Trump'ı şikayet eden bir CIA görevlisiydi
27.09.2019

Amerikan basını, yaptığı şikayetle ABD Başkanı Donald Trump hakkında azil süreci başlamasına neden olanın bir CIA görevlisi olduğunu bildirdi. New York Times, adı açıklanmayan görevlinin, bir dönem Beyaz Saray'da çalıştığını yazdı.

 

Şikayeti yapan istihbarat görevlisi, Beyaz Saray yetkililerinin Trump ve Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy arasındaki telefon görüşmesinin detaylarını örtbas etmeye çalıştığını söylüyor.

 

Trump, görüşmede Zelenskiy'e, gelecek yılki başkanlık yarışında önde gelen Demokrat Partili rakibi olan Joe Biden hakkında soruşturma başlatılması için baskı yapıyor.

 

Dün kamuoyuna açıklanan şikayette, görüşme dökümünün alışıldık bilgisayar sisteminde saklanmadığı, gizli bilgilerin saklanmasında kullanılan ayrı bir sisteme konulduğu söyleniyor.

 

Demokrat Partililer, Trump'ı Demokrat Parti'nin gelecek yılki başkan adayı olmaya çalışan Biden'ı karalamak için yabancılardan yardım almakla ve Ukrayna'ya askeri yardımı da pazarlık kozu olarak kullanmakla suçluyor.

 

Trump ise, iddiaları reddediyor ve azil sürecini "aldatmaca" ve "bir diğer cadı avı" diye tanımlıyor.

 

Trump, Zelenskiy ile görüşmeden günler önce Ukrayna'ya 400 milyon dolarlık askeri yardımı engellediğini kabul etti, ancak bunu Zelenskiy'i Biden'ın soruşturulması için zorlamak için kullandığı suçlamasını reddetti?

 

Şikayeti yapan kim?

 

Şikayetçinin kimliği hakkında çok fazla detay bilinmiyor. Avukatı, müvekkilinin kimliğinin tespit edilmeye çalışılmasının kendisine "zarar verebileceğini" söyledi.

 

Bu arada, Trump'ın şikayetçiye bilgileri kimin verdiğini öğrenmeyi talep ettiği ve bu kişiyi "casusa yakın" diye tanımladığı bir ses kaydı ortaya çıktı.

 

Los Angeles Times'ın ele geçirdiği ses kaydında "Bu kişinin kim olduğunu bilmek istiyorum... Şikayetçiye bilgileri veren kişiyi. Çünkü bu kişi casus gibi biri" diyor.

 

Trump, ABD'de geçmişte casusların infaz edilmesine gönderme yaparak "Eski günlerde, daha akıllıyken ne yapıyorduk biliyor musunuz? Casuslar ve ihanet. Şimdikinden biraz daha farklı davranıyorduk." diyor.

 

Trump'ın sözleri, Temsilciler Meclisi'ndeki üç komitenin Demokrat Partili başkanları tarafından kınandı. Ortak açıklamada, bu sözlerin "menfur bir tanık yıldırma girişimi ve azil soruşturmasını engelleme girişimi olduğu" belirtildi.

 

Demokrat Partili Temsilciler Meclisi Üyesi Raja Kirshnamoorthi de, şikayetçinin "en kısa zamanda" İstihbarat Komitesi üyeleri tarafından dinlenmesi gerektiğini söyledi.

 

Dilekçede yer alan üç temel iddia

 

Kimliği hâlâ gizli tutulan istihbarat yetkilisinin yazdığı ve 25 Eylül'de Kongre üyelerinin erişime açılan dilekçede üç temel iddia var.

 

Trump, Ukrayna Cumhurbaşkanı'na, Joe Biden ve oğlu Hunter Biden'ı soruşturması için baskı uyguladı.

 

Trump, Zelenskiy'den Demokratların bilgisayar sunucularına erişim istedi.

 

Trump, özel avukatı Rudy Giuliani ve Adalet Bakanı William Barr'ı bu işlerin takipçisi olması için görevlendirdi

 

Dilekçeyi yazan yetkili, "kendisini endişelendiren olayları" maddeler halinde sıralıyor:

 

1-Devlet Başkanlarının 25 Temmuz tarihli telefon konuşması

25 Temmuz sabahı Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ve Donald Trump'ın bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği, görüşmeyle ilgili doğrudan bilgisi olan iki yetkilinin verdiği bilgiye göre Trump'ın, Ukraynalı mevkidaşını, Joe Biden ve oğlu Hunter Biden hakkında soruşturma açmak için teşvik etmeye çalıştığı belirtiliyor.

 

Trump, 2016'daki seçimlere, Rusya'nın siber saldırı yaparak müdahil olduğu yönündeki iddiları araştıran Crowdstrike şirketiyle ilgili bilgileri ve onun araştırdığı Demokrat Parti Ulusal Komitesi'nin bilgisayar sunucularının yerini tespit etmesini de Zelenskiy'den istedi.

 

Trump, bu konuda kişisel temsilcileri olduğunu söylediği Rudolph Giuliani ve William Barr'ın ismini birkaç kez kullanarak, Zelenskiy'e bu kişilerle görüşebileceğini söylüyor. Aynı zamanda Ukrayna'nın Başsavcısı Yuriy Lutsenko'nun görevde kalmasını da öneriyor.

 

Lutsenko, Mart 2019 sonrası Biden ve oğlunun Ukrayna'daki faaliyetleriyle ilgili eleştirilerini açıkça dile getirmişti.

 

Dilekçede, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan telefon görüşmesi açıklamasındaki "Donald Trump, Ukrayna ve ABD arasındaki işbirliğini engelleyen yolsuzluk soruşturmalarının tamamlanacağına dair inancını ortaya koydu" ifadelerine de dikkat çekiliyor.

 

Telefon konuşmasını, içinde dışişleri bakanlığı ve istihbarat yetkililerinin de olduğu yaklaşık 10 kişinin dinlediğini, dinlemediği halde görüşmeyle ilgili bilgilerin verildiği tek kişinin de kendisi olmadığını söyleyen istihbarat yetkilisi, telefon konuşmasını dinleyenlerden birinin ismini de veriyor: Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Ulrich Brechbuhl.

 

2-Telefon konuşmasıyla ilgili kayıtlara erişimi engelleme çabası

 

Telefon konuşması sonrasında, Beyaz Saray Durum Odası'nda her konuşma sonrası uygulanan, konuşma dökümü alma işleminin yapılmadığını iddia edilen dilekçede, bilgisayar sistemlerine giren ve kaydedilen dökümün silinmesi için de Beyaz Saray avukatlarının devreye girdiği söyleniyor. Bu sebepl, Beyaz Saray, görüşme detaylarını örtbas etmekle suçlanıyor.

 

Ancak özel gizlilik içeren dosyaların kaydedildiği farklı bir bilgisayar sistemine kaydedilen bu konuşma dökümün buraya aktarılması, dilekçeyi yazan kişiye bilgi veren bir Beyaz Saray yetkilisine göre, yetkinin kötüye kullanılması anlamına geliyor. Çünkü telefon görüşmesinde özel gizlilik içerecek ve ulusal güvenliği ilgilendiren hassas bir konu yok.

 

3-Devam eden kaygılar

 

Dilekçeye göre, telefon konuşmasından bir gün sonra, 26 Temmuz'da ABD'nin Ukrayna müzakerelerinden sorumlu özel temsilcisi Kurt Volker Kiev'e giderek Cumhurbaşkanı Zelenskiy ile görüştü. Görüşmelerde ABD'nin Avrupa Birliği Büyükelçisi Gordon Sondland de vardı. İkili, Zelenskiy'ye Trump'ın taleplerini nasıl karşılayacağını konusunda yol gösterdi.

 

2 Ağustos veya buna yakın bir tarihte, Giuliani Madrid'e giderek Zelenskiy'nin danışmanlarından Andriy Yermak'la görüştü. Ardından da diğer danışmanlar Andriy Bohdan ve Ivan Bakanov'la görüştü. Kamuoyuna açıklanmayan görüşmelerde Trump'ın talepleri masaya yatırıldı.

 

4-25 Temmuz'daki telefon konuşmasına giden yol

 

Mart 2019'dan başlayarak, The Hill isimli internet sitesinde yayımlanan makalelere değinilen dilekçede, General Yuriy Lutsenko başta olmak üzere birçok Ukraynalı yetkilinin, diğer Ukraynalı yetkililer ve daha önce görev yapmış ABD'li yetkililer hakkında iddialarda bulunduğu belirtildi.

 

Ukraynalı yetkililerinin The Hill'de yer alan iddialarının arasında Demokrat Ulusal Komite ve ABD'nin Ukrayna Büyükelçiliği aracılığıyla 2016'daki ABD seçimlerine müdahale edildiği, bunu ortaya çıkarmak için yapılması gereken çalışmaların engellendiği ve eski ABD Başkan Yardımcısı Biden'ın kendisine yönelik soruşturma başlatmaması için eski Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko'ya baskı yaptığı yer alıyor.

 

Bu iddiaların üzerine gitmek için Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında Ukraynalı ve ABD'li yetkililer arasında sürdüğü iddia edilen görüşmeler de dilekçede detaylarıyla anlatılıyor.

 

Bu görüşmelerin arasında Giuliani'nin Zelenskiy ve diğer üst düzey Ukraynalı yetkililerle yaptığı ikili görüşmeler geniş yer tutuyor.

 

İstihbarat birimleri Teftiş Kurulu Başkanı Michael Atkinson, şikâyetin 12 Ağustos'ta kendisine ulaştığını söylüyor.

 

Dilekçeyi inceleyen Atkinson, iddiaların incelenmesi gerektiğini düşünerek iki hafta sonra dilekçeyi ulusal istihbarat bürosu direktör vekili Joseph Maguire'a iletti.

 

İddiaların büronun yetki alanı dışında olduğu sonucuna ulaşan Maguire ise 9 Eylül'de konuyla ilgili olarak Kongre'yi bilgilendirdi. Ancak Kongre'ye dilekçe içeriği gösterilmedi.

 

Başmüfettiş Atkinson, bunun prosedürlere uygun olmadığını, Kongre'nin bilgilendirilmesiyle birlikte dilekçe içeriğinin de paylaşılması gerektiğini vurguladı.

 

Temsilciler Meclisi'nin Demokrat üyeleri konunun Trump ile ilgili olabileceğinden şüphelenerek dilekçe içeriğinin paylaşılması için baskıyı artırdı.

 

Perşembe günü istihbarat birimleri başmüfettişi Atkinson, Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu'na ifade verdi. Ancak Trump yönetiminin talimatıyla dilekçenin içeriği hakkında konuşması yasaklanmıştı.

 

Son olarak azil sürecinin başlamasıyla birlikte 25 Eylül'de dilekçe Kongre'ye iletildi.

 

26 Eylül'de de kamuoyuna açıklandı.