buluyor. Bu hafifliği (biliyoruz, daha uygun kelimeler var ama kullanmak istemiyoruz) üstelik aydın namusu adına yapıyor. Ve biz de katlanıyoruz. (Hürriyet, 6 Haziran 2005)

 

Özdemir İnce: Orhan Pamuk sıradan bir yazardır. Türk edebiyatı roman ödülünü kazanmadı. Orhan Pamuk’a Nobel ödülü verildi. Nobel kazanmış olan Pamuk, Ermeni soykırımını kabul ediyor. Bu son derece önemli bir şeydir. Aşılması gereken ve aşılamayacak bir azman olacaktır. Türkiye satışa çıkarılmıştır, Türk tarihi açık artırmayla satılmıştır. Açık artırmanın en sıfır noktasında satılmıştır. Bundan dolayı utanç duyuyorum. Bunu söylemem lazım.  (NTV, güncelleme 21 Ocak 2007)
 

Melih Aşık: Ödül kimlere -- Ne var ki ulusal duyarlığı ön planda tutan kesimler aynı mutluluğu paylaşmıyor... Onlarda “Ne pahasına olduğuna bakmayalım, alınan ödülün tadını çıkaralım” gibi bir rahatlık yok. Buruk duygular ağır basıyor... Ödülün Türkiye’yi yücelten değil cezalandıran nitelik taşıdığına inanılıyor. Ödül Türkiye’ye mi verildi, Türkiye karşıtlığına mı? Pamuk'un romanına mı verildi, Türkiye’yi kuşatanları memnun eden sözlerine mi? Kuşku okyanus ötesine dek uzanıyor: Washington Times gazetesinde şu yorum: “Nobel bile siyasetten kaçamadı.” Bu ödüle içten sevinenler mi? Var tabii... Ermenistan Yazarlar Birliği Başkanı David Muradyan, sevincini, “Bu ödül Türkiye’ye verilen güçlü bir mesajdır. Bu hem bir edebiyat ödülüdür hem de ahlaki bir durumdur” sözleriyle dile getirmiş. Ülkenin ünlü yazarlarından Perch Zeitunsiyan'ın yorumu, “Bu, Pamuk'u yargılamak isteyen Türklere bir derstir” olmuş... Bir başka Ermeni yazar Aleksandır Topçiyan, “Bu gelişmeye çok çok sevindim” diyor...Orhan Pamuk, “Bu ödül Türkiye'ye verilmiştir” diyerek yüreklere su serpiyor... İyi de... O zaman Ermenistan’daki Ermeni yazarların bu sevinci niye? (Milliyet, 14 Ekim 2006)

 
Emin Çölaşan: Nobel’li Türk… Maskenin arkası -- Hele bazıları sevinçten adeta göbek attı. İşin perde arkasını irdeleyenlerin sesleri medyaya fazla yansımadı. Bu ortamda yansıması da zaten beklenmezdi. “Türk”e Nobel Ödülü verilmesi süreci uzun süredir başlamıştı. “Türkler bir milyon Ermeni, 30 bin Kürt kesti” sözlerini o arkadaş boşuna söylememişti. Ödülü kapmak için bu ve benzer sözleri söylemek, romanlarında durup dururken Atatürk’ü aşağılamak gerekiyordu. Bu kulisler öylesine “ustaca” yapılacaktı ki, Bay Corc Bush İstanbul gezisinde kendisinden övgüyle söz edecek, Türkiye’yi abluka altına alan AB komiserleri onu evinde ziyaret edip övgüler düzecekti. Corc Bush İstanbul’da yaptığı konuşmada o zattan boşuna “büyük yazar” diye söz etmedi. Elbet bir bildiği vardı. Prof. Dr. Erol Manisalı, olacakları hepimizden önce görmüştü. 19 Aralık 2005 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki yazısının başlığı şöyleydi: “Orhan Pamuk Nobel’i garantiledi.” […] Yine de, ben bu arkadaşa Nobel Ödülü verilmiş olmasından dolayı çok mutluyum valla! Niçin?.. Çünkü onun kimliğinde “TC” yazıyor. O bir “Türk!” İnanmayan nüfus káğıdına, pasaportuna baksın! Arkadaş ABD ve AB’yi hoşnut kılmayı başarmış, kulisini yapmış ve yaptırmış, Fransız Parlamentosu Ermeni tasarısını onaylarken, aynı anda ödülü kapmış. Rastlantı! Türkiye’de daha nice Orhan Pamuk’lar var, darısı onların başına! (Hürriyet, 16 Ekim 2006)
 

Metin Akpınar: Orhan Pamuk kimmiş ya!.. (Pamuk'un Kemalist elitleri eleştiren röportajının gündeme gelmesi üzerine) Ben de Orhan Pamuk’tan bıktım. (Enver Aysever’in “Orhan Pamuk röportajında ‘Türkiye’de tepeden bakan Kemalist şımarık tiplerden bıktık’ mealinde şeyler söyledi. Dünya çapında bir yazarın bu sözleri yankı uyandırdı'” demesi üzerine) Ben de bu sözlerin dünya çapında oluşunu dehşet ve ibretle karşılıyorum. […] Vay efendim vay... Orhan Pamuk kimmiş ya! Bana verdiği hiç bir şey yok. Aldığı ödülü de güle güle kullansın... Romanlarını okuyamıyorum... Okunmuyor bence. Bir kaç tanesini okumaya çalıştım ama istismar seziyorum... […] Ödül töreninde yaptığı babasının valizinde de yine aynı şeyi anlattı. Fevkalade güzel anlattı. İyi de anlattı. Bence doğru hazırlanılmıştı. İşte o zaman içtenliği, samimiyeti yakalayamıyorum. Orhan Pamuk’u Türkiye’ye dair samimi bulmuyorum. Atatürk şudur, Atatürkçüler şunu yaparlar, bunu yaparlar, ben artık Atatürkçülerden bıktım. Ben de artık Orhan Pamuk’tan bıktım. (Hürriyet, 29 Ağustos 2012)

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Nobel Edebiyat Ödülü verilen yazar Orhan Pamuk’u tebrik etti. Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki, AA muhabirinin sorusu üzerine şunları söyledi: “Sayın Başbakan, ABD’de bulunan Orhan Pamuk’la bugün yaptığı telefon görüşmesinde, Nobel Ödülünün bir Türk yazarına verilmiş olmasından memnuniyet duyduğunu belirterek kendisini tebrik etti. Orhan Pamuk da Sayın Başbakan'a teşekkür ederek, memnuniyetini ifade etti.” (Hürriyet, 13 Ekim 2006)

 

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer: Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanı olduğundan bu yana, sporun hemen her dalından, Eurovisyon’u kazanan Sertab Erener’e ve yeni seçilen kulüp ve dernek başkanlarına kadar yüzlerce kutlama mesajı gönderdi. Ancak Nobel ödülünün açıklanmasının üzerinden beş gün geçmesine rağmen, Pamuk’u ne aradı ne de açıklama yaptı. Nobel Edebiyat Ödülü kazanan Orhan Pamuk için herhangi bir mesaj yayımlamayan Cumhurbaşkanı Sezer aslında görev süreci boyunca özellikle uluslararası alanlarda gelen başarılara kayıtsız kalmadı. Cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk mesajını 18 Mayıs 2000 tarihinde yayımlayan Sezer mesajında UEFA şampiyonu olan Galatasaray’ı ve teknik direktör Fatih Terim’i ve yönetimi bu büyük başarıdan ötürü kutladı ve “Galatasaray'ın Türk milletinin gurur kaynağı olduğunu” vurguladı. Cumhurbaşkanı Sezer, bundan sonraki dönemlerde gelen her türlü uluslararası başarıyı mesaj ya da telgraf aracılığıyla kutladı. 2002’de dünya üçüncüsü olan A Milli futbol takımı bu başarıya giden her basamakta Sezer tarafından ayrı ayrı kutlandı. Sezer 2001 yılında Avrupa Şampiyonası’nda final oynayan basketbol milli takımını yani 12 Dev Adam’ı da çeşitli mesajlarla kutladı. Sezer, görev süreci boyunca Türkiye şampiyonluğuna ulaşan Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi takımlara, Avrupa kupalarında tur atlayan takımlara da ayrı ayrı kutlama mesajları gönderdi. Futbol ve basketbolun dışında halterden, küreğe, voleyboldan, atletizme, her dalda gelen uluslararası başarıları mutlaka bir kutlama mesajı ile onurlandırdı. Sezer’in sportif başarılar dışında yayımladığı kutlama mesajları da var. 2003 yılında Eurovision Şarkı Yarışması’nı kazanan Sertab Erener’i de bir mesajla kutlayan Sezer, daha sonra Erener’i Çankaya Köşkü’nde de kabul etti. Cumhurbaşkanı Sezer, göreve yeniden seçilen parti başkanlarına, kulüp ve dernek başkanlarına da birer kutlama mesajı gönderdi. Sezer dünyanın en saygın ödüllerinden birisi olarak kabul edilen Nobel’i kazanan Orhan Pamuk'un başarısı karşısında ise suskun kalmayı tercih etti. Bu konuda şimdiye kadar Çankaya Köşkü’nden de bir açıklama yapılmadı. (Yeni Şafak, 16 Ekim 2006)